İran’da yüksek enflasyon ve fiyatların birden artması sebebiyle patlak veren olayların hızlı bir şekilde yayılması ABD, İsrail ve AB’nin İran’a karşı tavır almasına gerekçe oluşturdu. Oysa İran’da yaşanan ekonomik krizde, ABD ve Batı’nın uyguladığı ekonomik ambargonun da önemli rolü vardı.
Gazze’de tam anlamıyla bir soykırım gerçekleştiren ve bu soykırımın bilfiil ortağı olan ABD, İsrail ve bazı AB üyesi ülkelerin İran’daki olaylar karşısında “insancıl” olmaları, hak arayışı içindeki halktan yana tavır sergilediklerini ileri sürmeleri samimiyetten ve gerçekçilikten son derece uzaktı. Asıl amaçları bu vesileyle İran’ı bazı yeni tavizlere zorlamak için baskı yapmanın araçlarını çeşitlendirmekti.
Bu arada ABD’nin İran’a saldırı tehditlerinde bulunması ve savaş gemilerini harekete geçirdiği açıklamaları yapması ise tamamen psikolojik savaştan ibaretti.
Gazze’deki soykırım savaşının en ağır yükünü yüklenen, işgal rejiminin bütün askeri teçhizatlarını temin etmekle kalmayıp savaşın sebep olduğu ekonomik külfetin de önemli bir kısmını telafi eden, bu yüzden basite alınamayacak birtakım ekonomik sıkıntılar içine giren, bu arada göçmenlere yönelik ırkçı politikaları yüzünden kendi içinde de muhtelif sosyal problemler yaşayan, Venezuela’ya yaptığı operasyon sebebiyle Amerika kıtasındaki bazı ülkeler açısından tehdit oluşturmanın riskini de karşısına alan, gerek ekonomik gerek siyasi yeni sorunlarla Avrupa ülkeleriyle sürtüşmeli bir dönem içine giren ABD’nin İran’da fiili bir savaşın kıvılcımını çakması pek muhtemel görünmüyordu.
Bunu İran da biliyordu. Ama ABD ile yeni bir görüşme sürecinin kapısını aralamak için yaşanan olayları ve psikolojik savaşı diplomatik köprülerin inşa edilmesinin gerekçesi olarak kullanmak onun da işine geliyordu.
Yazının devamı için:https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ahmet-varol/abd-iran-gorusmelerinin-seyri-51682.html?page=2































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.