Bu cümle bana işle ahlâk arasındaki ilişkiyi düşündürdü ve aklıma hemen Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”ndeki (Dergah Yay., 2012) Muvakkit Nuri Efendi geldi. Hayri İrdal’ın anlattığına göre bilge saat ustası çırağına “Bozuk bir saate, bir hastaya, bir muhtaca bakar gibi bakmağa alış!” (s. 33) demiş ve gerçekten de tamir ettiği saatlere bir insana, bir hastaya, bir muhtaca bakar gibi bakmıştır.
Çok ilginç! Tanpınar’la Bauman birbirlerinden habersiz modernite, iş ve ahlâk konusunda benzer bir ayırım yapıyor. Bu itibarla meselâ “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nde Muvakkit Nuri Efendi’den bahsedilirken “Bir meslek adamından ziyade, işin zevkinde bir keyif ehli gibi çalışırdı.” (s. 32) cümlesi oldukça önemli. Tanpınar’daki ‘meslek adamı’, Bauman’da ‘rol icrası’ olmuştur, aralarında bir fark yok! Meslek adamı ya da rol icracısı, modern endüstri-iş ağına şahsiyeti silinerek ve sadece ‘profesyonel’ olarak eklenen insan. Böylece işleyen/ fail ile işlenen, imal edilen nesne arasındaki ruhî/ ahlâkî bağ ortadan kalkıyor, Bauman’ın sözüyle “Çoğunlukla ‘bilimsel yönetim’ adı altında tartışılan bütün bu icatlar sayesinde, modern eylem etik duyguların dayattığı kısıtlamalardan kurtuluyor.” (Parçalanmış Hayat, s. 269).
Devamı: https://www.karar.com/yazarlar/alaattin-karaca/is-ahlak-insan-esya-tanpinar-bauman-1592975






























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.