• İstanbul 13 °C
  • Ankara 10 °C

Ali Bal: Millî Güvenlik Meselesi: Okulların Açılması

Ali Bal: Millî Güvenlik Meselesi: Okulların Açılması
Nereden nereye geldik. Salgındı, ölümlerdi, aşıydı, kapanmaydı derken iş geldi okulların açık kalmasına kilitlendi. Sayın Bakan, okulların açık kalmasının millî güvenlik meselesi olduğunu açıkladı.

Gerçekten de öyle midir? Millî güvenlik nedir? Birlikte kafa yoralım. Taşın altına elimizi koyalım. Suya sabuna dokunalım.

Sayın Bakan Özer, göreve gelir gelmez çok hızlı kararlar alarak sonuç odaklı işler başlattı. Kendinden emin, güçlü ve güven verici adımlar attı. MEB bürokrasisinde ciddi değişimler yapıldı, takım oluşturuldu, devamı da gelecek gibi. Burada eleştirenler de oldu ama köklü değişimlere niyetlenmişseniz ekibinizi kurmanız gerekiyor. Bir kurmay takımı şart. Şimdi biz işin “millî güvenlik” kısmına odaklanalım. Okulların açık tutulması ne anlama geliyor? Salgın döneminde tartışmaların odağında olması gereken konular saptırıldı. Vaka sayılarının güvenirliği ile başlayan tartışmalarda geldiğimiz nokta aşı karşıtlarıyla uğraşmak oldu. Alternatif bir önlem var mı? Yok! Peki, nedir bu tartışmaların maksadı?  Gidişat nereye? Cevabı bilinmeyen sorular daha büyük sorunları doğuruyor. Şöyle de bir durum var: Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış. Türkiye biraz da delilerin kuyusu hâline döndü, dönüştürüldü.

Millî güvenlik nedir, millî güvenliği sağlayan veya tehdit eden unsurlar nelerdir?  Buyurun, millî güvenliğin ne olduğunu okuyalım. “Millî güvenlik; devletin anayasal düzeni, millî varlığını,  bütünlüğünü,  milletler arası alanda siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik bütün çıkarlarının yanı sıra, uluslararası antlaşmalarla kararlaştırılan haklarını, her türlü iç ve dış tehdide karşı korunmak ve kollamak üzere gerçekleştirilen faaliyetlerin bütünüdür.” Bu kapsamlı tanımdan hareketle okulların açık kalmasının ne anlama geldiğini anlayabiliriz.  Her şeyden önce okulları açamamak güçsüzlük, acizlik, çaresizlik olarak algılanıyor. Devleti zaafa uğratacak ve yıpratacak bir durum çıkıyor ortaya. Diğer taraftan okula gidemeyen çocuklarda teknolojik bağımlılık başlıyor. Salgın döneminde internet kullanımı çok arttı. Ekran bağımlılığı yaygınlaştı. Oysa ekran yerine akran olmalıydı. Çocuklarımız akranlarıyla büyümüyor, ekranlarla büyüyor. Sosyalleşme olmuyor, içe kapanan, odasından çıkmayan, asabileşen çocuklar çoğalıyor. Sofrada bile bir araya gelemeyen aileler az değil. Çocuklar bilgisayar veya tabletlerinden ayrılmıyor. Yemek masalarında bir de tabletler için yer ayrılıyor. Durum vahim! Bu manzara yarının Türkiyesi için tehlike ve tehdit değil midir?

Devamı: https://milatgazetesi.com/yazarlar/milli-guvenlik-meselesi-okullarin-acilmasi-1107/

Bu haber toplam 55 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim