İktisadın özerk bir konuma getirilmesi burjuva kapitalizminin bir marifetidir. İktisadi verimliliği ve kar arayışını sistemin temeline koymaktadır. Bunu insan doğasıyla temellendirerek kendisine bir gerçeklik değeri kazandırdığını, kazandırmakta ısrarcı olduğunu biliyoruz. Ancak insanı iktisadi hayvan olarak tanımlama ve dahası kurgulama başarısıyla oluşturduğu küresel hegemonya bizi aldatmamalı. Dünyanın ne halde olduğuna dair insani ve ahlaki perspektiften doğru, yeni bir bilinçlenmeyi başarabilirsek kapitalizmle baş etme konusunda önemli bir mesafe almamız mümkün olacaktır.
Kapitalizmin fendi
Adam Smith'in öngördüğü gibi devletin müdahalede bulunmadığı bir kapitalizm hiçbir zaman, hiçbir yerde vaki olmadı. Müdahalede bulunmasaydı daha mı iyi olurdu, belki. O zaman tam da Marks'ın öngördüğü şekilde proleterya devrimleri, gelişmiş ülkelerde kim bilir Avrupa-Amerika Baharı sürecini başlatmış olacaktı. Ancak gördüğümüz şu ki, "kapitalizmin fendi" proleteryayı yendi. Sosyal devlet politikaları ve ardından neo-liberal politikalarla bir asırdır kapitalizmin uzayan baharını yaşıyoruz. Küreselleşen kapitalizm dünyaya kendi baharını yaşatıyor. Ekonomistler kapitalizmin hiçbir dönem bu kadar büyümediğini söylüyor. Büyümeyle beraber toplumun refah seviyesinin artacağı, bundan bütün vatandaşların kazançlı çıkacağı varsayılıyor. Turgut Özal bu öngörüsü/iddiası ile siyaset sahnesinde göz kamaştırıcı bir itibar kazanmıştı. Büyüdükçe daha müreffeh bir toplum haline gelecektik. Yanlış mı, hayır. Öyle de oldu zaten. Başka türlü mümkün mü dersek, cevabımız yine hayır. Zenginlerin daha zengin, yoksulların daha yoksul olduğu bir dünya tarifi, kapitalizmin vahşi dönemlerini resmeden bir şablondan ibaret (Yoksulluğun aynı zamanda inşa edilen sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel bir olgu olduğunu "göz ardı etmek" kaydıyla). Kapitalizm kendi sınırlarını ve ne yaptığını biliyor, bilmek zorunda. İnsanların aptal olmadığını ama pek çok zaafının olduğunu görerek hareket yeteneğini geliştiriyor. Alırken vermek gerektiğinin ayırdında. Başka deyişle, zenginlerin daha zengin ama yoksulların "daha az yoksul" olduğu bir dünya sayesinde kendi hayatiyetini idame ettirmekte . Bir nevi kazan-kazan politikasıyla beşeri, sosyo-ekonomik ve ideolojik bir mecburiyeti yerine getiriyor.
Devamı: https://www.star.com.tr/acik-gorus/kapitalizmin-prangalari-haber-1733216/































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.