• İstanbul 19 °C
  • Ankara 12 °C

Ali Sali: Devlet Yalanı ya da Türkçenin Cenaze Töreni

Ali Sali: Devlet Yalanı ya da Türkçenin Cenaze Töreni
Devlet yalanı mı olurmuş diye aklınıza bir soru takılmasın! Devlet memuru gibi devlet yalanı da olur. Fakat devlet yalanı denilen şey maaşa bağlanarak istihdam edilmiş bir çalışan değildir!

Bunu gözden ırak tutmamak lazım. Yoksa karışıklığa sebep olabilir! Bu arada hemen şunu da belirtmeden geçmeyelim: Devlet yalanı mefhumu bize ait bir adlandırma değil, adlandırma Türkiye’nin entel camiasında ciddi bir taraftar kitlesi de olan Fransız felsefeci Derrida’ya ait. Türkçede de yayımlanan “İstanbul Mektubu” olarak bilinen mektubunda kullanıyor bu ifadeyi Derrida. “Devlet her yalan söylediğinde, evrensel aklı ve genel iradeyi değil, sınırlı bir çıkar grubunu temsil ediyor, bir sosyal gruba karşı diğerini savunuyor demektir.” şeklinde bir belirleme de yapıyor Derrida ve devamında “Modern politikada yalan, tarihi yaşamış olanların gözünün içine bakarak tarihi yeniden yazmaktır. Kurgu artık gerçeklikle ilişki kurmuyor, gerçekliğin yerini alıyor. Yeni çareler bulmak, yeni tepkiler geliştirmek zorundayız” tespitini de yapıyor.

Derrida’nın devlet yalanı ifadesi ile Türkçenin Cenaze Töreni’nin ne alakası var diye de bir soru gelmesin aklınıza! Çünkü Derrida devlet yalanı mefhumunu tam da Türkçe ile ilgili olarak kullanıyor! İstanbul Mektubu olarak bilinen Derrida’nın mektubu daha önce 2006 yılında Cogito dergisinde tercüme edilerek yayımlanmıştı. Türkçe hassasiyetimi bilenler bu mektuptan yaptığım alıntılarda yazıma almaya tenezzül bile etmeyeceğim kelimeleri kullandığıma hayret etmesinler! Mektubu Türkçeye tercüme eden bu kelimeleri kullanarak tercüme etmiş ne yazık ki!

Haberdar olanlar D. Mehmet Doğan’ın Eylül ayı içinde Türkçenin Cenaze Töreni ismiyle yeni bir telif kitapla okur karşısına çıktığını hatırlayacaklardır. Bu arada cenaze töreni ifadesini Doğan’a yakıştıramadığımı da ifade etmek zorundayım. Ortadaki cenazenin Türkçe olduğunu söyleyen Doğan’ın tören kelimesine itibar etmeyeceğini sanıyordum, eğer latife yapmıyorsa, kinaye yapmıyorsa! Neyse meselemiz bu değil. İşte Derrida’nın İstanbul Mektubu olarak bilinen mektubu Doğan’ın kitabında tekrar karşıma çıktı.  D. Mehmet Doğan Derruda’nın bu mektubundan epey uzun alıntılar yapmış. Türkçenin bir cenaze hâline gelmesinin başlangıç noktası olarak görebileceğimiz elifbadan alfabeye geçişle ilgili Derrida’nın hayretini ifade ettiği bölümlerini neredeyse tümüyle almış kitabına. İyi de yapmış. Çünkü dikkat çekilince bazı ifadelerin ne kadar ağır olduğunu, dışardan bakan birinin aklının havsalasının almadığını bariz biçimde tebarüz ettirdiği cümleleri görmek bazı meseleleri daha sarih görmemizi temin ediyor.

Devamı: http://tybkonya.org.tr/ali_sali-devlet_yalani_ya_da_turkcenin_cenaze_toreni-97.yazi

Bu haber toplam 178 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim