Garip şiiriyle birlikte Türk şiirinde kaybolan gerçekliğin ve şiire hâkim olan basitliğin İkinci Yeni ile birlikte kırıldığının altını çizen Ekinci, her şeye rağmen İkinci Yeni şairlerinin diğer akımlardan farklı olarak bir akım yaratmak derdinde olmadığını, İkinci Yeni şairleri arasında dönemin şartlarının da etkisiyle kendiliğinden bir biraradalığın oluştuğunu belirtti.
Ekinci’nin konuşmasının ilerleyen bölümlerinde, yazdığı şiiri “neo-realist şiir” olarak adlandıran Sezai Karakoç’un İkinci Yeninin diğer şairlerinden öncelikle “kişilik farkı”yla ayrıldığını, Karakoç şiirinde metafizkle kast edilenin İslâm olduğunu ve metafiziğin, gelenek, sembol ve soyutlamayla birlikte Karakoç’u İkinci Yeni şiirinden farklı kılan diğer unsurlar olduğunu belirtti. Ayrıca Hızır’la Kırk Saat şiirinin bir milât olduğunu, bu şiir ve sonrasının birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.
Konuşması bittikten sonra dinleyenlerin sorularını cevaplayan Ekinci, Osman Özbahçe’nin “İkinci Yeni Karakoç mudur?” sorusuna, Karakoç’un Pazar Postası’ndaki yazılarının İkinci Yeniyi beslediğini, İkinci Yeninin en az diğer şairler kadar gücünü Karakoç’tan da aldığını, her şairin akımı, meşrebince beslediğini ifade ederek cevap verdi.
Hayriye Ünal’ın, “Muhafazakâr kesimin şairlerinin belli bir yaştan sonra şiiri bırakıp kurtarıcılığa soyunmaları” hakkında ne düşündüğünü sorması üzerine İdris Ekinci ve salonda bulunan katılımcılar konu hakkında görüşlerini belirttiler. Toplantı, İdris Ekinci’nin konuşulanları toparlayan son sözleriyle nihayete erdi.

































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.