• İstanbul 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Konya 18 °C
  • Sakarya 16 °C
  • Şanlıurfa 25 °C
  • Trabzon 22 °C
  • Gaziantep 23 °C
  • Bolu 14 °C
  • Bursa 18 °C

Ayrışma Derinleşiyor

Ayrışma Derinleşiyor
ABD Temsilciler Meclisi'ndeki Demokrat vekillerin çoğunluğu İsrail'e yapılan askerî yardımların durdurulmasını destekledi

15 Temmuz'da, ABD Kongresi'nde Demokrat Parti mensubu temsilcilerin çoğunluğu (212 üyenin 103'ü), ABD yönetiminin İsrail'e askerî alımlar için her yıl sağladığı 3,3 milyar dolarlık askerî yardımın derhal durdurulmasını öngören bütçe değişikliği teklifine destek verdi. Teklife 98 Demokrat üye karşı oy kullanırken, 10 üye ise çekimser kaldı.

Bütçe değişikliği teklifi, Cumhuriyetçi Parti'nin sağ kanadından ayrılan Cumhuriyetçi Kongre üyesi Thomas Massie tarafından sunuldu. Beklendiği üzere teklif, Massie dışındaki bütün Cumhuriyetçi üyelerin aleyhte oy kullanması nedeniyle kabul edilmedi.

Teklife, Demokrat Parti'nin önde gelen isimlerinden destek geldi. Destek verenler arasında, Kongre'deki Demokrat Parti yönetiminde hiyerarşik olarak ikinci sırada bulunan isim ile eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi de yer aldı. Ayrıca, İsrail'e verdikleri güçlü destekle tanınan bazı Demokrat milletvekilleri de teklife destek verdi.

Buna karşılık, Demokrat Parti içindeki bazı diğer yetkililer ise yardım bütçesinin durdurulmasına karşı çıktı. Bunlar arasında Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki azınlık lideri Hakeem Jeffries de bulunuyordu. Ancak parti yönetimi, teklifin büyük ihtimalle reddedileceğini ve ayrıca böyle bir girişimin İsrail meselesi nedeniyle zaten var olan parti içi görüş ayrılıklarını daha da derinleştireceğini değerlendirdiğinden, üyeler üzerinde parti disiplini uygulama yoluna gitmedi.

Kongre üyelerinin, önergeye ilişkin tutumlarını açıkladıkları beyanlarda; mevcut İsrail hükümeti ve Başbakanı ile İsrail'in bölgede yürüttüğü savaşları yönetme biçimine yönelik eleştiriler öne çıktı.

Bu eleştirilerde, özellikle sivillerin maruz kaldığı ağır kayıplara dikkat çekilirken, birçok üye yaşananları "soykırım" olarak nitelendirdi. Ayrıca İsrail'in güçlü bir ekonomiye ve yüksek savunma bütçesine sahip bir ülke olduğu, bu nedenle ABD'den doğrudan mali yardıma ihtiyaç duymadığı vurgulandı. Önergeye karşı çıkan bazı üyeler ise İsrail'i doğrudan savunmaktan kaçınarak, söz konusu girişimin Cumhuriyetçiler tarafından yürütülen siyasi bir manevra niteliği taşıdığını ve metinde yer alan bazı hükümlere karşı oldukları için önergeye destek vermediklerini ifade etti.

Oylama sonuçları, İsrail'in Demokrat Parti içindeki konumunda yaşanan ciddi aşınmayı ortaya koymaktadır. Önerge reddedilmiş olsa da, ortaya çıkan tablo İsrail açısından önemli mesajlar içermektedir.

1. İsrail'e yönelik askerî yardımların geleceği:

3 Kasım'da yapılacak ara seçimlerin ardından beklendiği üzere Kongre'de Demokratların çoğunluğu elde etmesi hâlinde, İsrail ile ABD arasındaki ilişkilerin niteliğini değiştirmeye yönelik güçlü bir yasama baskısının oluşması muhtemeldir. Bu baskının ilk hedefi, İsrail'in Amerikan savunma sanayisinden askerî teçhizat temin etmek için kullandığı yıllık mali yardım sisteminin yeniden düzenlenmesi olacaktır. Nitekim bugünlerde İsrail ile ABD arasında, 2018 yılında imzalanan güvenlik alanındaki Mutabakat Zaptı'nın (MOU) yerine geçecek yeni bir mutabakat üzerinde görüşmeler sürdürülmektedir. Basına yansıyan bilgilere göre, yeni mutabakat doğrudan mali yardım kaleminin kademeli olarak azaltılmasını öngörmektedir. Bu çerçevede artık tartışma, söz konusu yardımların azaltılıp azaltılmayacağı değil, bunun ne kadar kısa sürede gerçekleştirileceği üzerinedir. Bunun yanı sıra, savunma sanayii alanındaki ortak iş birliği programlarının da daha yoğun biçimde eleştirilmesi ve ABD menşeli silahların kullanımını denetlemeye yönelik mevcut yasal mekanizmaların devreye sokularak İsrail'in askerî tedarik faaliyetlerinin sınırlandırılması yönündeki baskıların artması beklenmektedir.

2. Mutabakat Zaptı (MoU) modelinin kırılganlığı:

Mutabakat Zaptı, iki ülke hükümetleri arasında imzalanan bir anlaşmadır; her iki ülkede de yasama organlarının onayından geçen bir kanun niteliği taşımaz. Bu nedenle ABD yönetiminin, İsrail'e yapılacak yardımı bütçe süreci kapsamında her yıl yeniden onaylaması gerekmektedir. Geçmişte İsrail, ABD'deki iki büyük siyasi partinin de güçlü desteğine sahip olduğu için bu bütçe kalemi önemli bir sorun oluşturmuyordu. Ancak son oylama, riskin yalnızca imzalanması planlanan yeni mutabakatla sınırlı olmadığını; mevcut mutabakatın kalan sürede uygulanmasının da çeşitli güçlüklerle karşılaşabileceğini göstermektedir.

Kongre'nin daha önce taahhüt edilmiş bütçe ödeneklerini durdurmayı başarması hâlinde ise, İsrail'in (ve buna bağlı olarak ABD yönetiminin), bu bütçe temel alınarak üstlenilmiş tedarik yükümlülükleri için alternatif finansman kaynakları bulması gerekecektir.

3. Filistin meselesinin belirleyici rolü ve İsrail yanlısı lobi:

Demokrat Parti tabanının önemli bir kesimi nezdinde İsrail, baskıcı politikalar izleyen ve hem kendi değerleriyle hem de ABD'nin çıkarlarıyla çelişen bir ülke olarak görülmektedir. Bu algının merkezinde ise İsrail'in Filistinlilere yönelik politikaları yer almaktadır. Aynı eğilim, İsrail yanlısı lobi AIPAC'in imajına da yansımakta; örgüt, Amerikan siyasetindeki olumsuz odakların sembolü hâline gelmektedir.

Öte yandan, İsrail hükümetinin Filistin meselesine yönelik politikasında değişikliğe gitmesi, Demokrat Parti içinde hâlen sayıları azımsanmayacak düzeyde olan İsrail yanlılarının son önergeyi desteklemek zorunda kalanlar da dâhil olmak üzere iki ülke arasındaki ittifakı savunmalarını kolaylaştırabilir. Ancak zaman ilerledikçe İsrail'den beklenen asgari adımların kapsamı giderek genişleyecek; buna karşılık, genel nitelikli taahhüt ve vaatlerin bu eğilimi tersine çevirme gücü giderek zayıflayacaktır.

Sonuç

15 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen oylama, ABD-İsrail ilişkileri açısından önemli bir dönüm noktası niteliğindedir.

Oylama, ilk kez Demokrat Parti içinde yalnızca politika tercihleri konusunda değil, İsrail ile ABD yönetimi arasındaki ittifakın temel mahiyeti konusunda da derinleşme potansiyeli taşıyan ciddi bir görüş ayrılığını gözler önüne sermiştir.

Önergenin reddedilmiş olması, verilen siyasi mesajın başarısız olduğu anlamına gelmemektedir. Aksine, bu sonuç İsrail açısından ciddi bir uyarı niteliği taşımaktadır. Askerî yardımların geleceği artık eskisi kadar güvence altında değildir; Mutabakat Zaptı (MoU) siyasi dokunulmazlığını büyük ölçüde yitirmiş, İsrail yanlısı lobi giderek bir yük olarak algılanmaya başlamış ve Demokrat Parti'nin İsrail'in Filistin politikasına yönelik talepleri daha da yükselmiştir.

Kasım ayında yapılacak seçimler yaklaşırken artık asıl mesele, ABD-İsrail ilişkilerinin değişip değişmeyeceği değil; bu değişimin ne kadar hızlı ve ne ölçüde gerçekleşeceği ile İsrail'in alışık olmadığı yeni Amerikan siyasi ortamına ne derece uyum sağlayabileceğidir.

Kaynak: Medya ajansları.
Tercüme: Filistin Diplomasi Merkezi (FİDE)

Bu haber toplam 292 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim