Birbiriyle alakasız gruplar gibi görünse de fikir merkezlerinin Avrupa sağını inşa eden merkezlerle aynı olduğu görülüyor.
Bir iklim yaratılmaya çalışılıyor. Bu iklim için de Avrupa’da kullanılan kavramlar neredeyse aynen çevriliyor. İstila gibi. Tek farkla ki; Avrupa bu kavramı, “İslam Hristiyan toplumlarını istila ediyor” imajı ile piyasaya sürerken Türkiye’de bu ideolojik ve ırkçı bir boyuta indirgeniyor. “Türk yurdu istila ediliyor” şeklinde sunuluyor. Kavram benzerliklerine bakılırsa bu tepkileri Avrupa merkezli bir politik hareketin Türkiye projesi olarak görmekte bir beis yok. Bu hareketin Türkiye savunucularına bakılırsa hele… Avrupa merkezcilik öylesine hissediliyor ki, o merkezler sol ve çok kültürlü olduğunda PKK-HDP destekçisi, tam tersi olduğunda da mülteci karşıtı. Üstelik mültecileri ülkeler arası taşıyan insan kaçakçılarının büyük çoğunluğu da PKK ile çalışırken.
Avrupalı akademisyenler için bu konuların geçmişine dair izledikleri tarih 20 yıl öncesine kadar dayanıyorken, bizdeki konuya dair bu zihniyetin nasıl bir siyasi proje olduğunu ortaya koyan daha çok araştırmaya ihtiyaç var. Avrupa’da 2016 ve öncesinde denenenler şimdi Türkiye’de deneniyor. Elbette bu deneylerde elde edilen tecrübelerle söylemler sürekli revize ediliyor.
Devamı: https://www.yenisafak.com/yazarlar/ayse-bohurler/ceviri-kavramlarla-siginmaci-dusmanligi-2062823






























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.