O gün kapısından girdiği Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Enstitüsü'nde bulunan Nakışhane bölümü, 20 yaşındaki genç adam için, büyük bir medeniyete açılan kapı olacaktı.
O güne kadar sanat eğitimi almamış bu heyecanlı gencin göz kamaştıran yeteneği, dönemin kutup yıldızlarından Süheyl Ünver Hoca başta olmak üzere herkesi etkilemişti.
Aradan yıllar geçer, o delikanlı Nakışhane'de pişer ve eserleri özel koleksiyonları süslemeye başlar; Paris'i minyatürü Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand'a, Moskova minyatürü ise Putin'e ulaşır.
Aslında onun eserlerini milyonlarca İstanbullu da yakından tanıyor, görüyor, hem de her gün.
Taksim Metrosu'nda beklerken, rayların öte tarafında, karşımızdaki duvarı süsleyen minyatürler onun eseri...
Devamı: https://www.aksam.com.tr/yazarlar/bedir-acar/yerle-gok-arasinda-bir-nakkas/haber-1258949






























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.