Uluslararası ilişkilerde dostluk veya düşmanlık süreklilik arz etmez. Elbette İsrail kategori dışı. Bir terör örgütünden neşet etmiş İsrail, kurulalı beridir bölgeye sürekli kan ve gözyaşı yaydı. Sürekli olarak yayılmacı ve katliamcı politikasıyla bizim için uzlaşılmaz ve dost kabul edilemez bir yapıdır. Onun dışındaki bölgedeki tüm ülkeler bizim için ortak projelerle ilişkilerimizi geliştirebileceğimiz dost ülkelerdir.Geldiğimiz savaş konjonktürü dostlukları test etti.
Bu bağlamda Türkiye, İran'a yapılan saldırıları gayri meşru olarak niteledi. Bu savaşta elbette ABD ve İsrail'in karşısındayız.
TÜRKİYE İÇİN TEHDİT İÇEREN ÜÇ SENARYO ATLATILDI
Savaş, ikinci ayına girdi ve devam ediyor.
Üç kritik olgu var ki; Türkiye için tehdittir.
Şimdiye kadar olmadı ve fakat bundan sonra olmayacağı anlamına da gelmez. Bu bağlamda hariciyemiz proaktif bir şekilde rol almaktadır.
Peki, nedir bu tehdit alanları?
İran'ın bölünmesi Türkiye için tehdittir. ABD ve İsrail bunu denedi ve fakat beceremediler. Trump'ın son konuşmasında Kürtlere yönelik suçlama içeren ifadeler vardı.
"Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge" hedefi sadece Suriye ve Irak'ı değil daha geniş coğrafyalarda huzuru amaçlıyor. Bu bağlamda süreç, yolunda ilerliyor.
İkinci tehdit; İran'da rejimin değişmesi olurdu. Rejim değiştirilemedi. İran'da rejim devrilir ve İsrail - ABD eksenine girer ise bu durum Türkiye için hiç de pozitif sonuçlar doğurmaz. İran'ın şu anki pozisyonu diğer alternatife göre daha olumludur ve desteklenmesi gerekir.
Üçüncü tehdit alanı ise; bölgesel mezhepsel savaş. Sünni-Şii çatışmasını hedefleyen plan için ABD ve İsrail çokça uğraştı ve fakat Türkiye'nin suhulet çağrıları sebebiyle gerçekleştirilemedi. İsrail'in sahte bayrak operasyonları etkisizleştirilerek coğrafyanın otuz yıl savaşlarına girmesi engellendi.
Şu hususu da net bir ifadeyle belirtmek isterim; İran tarihsel olarak zaman zaman karşı karşıya geldiğimiz bir ülke. Medeniyet geçmişi ve mezhepsel farklılığımız nedeniyle de bir rekabet motivasyonu var. Sosyolojik olarak ise iki millet için de savaşçı kodlar ve onur duygusu ön planda. İran'ın ümmet içindeki azınlık psikolojisi, İran'ı yayılmacı ve Sünni katliamcısı reflekslere itti. Suriye'deki acı yaşantılar hala hafızalarda diri. Bu bağlamda İran'ın yıkılmadan yıpratılması, yayılmacı reflekslerinin etkisizleştirilmesi ülke olarak bizim çıkarımızadır. İran halkı için elbette üzülmemek ve kaygı duymamak mümkün değil. Ve fakat yönetim için bu analizi yapmak elzemdir.
SAVAŞ SONRASI TÜRKİYE İÇİN FIRSATLAR
Savaşın bölgeselleşmeden bitmesi ana temennidir.
Süreç bittiğinde Körfez ülkeleri, ABD'ye mesafe koyacaktır.
Güvenlik bağlamında umdukları korumayı ABD'den alamayan bir Körfez var karşımızda.
Şimdiden düşünmeye başladılar, güvenlik şemsiyesini nasıl çeşitlendirebiliriz? Bununla beraber enerjinin taşınması bağlamında Hürmüz'e alternatif borularla oluşturulacak farklı ve güvenli yollar inşa edilebilir mi?
Her iki konuda da Türkiye öne çıkıyor. Bu iki konudaki gelişmeler, ekonomik ve stratejik konumu itibariyle Türkiye'ye çağ atlatır.
Devamı:https://www.star.com.tr/yazar/iran-savasinda-turkiye-icin-tehditler-ve-firsatlar-yazi-2007840/































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.