• İstanbul 7 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 14 °C
  • Konya 8 °C
  • Sakarya 8 °C
  • Şanlıurfa 13 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Gaziantep 10 °C
  • Bolu 5 °C
  • Bursa 11 °C

Bir Dil, Bir Kimlik, Bir Köprü: Belçika’da Türkçe

Bir Dil, Bir Kimlik, Bir Köprü: Belçika’da Türkçe
Ramazan Karahüseyinoğlu

Avrupa’nın merkezinde, farklı dillerin yankılandığı Belçika sokaklarında Türkçe; yaşamaya, nefes almaya devam ediyor. Belçika’nın çok dilli sokaklarında yürürken kulağınıza aynı anda hem Fransızca hem Flamanca hem de Türkçe kelimeler çalınabilir. Burada Türkçe, sadece bir dil değil; bir kimlik, bir aidiyet, bir sıcaklık ifadesi. Yıllar boyunca Belçika’da Türkçe ve Türk Kültürü (TTK) derslerinde görev yapmış bir öğretmen olarak şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim: Türkçeyi yaşatmak, kimliğimizi yaşatmaktır. 

Belçika’daki Türk toplumu, bugün yaklaşık 250 bin kişilik köklü bir nüfusa sahip. Bu nüfusun önemli bir kısmını çocuklar oluşturuyor. Bu çocuklar, okullarında Fransızca veya Flamanca eğitim görürken, Türkçe ve Türk Kültürü dersleriyle köklerinden gelen sesi duymaya devam ediyorlar.

Haftada iki ders saati olan bu dersler, 1991’de Türkiye ile Belçika arasında imzalanan kültür ve eğitim anlaşmalarıyla başlayarak bugüne kadar ulaşmış güçlü bir köprü görevi görüyor. “Dillere ve Kültürlere Açılım Programı (OLC)” sayesinde Türkçe eğitimi yalnızca dil öğretmekle kalmadı, çok dillilik ve kültürlerarası diyalog kavramlarına da yeni bir boyut kazandırdı.

Görev yaptığım yıllarda, bu programın sadece öğrenciler için değil;  aileler ve toplum için de ne kadar değerli olduğunu yakından gözlemledim. Türkçe dersleri, çocukların kimlik bilincini güçlendiriyor, aidiyet duygusunu tazeliyor ve onları iki kültür arasında sağlam bir dengeye oturtuyordu.

Belçika’daki Türkçe dersleri, yalnızca bir müfredat uygulaması değil; aynı zamanda bir kültür yolculuğuydu. Her gün sınıfa girdiğimde, öğrencilerin gözlerinde iki farklı dünyanın yansımasını görürdüm: Bir yanda Avrupa’nın çok dilli ortamı; diğer yanda Anadolu’nun sıcaklığı, değerleri, hikâyeleri…

Derslerde sadece dilbilgisi değil, bayramlar, halk oyunları, gelenekler, tarihî olaylar, masallar da vardı. Öğrenciler, Çanakkale’nin anlamını öğrenirken gururlanır, 23 Nisan şiirlerini okurken coşar, Ramazan ve Kurban Bayramı’nı anlatırken duygulanırlardı.
Her etkinlik, onların kimliklerine bir tuğla daha ekliyordu.

Yazının devamı için:https://www.insaniyet.net/bir-dil-bir-kimlik-bir-kopru-belcikada-turkce/

Bu haber toplam 146 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim