Ramazanın son günlerini ve Ramazan Bayramı’nı Bosna Hersek’te geçirmek üzere Sarajevo’ya geldim.
İyi ki gelmişim.
Osmanlı zevkini tatmak buna denir:
Sarajevo’nun merkezine yani Başçarşı’ya çıkıyoruz. Aman Allah’ım, farklı bir medeniyetin, farklı bir kültürün içine adeta doğuyorsunuz. Sebilleri, camileri, ahşap dükkânları, hanları, güvercinleriyle size bir tarih sunuyor. Bu tarih Osmanlı zevk tarihi; Osmanlı zevkini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Nereye baksan Osmanlı ruhu adeta oradan fışkırıyor ve sizin ruhunuzu tarihe ışınlıyor.
Aliya İzzetbegoviç’in mezarına gitmek için sabırsızlanıyorum. Aliya ile canlı bir şekilde görüşebileceğimi adeta hissediyorum. Başçarşı’nın hemen yukarı kısmına doğru çıkıyoruz, karşımızda şehitler mezarlığı! Sırp savaşında şehit düşen gencecik insanlar adeta çiçek açmış burada. Yüzlerce şehidin arasında Aliya’nın mezarı bir hilal şeklinde düşünülmüş.
Kabri başında düşüncelere daldım:
“Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor.” dediği gibi Akif’in, bir millet uğruna ne çilelere göğüs germiş Aliya! Sade, toprakla bütünleşmiş bir kabir. Gelenler Kur’an okuyor, dua ediyor. Esas duruşa geçenleri hiç görmedim, Müslümanca herkes sadece dua ediyor, derin düşüncelere dalıyor.
Devamı: https://www.haber7.com/yazarlar/d-ali-tasci/3216638-bosnadan-sevgilerle-ve-huzunle






























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.