• İstanbul 23 °C
  • Ankara 20 °C

D. Mehmet Doğan: Ahmed Senusî: Milli Mücadele’nin unutturulan kahramanı

D. Mehmet Doğan: Ahmed Senusî: Milli Mücadele’nin unutturulan kahramanı

Vefatının 90. yılında Ahmet Senusî’yi rahmetle anıyoruz!

90 yıl önce bugün Son Posta gazetesinde 3. sayfada beş satırlık bir haber: “Ahmet Sünisi öldü!” Anadolu Ajansı’nın Kahire mahreçli haberinde “Mekkeden bildirildiğine göre, 1915 ikinci teşrininde (kasım) yapılan istila hareketini idare eden Şerif Ahmet Sünusi ölmüştür.” deniliyor.

Türkiye’den 1924 yılında sınır dışı edilen bir Millî Mücadele kahramanı böyle unutulmalı mıydı?

Haber perişan: Ölüm tarihi, gün olarak yok!

“1915 kasımında yapılan istila hareketi” nedir ki onu Ahmet Senusi idare etmiş?

İtalyanlar Libyayı 1911’de işgal etmişti. Bilindiği gibi Enver Bey (sonra paşa) ve Mustafa Kemal Bey (sonra paşa) gibi askerler Libya’da mahalli direnişi teşkilatlandırmak için Mısır üzerinden Trablusgarba gitmişti.

Mahalli direnişin öncüsü Senusi tarikatının başı Şeyh Ahmed Senusî idi.

İtalyanlar bir süre sonra Libya’da hakimiyetlerini ilan ettiler ama ülkenin çok az bir kısmını kontrol edebiliyorlardı. Birinci Dünya harbinde Senusiler Mukaddes cihad fetvasına uyarak Mısırı işgal eden İngilizlere karşı savaştı. Her halde haerde kastedilen budur.

            Ahmed Muhtar Ahmet Senusînin vekili

Senusilik, Kuzey Afrika’da 19.yüzyılda ortaya çıkan, antiemperyalist bir tarikat. Fransızlarla mücadeleleri dillere destan! İtalyan işgaline karşı direnen Senusilerin şeyhi Ahmed Senusî. Biz Libya’da İtalya’ya karşı direniş sözkonusu olduğunda Ömer Muhtar’ı hatırlarız. Çünkü, Kaddafi, ihtilal yaptığında, onun yeğeni kıral İdris Senusi’ye karşı yapmıştı, onun için senusiler ve senusilik makbul değildi. Peki kimdir Ömer Muhtar? Şeyh Ahmed Senusî’nin Libya’dan ayrıldıktan sonra onu vekaleten direnişi sürdüren kahraman!

Kaddafi, Libya’nın emperyalizme karşı savaşında senusiliği geri plana atar, hatta yok sayar, Ömer Muhtarı öne çıkarır. Onun mali desteği ile yapılan meşhur film hafızamıza Ömer Muhtarı böylece yerleştirmiştir.

Neden Ahmed Senusî Trablus’dan ayrıldı?

  1. Dünya harbinin sonlarına doğru, Enver Paşa, Ahmed Senusî’yi bir Alman denizaltısıyla Adriyatik sahiline çıkarttırdı, sonra İstanbul’a getirti. Niyeti, İngilizlerle iş birliği yaparak isyan eden nâ-Şerif Hüseyin’e karşı onu öne çıkarmaktı. Gerçekten Ahmed Senusî’nin İslâm âleminde öylesine büyük bir şöhreti vardı. Sultan Reşad vefat edince, Enver Paşa’nın planı suya düştü. Vahidetdin böyle bir macerayı uygun bulmadı. Senusî İstanbul’un işgali üzerine Bursa’ya geçti.

Ankara’ya davet edilen şeyh

Enver Paşa’nın yapamadığını Kemal Paşa yaptı! Ahmed Senusî’yi Ankara’ya, Millî Mücadele’ye destek için dâvet etti. Ahmed Senusî daveti kabul etti. Ankara’da törenle karşılandı, Meclis’e götürüldü. Orada güzel bir dua yaptı. 25 Kasım 1920 akşamı Büyük Millet Meclisi, Senusî’nin şerefine bir ziyafet verdi. Bu ziyafette Mustafa Kemal Paşa uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşmada Trablus’a nasıl gittiğini, orada bu emsalsiz kahramanla nasıl tanıştığını anlattıktan sonra, senusiliği diğer tarikatlar gibi sadece dinî maksat gütmediği için övdü. Senusilik siyasî bir maksat takip ederek bölgede yaşayan müslümanların istiklâllerini sağlamak için mücadele etmişti.

Paşa, konuşmasında Anadolu’daki Mücadele’yi “büyük cihad” olarak adlandırmakta ve Büyük Millet Meclisi hükümetini de “İslâmın tek ümidi” ilan etmektedir.

            Ahmed Senusi Milli Mücadele için harekete geçti

Ahmed Senusî Sivas’da bir İslâm kongresi topladıktan sonra güney doğu bölgesinde uzun bir yolculuğa çıktı. Bütün güney illerini, bu arada şimdi Irak ve Suriye sınırları içinde bulunan şehirleri ziyaret etti. Buradaki kanaat önderleriyle, aşiret reisleriyle görüştü. Millî Mücadele’nin güney cephesini tahkim etti.

Onun büyük hizmetleri inkılâp tarihlerinde yer almaz, kronolojilerinde ismi bile geçmez. Sanki böyle bir şahsiyet Millî Mücadele’ye destek vermemiş, büyük hizmetler yapmamış gibi. Neden?

Buna rağmen, inkılâp tarihi kitaplarında bahsi geçmez. Kronolojilerde sadece Ankara’ya gelişi haber verilir. Kimdir, nedir, neden gelmiştir, neler yapmıştır? Bunlardan söz edilmez.

Neden? Çünkü bugün okutulan “Kurtuluş Savaşı” tarihi, asla gerçek Millî Mücadele tarihi değildir. Zaten, bu kitaplarda kurtuluş, bağımsızlık gibi kelimeler kullanılmasından bazı ipuçları çıkarılabilir. Mehmet Âkif Millî Mücadele’ye “İslâm şairi” olduğu için çağrılmıştır, Ahmed Senusî’nin Ankara’ya dâvet edilmesinin sebebi de İslâm dünyasındaki nüfuzu ile ilgilidir. Ahmed Senusî Meclis’te karşılandığında yapılan konuşmalardan birinde şu cümlelere yer veriliyor: “Efendiler dâvamız yalnız Anadolu dâvası değildir. Üç yüz elli milyon İslâm bu açılan mücahedede (cihadda) bizimle beraberdir.”

Kime ait bu cümle bilin bakalım? Celâl Bayar’a!

Millî Mücadele “cihad”dır, hem “büyük cihad”. Bunu kim söylüyor? Mustafa Kemal Paşa! Savaş kazanıldıktan sonra, bu terminoloji geri plana itilmiştir. Sebebi, dünyanın büyük güçleriyle uzlaşma mecburiyetidir. 1923’de sonra Millî Mücadele kavramı bırakılmış, laikleştirilmiş kurtuluş savaşı kavramı kullanılır olmuştur. İşte o zaman Mehmed Âkif gibi Ahmed Senusî de yakın tarihimizin bu dönemi ile ilgili metinlerden çıkarılmıştır.

            Âkif Mısır’a, Senusî Arabistan’a

Ahmed Senusî, Millî Mücadele boyunca doğu ve güney doğuda dolaştı ve bölge halkının mücadeleye desteğini pekiştirdi. Bir ara Meclis’in onu Irak kralı ilân edeceği iddiaları ortaya atıldı. 1920’nin 29 Kasım’ında M. Kemal Paşa Irak’taki Necef Arap hükümetine gönderdiği mektupta, “...Afrika kıtasında milyonlarca manevî evlâdı olan kadri büyük Şeyh Ahmed Şerîf Senusi Hazretleri de Musul’a doğru hareket etmişlerdir” müjdesini veriyor.

Ahmed Senusî Millî Mücadele’nin sonlarına doğru, tahmin edilebilir sebeplerle, Tarsus’da bir Hıristiyan köyüne yerleştirilir. Lozan görüşmeleri sürerken Ankara’ya gelir. Trablusgarb’a dönüp sürmekte olan istiklâl mücadelesinin başına geçmek istediğini söyler. Bu arada İtalyanlar da kendisiyle temas kurmaya çalışmaktadır. Buradan Şeyh Ahmed’in, Ankara’nın haberi olmadan İtalyanlarla temas kurmak istemediğini çıkarabiliriz. Kemal Paşa meseleyi İsmet Paşa’ya telgrafla bildirir. Bu aslında Lozan’da bulunan İtalyanlarla sen temas kur anlamına gelmektedir. İsmet Paşa ise cevaplarında topu taca atmaktadır.

Ahmed Senusî bir sonuç elde edemeden Tarsus’a döner.

Tarsus İstasyonun’da Ahmet Senusi ve Mustafa Kemal

1923’ün başlarında bir güney gezisine çıkan M. Kemal Paşa Millî Mücadele’ye destek veren ve zaferden sonra Tarsus’un bir köyünde ikamete mecbur tutulan Şeyh Ahmed Senusî ile 19 Mart’ta Tarsus istasyonunda görüşür. Senusî artık Türkiye’nin boynuna yük olmaktadır. 1926 yılında Seyyid Ahmedü’ş-Şerif’den Türkiye’yi terk etmesi istenir. Şeyh Senusî, önce Şam’a gidter, buradaki Fransız manda idaresi tarafından şehri 24 saat içinde terk etmeye mecbur edilir. Oradan Filistin’e geçer; bu sefer İngilizler burada bulunuşundan rahatsız olur.

Ahmed Senusî’nin son durağı Medine olmuştur. Bu arada, Hicaz bölgesi, İngilizlerin Arap imparatoru yapmak vaadi ile kandırdıkları Hüseyin’in elinden çıkmış, Suudilerin eline geçmiştir (1926).

Senusî’nin Medine’de 10 Mart 1933’de vefatı üzerine Libya’daki İtalyan işgal kuvvetleri komutanı şu açıklamayı yapar: “Seyyid Ahmed eş-Şerif Hicaz’da ölmüş bulunmaktadır...Onun ölümüyle Afrika’daki tüm korku ve endişelerimiz ortadan kalkmıştır.”

Ahmed Senusî’nin son yıllarını Muhammed Esed’in Mekke’ye Giden Yol kitabından okuyabiliriz…Onunki yürek dağlayıcı bir hayat hikâyesidir...Halis niyetle Osmanlıya, Türkiye’ye güvenmiş, hizmet etmiş, fakat karşısında beklenmedik bir muameleye maruz kalmıştır.

Bugün İnkılap tarihleri Ahmed Senusi’nin Millî Mücadele’ye verdiği muazzam destekten söz etmez.

Türkiyenin gerçeği bu: Gerçek kahramanlar unutturuldu, sahte kahramanlar icad edildi!

Halis niyetle yardımımıza koşan büyük kahraman Ahmed Senusi’ye vefatının 90 yılında rahmetler diliyoruz.

Türkiye onu unutmamalı!

Bu haber toplam 2466 defa okunmuştur
  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim