D. Mehmet Doğan: “Tarihsiz şehirler, talihsiz şehirlerdir"

D. Mehmet Doğan: “Tarihsiz şehirler, talihsiz şehirlerdir"
Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve TYB Kayseri Şubesi’nin iş birliği ile “Tarihi Yaşatmak Şehri Yaşatmak Bilgi Şöleni Kayseri’de 11 Kasım 2022 günü KCETAŞ Konferans Salonu’nda Kuran-ı Kerim tilaveti ile başladı.

İki gün sürecek programın açılış dersini TYB kurucu ve şeref Başkanı D. Mehmet Doğan verdi.

Doğan yaptığı konuşmada; “İki gün boyunca burada mimariden ve şehirden konuşacağız, insanlığın tarihi şehirlerde yazıldı; bu demektir ki tarihten konuşacağız. Şehirden konuşmak medeniyetten konuşmaktır, kültürden konuşmaktır. İnsanoğlu şehirler kurdu ve dünyayı böylece şekillendirdi…

“Şehir kurmak” denilince, İstanbul Fatihi’ni, Sultan Mehmed’i anmamak olmaz. Dünya tarihinde eşi benzeri olmayan o bilge hükümdar ne diyor bakın:

Hüner bir şehir bünyâd etmektir / Reaya kalbini abâd etmektir

Hüner bir şehir kurmaktır, böylece halkın kalbini yapmaktır!

Daha netleştirelim: Halkın kalbini kazanacak bir şehir kurmak gerekir! Fatih’in en imarcı Osmanlı hükümdarlarından biri olduğundan şüphe yok. İstanbul’un fethinden sonra Müslüman İstanbul’un da kurucusu olmuştur. Fatih Külliyesi başlıbaşına muazzam bir şehir merkezi olarak tasarlanmıştır. Cami merkezli külliyede en geniş alan eğitim ve öğretime ayrılmıştır. 16 adet medrese yanında darüşşifa, tabhane, imaret, kütüphane, hamam ve çarşı…İstanbul’a Anadolu’nun muhtelif yerlerinden göçürülen halk şehirde böylece yeni bir hayatın inşasını sağlamıştır. Fatih İstanbul’da ilmin merkezini kurduğu gibi, ticaretin merkezini de kurmuştur. Kapalı çarşı ve bedesten işte o merkezin bugüne gelen yapılarıdır. Yönetim Merkezi olarak Topkapı Sarayı yine onun eseri olarak kurulmaya başlanmıştır.

Bazıları güzel sözler söyler, bazıları güzel şeyler yapar. Fatih Sultan Mehmed güzel şeyler söylemekle kalmamış, yapmıştır!

Şehir yapmak hem de güzelini yapmak! Şu hadis her türlü sanat ehli için yol göstericidir: Allah güzeldir, güzeli sever…Bu sebeple insanın güzeli arayışı varlık sebebidir. İnsan yaratılışın güzelliğini müşahede eder ve bu güzele/güzelliğe ulaşmak ister. Bu insanın mutlakı, mükemmeli arayışıdır. Sanatın esası bir hissin, hayâlin güzel şekilde ve ustalıkla, maharetle tesirli bir biçimde ifade edilmesidir. Bu çeşitli şekillerde icra edilir. Sese ve söze dayanan sanatlar yanında maddî malzemeyi kullanarak icra edilen sanatlar da vardır.” dedi.

d.-mehmet-dogan1.jpg

“Kayseri tarihi geçmişiyle, medeniyet tarihimizi okuyabileceğimiz şehirlerden biridir.” diye konuşan Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fakat ne yazık ki, bilhassa yakın dönem, Osmanlı medeniyet mirasını şehirlerimizde yeterince muhafaza edemedik. Zihnimize vurulan prangalar, cumhuriyetin ilk dönemindeki keskin Osmanlı düşmanlığı bu sonuçta müessir oldu. Bu konudaki zihni birikimimiz de kesintiye uğradı. Bu dilimize ve kültürel varlığımıza müdahalelerin bir sonucudur.

“Şehir” bizim medeniyetimizin kelimesidir. Yüzyıllar boyunca şehirler kurduk ve yaşattık. Fethettiğimiz şehirleri harabeye çevirmedik, belli başlı mimari mirasını muhafaza ettik. “Şehir”le “medeniyet” kelimesi arasında bir yakınlık, bir müşabehet, bir iç içelik var. Farsça “şehir” yerine arapça “medine”yi koyarsak bu yakınlık için şahit, delil, isbat aramaya gerek kalmaz.

Medeniyet “medine”de yani şehirde teşekkül eder… Son zamanlarda bize dayatılan bir kelime daha var: Kent. Bu kelime ne “şehir”in yerini tutar, ne de “medine”nin. Üstelik iddia edildiği gibi türkçe de değildir. Sogdcadır; farsça üzerinden dilimize geçmiştir. Yakın zamana kadar Türkiye türkçesinde ve halen Azerbaycan lehçesinde köy karşılığı olarak kullanılır. Köylü-kentli denilince “köylü-şehirli” denilmiş olmaz. Dilde eski ve yeni kullanılan iki eş anlamlı kelime ard arda getirilmiş olur. Tıpkı yazık-günah gibi. “Kent” zihnimizle nasıl oynandığını gösteren kelimelerden biridir. Bin yıllık yerleşik kelimemiz “şehir”di, şehrin zihin dünyamızdaki yeri muhkemdi, bizim medeniyetimizin kelimesi idi.”

Tarihi binaların bakımı, onarımı ve kullanılmasının hassasiyet isteyen bir konu olduğuna vurgu yapan D. Mehmet Doğan;

“Tarihsiz şehir ne kadar talihsizdir! Tarihî yapıların bakımı, onarımı ve kullanılması hassasiyet ister. Burada yeri gelmişken Bursa’da yaşayan bir örnek şahsiyetten söz etmek istiyorum. Bursa’da 18.yüzyıldan kalma Numaniye dergâhını ata yadigârı olarak ayakta tutan Safiyüddin Erhan Bey, şehirde son yıllarda görülen taribattan bilhassa müşteki. Numaniye tekkesinin onarımını bizzat yöneten Safiyüddin beyin menkıbe addedilecek bir tasarrufundan söz edilir. Bursa’nın şiddetli lodosunun kırdığı tekke camının parçalarını eliyle tek tek toplamış, tavada erittirmiş, cam haline getirtmiş ve binadaki yerine taktırmış. Onu şu sorulmuş: “Bunun için harcadığınız paraya kaç katı cam alabilirdiniz, bu masrafa ve zahmete neden girdiniz?” Cevap şuymuş: “O cam yıllardır buraya hizmet ediyor. Bu hizmeti görmezlikten gelmemek lâzım.”  Buna eşyaya da hakkını teslim etmek denir herhalde! Onarılan tarihî binalara da hakkını vermek zorundayız. Restore edilen tarihî binalar ne yapılıyor? Bazıları ticarî amaçlı kiraya veriliyor. Bir kısmı da kurumlara, dinî yapılara, cemaatlere veriliyor/tahsis ediliyor. Onların çoğu da tabelalarını asıp kapısına kilit vuruyorlar! Binaların maddesi onarılıyor da ruhu ne âlemde? Vaktiyle bu binalarda ne yapılırdı? Şimdi ne yapılıyor veya yapılmıyor? Geçmişimizin maddesini ayağa kaldırmak için onarım önemli. Bu şöyle veya böyle yapılıyor. Maddî onarımdan sonra manevî ve ruhî bir onarıma da ihtiyaç var. Bu da onarım görmüş tarihî yapının amacına uygun şekilde kullanılması ile olur.” diye konuştu.

serdar-ozturk.jpg

Bilgi şölenine katılarak bir konuşma yapan  Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Serdar Öztürk, takdim edilen beratı Kayseri ve Başkan Memduh Büyükkılıç adına kabul ettiğini ifade etti.

mustafa-yalcin.jpg

Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın ise Kayseri’nin medeniyet şehri olduğunu ifade ederek, “Herhangi bir belediye başkanı, herhangi bir belediyeci ya da imarcı çok büyük binalar, yollar, kavşaklar, bulvarlar yapmış olsa bile o şehrin kadim bir şehir olduğunu ispatlamak için bir yol bulamıyor. Kayseri’de Kültepe-Kaniş’ten çıkan tabletlerle alakalı tarihimize sırtımızı dayamazsak, pergeli koyduğumuzda şehir meydanına; ne kadar kısa mesafe açarsak açalım 10 medrese sayabiliyoruz bu şehirde” dedi.

kurtulus-karamustafa.jpg

Kayseri Üniversitesi Rektörü Kurtuluş Karamustafa ise, “Şehir kavramının altında aslında medeniyetimizin temel unsurlarını koruyan yapılaşmalar, imarlaşma akla gelmektedir. Kayseri’ye bakacak olursak; kent değil ‘şehir’ diyoruz. Şehrin merkezine bir pergel koysanız pergelin bir ayağını 10 kilometre kadar açsanız tarihle, tabiatla karşılaşırsınız. Anadolu’nun bağrında Erciyes gibi yüce bir dağın eteğinde Kapadokya gibi büyük kültür merkezinin göbeğinde ticaret, sanayi, spor, turizm, kültür akla gelir” ifadelerini kullandı.

sahin-guven.jpg

TYB Kayseri Şubesi Kurucu Üyesi Şahin Güven de şunları söyledi:  “Türkiye Yazarlar Birliği, birçok şehirde tarihi ve şehri yaşatmak adı altında o şehre ait birtakım çalışmalar yaptı ve katkı sağladı. Üniversiteler sadece bilgi üreten değil, ürettikleri bilgileri öğrencilerimize ulaştıran yerlerdir.”

img_4693.jpgimg_4638-001.jpgimg_4631.jpg

Bu haber toplam 656 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim