• İstanbul 21 °C
  • Ankara 16 °C

D. Mehmet Doğan: Yarın neyin bayramı?

D. Mehmet Doğan: Yarın neyin bayramı?
Yarın “19 Mayıs Bayramı!”

Yekden söyleyelim: Bayram dinî bir kavramdır!  Hıristiyanlıkta yortu, Yahudilikte pesah.

Hiçbir Hıristiyan veya Yahudi millî gününü bu kelimelerle anmaz.

Dinî günlerle, lâdini (laik) günleri karıştırmak bize has bir yanlışlık, bu yanlışlığın başlangıcı da İttihatçıların “Meşrutiyet bayramı”dır! Onlar Meşrutiyet’in ilanını bayram yapınca, cumhuriyetçiler de cumhuriyetin ilanını bayram yaptılar. İşte 1932 gazetelerinde bu kutlama ilgili haber:

23 Temmuz Bayramı…

Bugün hürriyete ilk kavuştuğumuz gündür.

Bugün “hürriyetin ilanı”nın yıldönümüdür. Bu milli bayram münasebetile devair (daireler) ve müessesat (kurumlar) kapalı olacak ve şehir bayraklarla donatılacaktır.

Son Meşrutiyet kutlaması 1934’te yapılmış, ondan sonra kaldırılmış.

İş geldi 27 mayıs darbecilerinin “27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa bayramı”na kadar dayandı. Neyse ki bir darbecinin yaptığını başka bir darbeci ortadan kaldırdı da bu son sahte bayramdan kurtulduk. Yoksa 27 Mayıs darbesini öven bir sürü palavralara muhatap olacaktık.

Dünyada dinî bayramlar var, bir de millî günler var.

Millî günler ekseriya tektir. Kurtuluş günü, bağımsızlık günü, ihtilal günü (Fransa’da, Bastil günü) vs. Bunlar ekseriya bir tanedir ve ülkeler protokol gereği bu günleri karşılıklı anarlar. Bizde de esasen (ve resmen) tek millî gün vardır: Cumhuriyet bayramı. Fakat bayram adıyla anılan günler çok: 23 Nisan Hakimiyeti Milliye Bayramı (şimdi ulusal egemenlik deniyor), 19 Mayıs Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı). Bayram değil ama, 10 Kasım’ın da millî günler arasında sayıldığını söyleyebiliriz.

Bu günlere, bayram değil “gün” denilmelidir!

Madem ki laiklik iddia ediliyor, bu günler dine mahsus bir kelime olan “bayram”la anılmamalıdır. Böyle anılınca, kutlamalar, tebrikler gırıla gitmektedir. Eskiden böyle günler “tes’id edilir”di, anılırdı. Kutlamak sonradan çıktı. Her şeyi kutluyoruz, sen valantin gününü bile!

Tes’id “sa’d”dan gelir, uğur demek, tes’id etmek uğurlamaktır. Fakat dil fakirliği iki farklı olayı anmakta farklılığı bize hissettiremiyor.

Hadi bakalım: 19 Mayısınız uğurlu olsun!

Peki 19 Mayıs ne? Neden bu günü uğurluyoruz?

Bu günün Millî Mücadele’nin başlangıç günü olduğu iddiası var.

Millî Mücadele gerçekten bugün mü başladı? Bu millete, Millî Mücadele uğrunda hayatını ortaya koyanlara saygısızlıktır.

Eğer fiili bir mukavemetten bahsediliyorsa, 19 Aralık 1918’da ilk kurşun Dörtyol’da atılmıştır. Yok mukavemet teşkilatları sözkonusu ise, Mondros mütarekesinden sonra Müdafa-yı Hukuk teşkilatları kurulmaya başlanmıştır. Galiba en eskileri Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (30 Kasım 1918 tarihinde Edirne'de kurulmuştur) ve Vilayat-ı Şarkıya Müdafa-yı Hukuk Cemiyetidir (ki, 2 aralık 1918’de Erzurum’da kurulmuştur.)

19 Mayıs 1919’a gelinceye kadar memleketin dört bir yanında Müdafa-yı hukuk cemiyetleri kurulmuş ve faaliyete geçmiştir.

15 Mayıs’ta İzmir’in işgali, Millî Mücadele’nin yeni bir safhaya girmesine yol açmıştır. Bu işgalin protesto edilmesi bir tarafa, mukavemet şuuru bilenmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın özel bir görevle ve devlet kararıyla Samsun’a çıkması, Millî Mücadele için mühim bir tarihtir. Fakat, bir başlangıç değil. Popüler kemalizm anlatımına bakılırsa, Mustafa Kemal Paşa kendi iradesi ile Samsun yoluna çıkmış İngilizler onun yapacaklarından şüphelenerek köhne Bandırma vapurunu engellemeye çalışmışlar ve fakat ne hikmetse, buna muvaffak olamamışlardır! Bu anlatımı Mustafa Kemal Paşa’nın bazı ifadelerinin de desteklediğini biliyoruz, fakat onun Nutuk’da bir de “benim İstanbul’da bulunmamdan korktukları için sürgün ettiler” manasına gelecek sözleri vardır.

İkisi de doğru değildir! Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı Devleti’nin yukarıdan alınan kararı ve bürokrasisinin aşağıdan yukarıya doğru yürüyen yazılarıyla görevlendirilmiştir. O karara imza atanlar arasında “hain” Damat Ferit’le yine “hain” Vahidetdin de vardır. Bu sebeple bir başlangıç tarihi aranırsa, 30 Nisan 1919 olmalıdır. Çünkü o gün Sultan Vahidetdin’in Mustafa Kemal Paşa’yı 9. Ordu kıtaatı müfettişliğine tayin ettiğine dair iradesi (buyruğu) çıkmıştır. Bu itibarla, harekatın başlangıç tarihi, 30 Nisan 1919’dur.

Mustafa Kemal Paşa kendi başına, hiç bir emir ve buyruk tanımadan Samsun’a çıkmış olsaydı, 19 Mayıs’ı bayram ilân etmek kendi mantığı içinde doğru bulunabilirdi.

Nitekim, 1938 yılına kadar böyle bir bayram resmen kutlanmamıştır! Böyle bir kanun 30 haziran 1938’da çıkmıştır. Ondan sonra da 19 Mayıs etrafında bir efsane yumağı örülmeye başlanmıştır. Mustafa Kemal’i kültleştirme yolunda 19 mayıs mühim bir yere sahip olmuştur.

Kült” ibadet, tapınma, din anlamına kullanılan latince kökenli bir kelimedir. Eğer bu “bayram”lar bilinerek “kut”lanıyorsa, söylenecek bir şey yoktur!

Bu haber toplam 472 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim