Bunlar toplumsal düzeni yakından ilgilendiren eğitim, ekonomi, hukuk ve benzeri alanlardaki görüşleriyle insan hayatına bir şekil vermeyi amaçlarlar. Hedef kitle aynı olduğu için hepsinin birbirine benzeyen yönleri vardır, ama benzemeyen yönleri de. Az bile olsa asıl ayırt edici olan kısım bunların benzemeyen yönleridir; yoksa her biri farklı yapılar olarak karşımıza çıkmazlardı.
Hayatımıza şekil veren veya vermeye çalışan düşünce sistemleri içinde İslam’ın ayrı bir yeri vardır. Bazı sistemler ekonomiyi, bazıları hukuku, bazıları eğitimi, bazıları başka bir alanı önceleyerek tezler öne sürerken İslam, hayatın her alanına el atma çabası içindedir. Her ne kadar onu bir din olarak vicdanlara hapsetmeye çalışan yaygın bir görüş bulunsa da tarih pratiğimiz içerisinde İslam’ın akla gelebilecek her konuya dokunduğunu görürsünüz.
Artılarıyla eksileriyle İslam diye bir din yaşanmıştır ve hâlâ o, dünyadaki en etkili düzenlerden biri olarak varlığını sürdürmekte, milyonlarca kişi tarafından kabul görmektedir. Ne kadar yeni sistemler, görüşler, ideolojiler ortaya çıksa da alt yapısı, tezleri, görüşleri, vaadleri ve sunduklarıyla o varlığını sürdürecektir.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.