Emir Kaya: Türkçülükle Nereye Kadar ?

Emir Kaya: Türkçülükle Nereye Kadar ?
Bana göre Türklük İslam’ın Ahmet Yesevi şubesidir ve bir nimettir, mutluluktur.

Peki bu tanım hukuken bağlayıcı olabilir mi, olmalı mı diye sorarsanız, cevap: Hayır, asla! Çünkü kimse sübjektif bir tanıma katılmaya zorlanamaz. Zorlanırsa hukuk da insan da bozulur. Bir başka Türklük vizyonunu dayatmak da aynı sonucu verecektir. Hele bir de o vizyon çelişkilerle doluysa… İşte Türkiye’de yüz yıldır olup biten budur.

Hukuk, tartışmaya açık konularda masaya yumruk vurmak için değildir. Yumruk vuran hukuk “Tartışma bitmiştir!” demekle aslında halk içinde daha derin kırılmalara yol açar. Hukuk sistemimiz tam da bu karakterdedir: Felsefi tartışmalara arızalı çözümler getirmekte, arızalı çözümleri kanunlaştırarak olmadık toplumsal problemler üretmektedir.

Böyle bir atmosfer içinde eğitim gördüğümüz için “akl-ı selim” ülkemizde pek nadir bir meziyet oldu. İlber Ortaylı’ya isnat edilen şu söze bakalım: “Yunanistan’da din adamlarının çoğu Yunan milliyetçisi, Rusya’da din adamlarının çoğu Rus milliyetçisi, Ermenistan’da din adamlarının çoğu Ermeni milliyetçisi ama Türkiye’deki din adamlarının çoğu Türklük düşmanı! İşte Türk Milletinin önemli sorunu budur!”

Bu zırva Ortaylı’ya ait olmayabilir. Ona aitse çok vahim çünkü tespitin iler tutar yanı yok. Ona ait değilse bile analize değer çünkü Türkçülüğün retoriğini güzel örneklendiriyor.

“Zırva” kelimesini ağır bulanlar için açıklayalım:

Yunanistan Anayasası’nın 3. maddesi “Doğu Ortodoks Hristiyanlığı Yunanistan’da baskın dindir” der.

Rusya’da 1997 tarihli Vicdan ve Dini Örgütlenme Özgürlüğü Kanunu’nun giriş kısmı açık açık Ortodoksluğun Rusya için özel statüde olduğunu belirtir.

Din ve devletin ayrı olduğunu iddia eden Ermenistan’da da Anayasa’nın 18. maddesi ile din özgürlüğüne ilişkin kanunlar Apostolik Kilisenin milli kilise olduğunu ilan eder.

Şu halde bu ülkelerde din adamlarının devletle uyumlu milliyetçilik yapmasında şaşılacak, övülecek ne var? Türkiye ise bu ülkelerin tam zıttı bir mantalite sergilemiş. Yıllarca dini kimlikle savaşmış... Halen de strateji gereği barışık. Irkçı gündeme teslim olmayan İslam’a hala diş bileniyor.

Türkçüler ya devletin kuruluş vizyonundan gafiller ve hayal aleminde yaşıyorlar ya da dürüst değiller. İhtimal, herkesin kendileri gibi çelişkileri doğallaştırmasını bekliyorlar. Doğallaştıralım da bunun sonucu ne olacak? Yüz yıllık Türkçü devletin hala hukuktan kültüre, ekonomiden savunmaya, bilimden sanata, spordan siyasete bütün alanlarda bir uydu devlet görüntüsü verdiği gerçeği karşımızda dururken… Türkçülük kaliteli bir muhteva ortaya koymamışken… Kamplaşma ve kavga ile özdeşleşmişken…

Devamı: https://www.fikircografyasi.com/makale/turkculukle-nereye-kadar

Bu haber toplam 92 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim