Lakin
. İşte bu yüzden, “
” diyorum. İlk bakışta haksız gelebilir. Ancak görünen o ki bugün
gibi bazıları günah çıkarma, bazıları ise sessizce kenara çekilme telaşında. Oysa burada sorgulanması gereken yalnızca para trafiği değil.
kimlerin, hangi yöntemlerle ve hangi söylemlerle bir vurguna yönlendirdiğini tartışmamız gerekiyor.
, bu organizasyonda rol alan aktörleri tartışmanın dışına çıkarmaya yeter mi?
Çünkü resmi yardım kuruluşlarını ve yıllarını kriz bölgelerine ulaşmaya adamış köklü sivil toplum kuruluşlarını itibarsızlaştırarak, devlete rağmen bir kamu düzeni oluşturma iddiasıyla ortaya çıkanlar,
Peki bu iklimi ve güveni kimler inşa etti? Hangi medya dili, hangi sosyal medya kampanyaları ve hangi kanaat önderleri bu algıyı besledi?
İlginçtir, gazeteci
, Haluk Levent ve AHBAP’a yönelik soruşturmadan sonra şunları yazmış ve sormuş: “Dernekle bağlantılı kişilerin adli sicil kayıtları gerçekten inanılmaz, yok yok! Dolandırıcılık, belgede sahtecilik, basit yaralama, kasıtlı yaralama, uyuşturucu temini ve kullanımı, sahte senet, yasa dışı bahis… Kamu vicdanının emanetini yöneten, milyarlarca liralık bir yardım kuruluşunda bu sicile sahip kişilerin nasıl görev alabiliyor?”
Aynı Murat Ağırel’in 16 Şubat 2023 günü Haluk Levent için X hesabından yazdıkları yukarıdaki suç örgütünün nasıl meşrulaştırıldığını ifşa ediyor aslında: “Devlet ihalesi almadı, dini yaptığı işe alet etmedi, bir şeyhe, cemaate/tarikata biat etmedi, siyasi partiler ile mesafesini korudu sadece düzgünce yardım etmeye çalıştı. Daha ne olsun!”
Geçmişinde herkesçe bilinen çek-senet usulsüzlükleri bulunan ve bu nedenle hapis cezası alan Haluk Levent’in milyonlarca insan için nasıl tartışılmaz bir güven sembolüne dönüştürüldüğü görüldüğü gibi çok bariz. Aslında mesele tam olarak buydu. Birkaç gün içinde oluşturulan medya dili ve sosyal medya atmosferi tartışılmaz, sorgulanmaz bir güvene dönüştü.
Politik bir yargılama olacak ama bir dostumun şu tespitindeki gerekçeler, kitleleri AHBAP soygununa kanalize etmeye yetiyor:
Evet, buradan bakınca acımasız gelebilir;
. Bunu kimse inkâr edemez.
Hem öyle olmasa,
sosyal medyada, televizyon ekranlarında ve hatta ödül töreni sahnelerinden
Öyle ya, iki ay önceki afet sonrası yardımlarla kurulan “bağın”, seçim gecesi nasıl bir hızla nefrete dönüştüğünü hep birlikte görmedik mi?
Açıkça ifade edeyim;
–kendilerini borçlu hissederek–
Dahası, o paraların tamamının bizzat AHBAP eliyle depremzedelere ulaştığına da inanıyorlardı. Çünkü milyarlarca lira toplandığını biliyorlardı.
Elbette herkes hesabını hukuk önünde verir ya da veremez ve cezasını çeker. Bunu da yargı belirler.
Afet günlerinde cebindeki parayla birlikte
en azından bir kez daha düşünmeli.
Ortaya saçılanlardan sonra, “kandırıldık” demek kimseyi masum yapmaz.
. Bu yüzden bir kez daha söylüyorum: Üzülün, kahrolun ama siz, sizi dolandırdınız.
https://www.yenisafak.com/yazarlar/ersin-celik/siz-sizi-dolandirdiniz-4840013































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.