• İstanbul 21 °C
  • Ankara 21 °C

Eski Adet Yeni Köy

Eyyüp AZLAL

Sabri Hoca, hafta sonunu arkadaşlarıyla birlikte  Halülürrahman Gölü civarında geçirmişti.   Kadim Urfa’nın tarihi yerlerinden biridir . Tarihle birlikte efsaneleri, gelenek ve görenekleri de buradan başlar.

Sabri Hoca öğle vakti ezanının sesiyle birllikte  kadim camilerden birine girmek üzereydi. İki üç kadının camii önünde beklediklerini görmüştü. Yanlarında da bir çocuk vardı.Sabri Hoca, namaz kılacakları düşüncesiyle camii önündeki  bu kadınlara “kadınlar için namaz kılma yeri yan taraftadır,” dedi.

Kadınlar, meğer namazı değil camii imamını bekliyormuş. Sabri Hoca bunu öğrendiğinde çok şaşırmıştı. Ayrıca kadınlar Sabri Hocaya “imamı çağırabilir misiniz ? Bizim çocuğun dili çözülsün diye cami anahtarını sürecekti.” dedi. Anadolu’da eski ve bi o kadar farklı adetlerden birisiymiş  bu

Sabri Hoca, birden söze atıldı. Lütfen bu batıl inançları bırakın. Çocuğunuzu doktora götürün, orada önce bir  çare bulun,” demişti. Hoca, hızını alamamış yanındaki arkadaşına “Hele bir anahtarını ver?” demişti. Arkadaşı önce olayı anlamamış, sonra anahtarın çocuğun ağzına sürüleceğini duyunca “Lütfen beni bu batıl inançlara alet etmeyin hocam.” Demiş ve anahtarı tekrar cebine koymuştu.  

Bu sözü duyan kadınlar biraz utandılar ve oradan uzaklaşmışlardı. Sabri Hoca, namaz sonrası  camiiden dışarı çıktığında bebeğin ağzına anahtar koymak isteyen kadınları göremedi. Acaba gittiler mi, yoksa bizi görünce bir yere mi saklandı, namaza da gitmiş olabilirler diye düşünmüştü.

            Aslında Sabri Hoca, bu soruları pek merak etmiyordu. Onun merak ettiği bu batıl inancın günümüzde de sürüyor olmasıydı. Onun bu batıl inanç ile dertlendiğini gören arkadaşı “Moralini bozma hocam, yine de bu kadınlar okumuş cahillerden daha iyidir. Bu, böyle biline.....” Sabri Hoca, katlamalı bir dert daha katmıştı hüzün heybesine. Dayanamayıp “ama bu batıl inancın müdavimi olan kadınlar da bu okumuş cahillerin annesi değilmidir, demişti bu arkadaşına.

            Sabri Hoca şöyle düşünüyordu. Bugün gerçekten çocuklarına bir şey veremeyen anne ve babalar, onlardan nasıl bir ürün bekler ki. Çorak tarlaya bir şey ekmeyen ekim zamanında ya deve dikeni ya da kurumuş ot bulmaz mı?

Şimdi Camii imamına gelelim. İmam Efendi, kendisinden camiinin kapı anahtarını isteyen  kadınları doğru itikadı öğretebilir mi? Onlara bu batıl inancı anlatabilir mi?  Daha doğrusu onları bu batıl inançtan kuratarabilir mi. Çocuğun dilinin açılmamasının bir tıbbî mesele olduğunu anlatabilir mi. Eğer imam, bu tıbbî olayı gerekçe göstererek kadınları geri gönderse ikinci gün amirini karşısında bulabilme riski oluşuyor. Camii anahtarını imamdan isteyen vatandaş, imamın amirine şikayete gittiğinde anahtarı istedim vermedi, demez. Daha farklı söylemlerle imamı şikayete yeltenip onu zor durumda bırakabilmektedir.

Bunu anlatırken yıllar önce başka bir şehirde yaşanan bir olayı hatırladım. Köylüler, sabah postasıyla şehre inerler. Şehre gelenlerin bazılarının işi erken bitmiştir. Fakat köy postasının kalkış saati akşam vaktidir. İşi erken biten köylüler, ne yapalım, ne edelim düşünmüşler. Aralarında kurnaz biri demiş ki İlçe müftüsüne ziyarete gidelim. Orada çay, kahve  içeriz. Müftü de niye geldiniz diye sorarsa  imam efendinin sabah namazını kıldırmadığını söyleriz.

Günümüzde din görevlilerinin ekseriyeti  böyle durumlarla karşılaşmaktadır. Fakat böyle bir durum var diye de bu, bizi Hakk’ı söylemekten alıkoymamalı. Üstad Bediüzzaman Nursi Hazretlerinin şöyle güzel bir sözü var.

“Hakkın hatırı alidir, kimsenin hatırı için feda edilmez.”

  Yüzlerce yıldır kabul görmüş hurafelere, batıl inançlara hiç sorgulanmadan boyun eğmek maalesef ilim ehli insanların bir takım tavizlerinden dolayı devam etmektedir.

Bakara Süresi 170. Ayette Rabbimiz’in şöyle bir mesajı var. “Onlara Allah’ın indirdiğine uyun denildiği zaman onlar, hayır biz atalarımızın üzerinde bulduğumuz yola uyarız dediler. Ya ataları birşey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler.”

Böyle bir karşı çıkışın tek ve gerçek kaynağı, sağlam bilgi, sahih inanç ve salih amel olacaktır.

Milat

Bu yazı toplam 101 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim