Taşrada yaşadığını belirten Ethem Baran, Ankara’nın İstanbul’a göre hâlâ taşra kaldığını iddia etti. Yazar Hasan Ali Toptaş’ın aynı mahalleden yakın dostu olduğunu söyleyen Baran, “ yazarların egoları şişkindir. Ama ben öyle değilim. Hasan Ali Toptaş da öyle değil. O yüzden dostluk kurduk. Ondan emeği ve sabrı öğrendim.” dedi.
Hayranlık duyduğu yazarlar arasında Tarık Buğra’nın, Oğuz Atay’ın, Hasan Ali Toptaş’ın ve Orhan Pamuk’un bulunduğunu söyleyen Baran, “hikâyenin kurmaca olduğunu okuyucuya hatırlatmak benim bir tekniğim” diyerek yazılarını, yazar arkadaşlarına önceden okuttuğunu, onların eleştirilerine önem verdiğini, aklına yatmazsa kendi bildiğini yaptığını, sonrasında yazdıklarını bir müddet dinlendirip metni soğuttuğunu ifade etti. Metni dışarıdan biri gibi tekrar okuduğunu söyleyen Ethem Baran, yazdığı metinlerin müzikalitesini bulmak için de, kaleme aldıklarını sesli olarak okuduğuna değindi.
Yayıncılığın son yıllarda sektör hâline geldiğini belirten Baran, sektörel düşüncenin çok satmayı önemsemesinin, kaliteden ödün verilmesine sebep olduğunu vurguladı.
Yönlendirmenin, mesaj vermenin edebiyatın görevi olmadığını açıklayan yazar, son dönemde dergiler arasında, düşünce farklılıklarının ortadan kalktığının altını çizerek, “ gençlere yer vermek için dergilere yazı göndermiyorum” dedi.
D. Mehmet Doğan ile Edebiyat Sohbetleri programı, Ethem Baran’ın, katılımcıların sorularını cevaplandırıp, sonrasında kitaplarını imzalamasının ardından sona erdi.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.