İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de “ben gideyim Suriye’ye, Esad ve çevresiyle görüşeyim, ülkemize Suriye’den gelen göçmenleri Esad’la el sıkışıp ülkelerine gönderelim” diyor.
Üstelik Kılıçdaroğlu, Esed rejimi adına, “Türkiye’den gelen bir tane Suriyelinin bile burnu dahi kanamayacak” diye emniyet garantisi bile veriyor.
Sanırsınız Suriyeli mülteci meselesi Esed rejiminin halka zulmünden değil Ankara’nın bu zulüm nedeniyle Esed rejimine tavır koymasından kaynaklanıyor ve meselenin çözümü Esed’le dostça oturup konuşmaya bakıyor.
Zulümden kaçıp ülkemize sığınan Suriyelilerin “hepsi”ni zalim Esed’in insafına terk etmenin ahlaken kabul edilemezliği ve ‘hepsi gönüllü gidecek’ iddiasının absürtlüğü bir yana; Esed rejiminin onları geri almak isteyeceğinden emin mi Kılıçdaroğlu ve Akşener?
Hükümetiyle gayet iyi geçindiği Lübnan’daki Suriyeli mültecileri geri alıyor mu Esed rejimi?
CHP yahut İYİ Parti, “Hizbulesed”den daha mı iyi anlaşacak o rejimle?
Kılıçdaroğlu yahut Akşener, “Hizbulesed” lideri Hasan Nasrallah’tan daha mı muteber olacak Esed nezdinde?
Devamı: https://www.karar.com/yazarlar/hakan-albayrak/suriyeli-multecilerin-donusu-meselesi-1593435































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.