• İstanbul 9 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Konya 4 °C
  • Sakarya 8 °C
  • Şanlıurfa 7 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Gaziantep 2 °C
  • Bolu 2 °C
  • Bursa 8 °C

Halit Yıldırım: Sanat ve sanatçı derken…

Halit Yıldırım: Sanat ve sanatçı derken…
“Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış,Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış...”

NFK

Son haftalarda maalesef ülke gündemini yönlendiren hadiseler, ciddiyet ve sorumluluktan yoksun bir takım kişi ve çevrelerin ferdi ve fevri söylemlerinden oluşuyor. Bir şarkıcı çıkıyor toplumun bir kesimini hedef alan ayrımcı, aykırı ve kabul edilemez bir açıklama yapıyor. Peşinden hadiseler büyüyor ve hukuki süreç başlıyor. Artık bu noktada tüm bu eylem ve söylemler bir yana bırakılıp mesele bir siyasi tartışma meselesine eviriliyor. “Nasıl olur da böyle yapılırmış, düşünce özgürlüğüne halel getirilmiş, hukuk işgüzarlık yapmış.” vesaire…

Toplumun bir kesimi, kendileri ile ilgili en ufak bir eylemi ve söylemi kendi yaşam biçimlerine ve tercihlerine müdahale ve hakaret addedip gereğinin hemen yapılmasını arzularken ve gereği de anında yine o beğenmedikleri hukuk mercileri tarafından yapılırken gayet memnunlar. Ancak kendilerinden birisi karşı tarafın siyasi ve itikadi tercihlerine hakaretler yağdırırken bunun fikir ve ifade özgürlüğüne yapılmış bir müdahale olarak görme ve değerlendirme hakkına sahip olabiliyor.

Tabi bu arada küçük hesaplar peşinde olan yancılar da mal bulmuş mağribi gibi hoşgörüden dem vurarak hedef alınan kitleye farklı bir cepheden -dahası arkadan- saldırıya geçiyor. Adına “düşmanımın düşmanı dostumdur” denilen fırsatçı ve kalleş bir ideolojiden kaynaklanan bu hastalıklı ruh halleri de ayrı bir trajedi ve çürüme göstergesi…

Kavramların rayından çıktığı, kelimelerin kıyımdan geçirildiği bir fikir dünyasında her şeyin birbirine girdiği bir hercümerci yaşıyoruz. İşte bu eksen ve anlam kayması yaşayan kavramlardan birisi de sanat ve sanatçı kavramı…

Taşlar yerine oturmayınca meydanı boş bulanın ve gür çıkanın sesi, içi boşaltılan kavramların yeni kural ve kaideleri olabiliyor. Böylece sahneye fırlayan, eline her kalemi, fırçayı, çekici, enstrümanı alan herkes sanatçı; onların yaptığı yaptığı, söylediği ve eylediği her şey de sanat oluverdi. Hatta kendini teşhir etmek bile sanattan sayılır oldu. Hatta şöhret olmakla sanatçı olmak yanı kefede tartıldı. Oysa ticari kaygılarla üretilen bir şey ancak bir ticaret metaı olduğu gibi onu üretene de sanatçı değil zanaatçı denirdi.

Devamı: https://www.milatgazetesi.com/yazarlar/sanat-ve-sanatci-derken-326/

Bu haber toplam 353 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim