• İstanbul 16 °C
  • Ankara 17 °C

Hamdullah Işık: Rahmetliyi Nasıl Bilirdiniz?

Hamdullah Işık: Rahmetliyi Nasıl Bilirdiniz?

İnsan, hayatta iken değeri, kıymeti pek bilinmez. Ne akrabası, ne ailesi ne de çevresi O’nu tam olarak anlayamaz ya da  anlamak istemez, hak ettiği yere oturtulamaz.… 

Aslında oturacağı yeri her insan kendisi belirler... Nasıl mı?  Önce kendini bilmeli, bilmediğini öğrenmeli, bildiğini söylemeli yaratılanı yaratandan ötürü, sevmeli ve saygı  göstermelidir. İncinse de incitmemeli, eline, diline, beline sahip olmalıdır. İnsan olarak yaratıldığı için de Allah’a şükretmelidir. Yaşadığı her saniyenin çok kıymetli olduğunu tasavvur etmeli ve dünya hayatı için çalıştığı kadar uhrevi hayatı için de çalışmalı, azıklar hazırlamalıdır...

Vefat ettikten sonra insanların iyi yönleri bir bir anlaşılmaya başlanır. Yoklukları hissedilir,  bilgilerine ihtiyaç duyulur,  boşlukları doldurulamaz, hasretle aranır olurlar… Her gün olmasa bile ayda bir-iki kez bu örneklerle karşılaşıyoruz. Ya bir akrabamızı, ya bir dostumuzu, ya bir komşumuzu veya bir hemşerimizi kaybediyoruz.  Onlar dünyayı terk edip ebediyete göç edince bizlerin de birgün bu şerbeti içmek zorunda kalacağımızı aklımıza getirmek istemesek de bundan kurtuluşun olamayacağımı çok iyi biliyoruz…

Hayatta iken bırakılan iyi izlenimler, öldükten sonra meyvesini vermeye başlar... İnsan öldükten sonra değerlenir ya da anlaşılmaya başlanır. Malumunuz, Mevta kefenlenip cenaze namazı kılındıktan sonra İmam Efendi cemaate sorar: -“Rahmetliyi Nasıl Bilirdiniz?...”  Cemaat hep bir ağızdan;  -“iyi bilirdik!..” der. Gerçekten öyle mi bilinirdi?... Onu ancak Allah bilir… Ama  hayatta iken de, öldükten sonra da iyi bilinen değerli insanlar vardır elbette… 

Tarihimize de baktığımızda hayatta iken çeşitli eziyetlere maruz kalmış, işkencelerden geçmiş,  olmadık hakaretler görmüş insanlar, ölümünden sonra kahraman olur, dahi olur, hatta iade-i itibar yapılarak, hayatta iken göremediği ilgi ve alaka mezarının taşına fazlasıyla gösterilir…  

Yakın zamanlarda da birçok hadiseye şahit olduk…istenmeyen kişi, vatan haini, bedbaht olarak ilan edilip, sürgün edilenler hatta; diktatör, zalim denilip; gayri insani bir şekilde cezalandırılıp idam edilenler, linç edilenler bile belli bir süre sonra mumla aranır olmuşlardır…

Peki niçin hayatta iken insanların gerçek değeri fark edilemez?... Niçin hayatta iken kadir-kıymet bilinmez?...  İnsanlar öldükten sonra değer mi kazanır, yoksa  değeri mi  anlaşılır?..  Keşke insan hayatta iken de gerçek değeri anlaşılabilseydi…

  Elbette ki ölüleri iyilikle anmalıyız. Zira Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle diyor: “Ölülerinizin güzel hallerini yâd ediniz; Kötü hallerini söylemekten çekininiz” Allah (C.C.) cümlemizi “İyi”lerden ve “İyi” bilinenlerden eylesin… At Ölür Meydan Kalır; Yiğit Ölür Şan Kalır”

Bu haber toplam 433 defa okunmuştur
  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim