Her ikisinin de kökeni Latince civis / civilis kelimesine kadar götürülür ve şehir (city ve site) kelimesi ile akrabadır. Kelimeler 1550’lerden sonra “barbar olmayan, medeni” anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Civil kelimesi 1610’lardan itibaren (“askeri” kelimesinin zıddı olarak) “dünyevi bir şekilde düzenlenmiş” ve “yurttaşlıkla ilgili” bir anlam kazanmıştır. Kısaca kelimenin kökeninde şehir ve yurttaşlık anlamları yatmaktadır. Zıtlıklar da barbarlık ve bürokratik / askeri düzenleme ile kurulmuştur. Medeniyet ve uygarlık kelimeleri civilisation için tercih edilirken, civil kelimesi medeni veya uygar olarak değil, sivil şeklinde Türkçeleştirilerek kullanılmaktadır. Sivil “resmi olmayan” anlamına gelir ve askeri vurgusu resmiyete (bürokrasiye) ve genel olarak devlete genellenmiştir.
Civilisation kelimesine dönecek olursak, kelimenin Türkçe kökenli karşılığı uygarlıktır. Bu kelime Dil Devriminden sonra Uygur kelimesine göre oluşturulmuştur. Uygur kelimesinin kökeni konusunda ise bir sonuca varılamamıştır. Bazı kaynaklar uy- köküne dayandırmakta ise de (o zaman udgur kelimesinden gelmesi gerekir), bazıları oğuz kelimesinin bir varyantı (oğuz – uygur), bazıları ise uy (akraba) kelimesinden geldiğini (ama bu durumda -gur eki açıklanamamaktadır) belirtmektedirler. Yapılan yorumların, genel eğilim olarak, kelimenin “bir araya gelip düzenlemeler yapmak” şeklindeki anlamına atıfta bulundukları söylenebilir.
Ayrıca uygur adı ile ilgili iki toplum kastedilebilir. Biri bildiğimiz Uygurlar iken, diğeri daha eski dönemlerde yaşamış ve Uygur İmparatorluğu kurmuş bir topluluktur. Atatürk’ün bu ikinci Uygurlara dayanarak uygar kelimesini tercih ettiği, bu topluluğun da kayıp Mu kıtasından yayılan bir grup olduğu rivayetleri vardır. Ama bu rivayetler konuya (Mu kıtasına) ilgi duyanların dışında kabul görmemiştir. Bu değilse bile, tarihte bilinen Uygurların gelişmiş bir toplum oldukları ve Budizm yoluyla Sanskrit metinleri çevirerek “uygarlaştıkları” düşünülebilir. Günümüzde uygarlık daha dışsal bir ilkeler bütünü gibi bir izlenim oluşturmaktadır. Sanki medeniyet daha gündelik hayatımıza giren bir kavramdır.
Medeniyet kelimesi köken olarak Arapçadır. Kelimenin kavramsal tarihi Farabi’ye kadar götürülebilir. Farabi köy, mahalle, sokak gibi toplulukların insana has erdemleri gerçekleştirme açısından uygun ortamlar oluşturamayacaklarını, iş birliği ve iş bölümünü sağlayan toplulukların (bu topluluklar da “şehir” oluşturur) erdemli olabileceklerini öne sürer. Farabi şehri oluşturan kişilerin değerler sisteminden söz eder, bu düşünce de bizi şehirdekilerin sahip oldukları ahlak ilkeleri ve değerler sistemi olarak medeniyet anlayışına getirir. Felsefeci ve ahlakçıların (örn. İbn Sina ve İbn Miskeveyh) Farabi’nin düşüncesine katıldıkları söylenebilir.
Devamı: https://www.fikircografyasi.com/makale/hangi-medeniyet-hangi-medine






























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.