• İstanbul 32 °C
  • Ankara 33 °C

​Hevesli Yazar

Eyyüp AZLAL

Yazar-mütefekkir Rasim Özdenören’in Hece Dergisinin Nisan 2021 sayısındaki editör yazısı ilginç bir ayrıntıyı gözler önüne seriyor. Sahici yazar ile hevesli yazar” vurgusunun yapıldığı bu yazıda Özdenören, bir taraftan sahici yazardan bahsederken diğer taraftan sahici olmayan yazar demiyor. Hevesli yazar diyor, yani yazı yazmaya başlayan birini hemen ötekileştirmiyor. Kolluyor, önünü açıyor. Ona heyecan katıyor. Kendini ispatlaması için ona fırsat tanıyor.

Günümüzde edebiyat alanında okur-yazarlığın düşük seviyelerde seyrediyor olması, galiba Rasim Özdenören’in ilgilendiği gibi bizim hevesli okurla hevesli yazarla ilgilenmeyişimizden kaynaklanmaktadır. Özdenören’in “hevesli yazar” tabiri, yerine oturtulmuş bir tabirdir. Klasik eleştirmen gibi davranmıyor. Eğer klasik eleştirmen gibi davransa ortalık toz duman olur. Böyle yapsa ne genç kalır ortalıkta ne hevesli ne de yazar. Zaten günümüzde bir yazar, beş yüz kelimeyi aşan yazılar yazdığında canı sıkılan, hevesi kırılan bir okuyucu kitlesi ile karşılaşıyoruz. Hevesli yazar, bu kitlenin içinden çıkıyor.

Rasim Özdenören, hevesli yazar tabiriyle okuyucusuna bir mesaj da vermiş olabilir. Genç yazarların kolundan tutup onları kollaması şeklinde de yorumlanabilir. Meseleye hangi zaviyeden bakılırsa bakılsın Özdenören’in bu tutumu doğru bir tavırdır. Biz, meseleye Özdenören okurları açısından bakalım. Genç yazarı, hevesli yazarı kaçırtmamak kadar okuru da kaçırtmamak lazım. Özellikle Rasim Özdenören okurları, sadece okumak için değil Rasim Özdenören gibi cümle kurmak, onun gibi yazmak, onun gibi konuşmak yani onun gibi bir entelektüel birikimine sahip olmak için okuyorlar. 

Usta yazar Rasim Özdenören, birine hevesli yazar dedi mi bir kere onun hakkını teslim etmiştir. Ona, senin de bu mecliste yerin var, diyerek buyur etmiştir ve kolundan tutup bir köşeye oturtmuştur. Ama başköşeye değil. 

Özdenören, hevesli yazarın eserine iyi dese genç yazar hemen havalara girer, artık ödülümü aldım ataletiyle iş çıkarmaz. O, bu nedenle hevesli yazarın kolunu tutuyor ama elini bırakıyor. Elini bırakıyor ki genç yazar işini yapsın, kolunu da tutuyor ki ona “bak seni gözetiyorum.” mesajı alınsın.  Usta yazar, hevesli yazarın kolundan tutmuşken ona şu mesajları da vermiştir. “İşini doğru dürüst yap, popülist söylemlerle, algılarla kalemini tüketme, bak gül yetiştiren adam kitabının yazarı yanında. Sakın naylon çiçeklere gül deme. ”

Rasim Özdenören’in daha önceleri birçok yerde genç yazarlarla sohbetine şahid olmuştum. O zamanlarda da kendine has üslubu ile okura ve yazara yeni mecralar açıyordu. Onun bu yazısındaki titizlik, seçtiği kelimeler ve bu kelimeleri ustaca kullanımı, bize o sohbet vakitlerini hatırlatmıştı.

Özdenören’in sahici yazar kuramına somut bir yaklaşımda bulunmak adına onun şu önerisini dikkate almalıyız.

“Bir yazı ne denli önceden belirlenmiş bir dizgiye uygun yazılmaya çaba gösterilse de onun başını (yazının) alıp gittiği, yazarını da ardından sürüklediği yerlerde karşılaşmak, o yazının gerçekliği belki tam da onun başına buyruk olduğu, yazarın başkaldırdığı yerde görünür hale gelir.….

İşte budur sahici yazar ile hevesli yazar arasındaki ince detay. Kırmadan, incitmeden ders vermek. Klasik zamanlardan Rasim Özdenören’e miras kalmış.

Milat

Bu yazı toplam 100 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim