“İki kapılı bir handayım, gidiyorum gündüz gece.”
“Yaş otuz beş yolun yarısı eder.”
“Bir insan ömrünü neye vermeli / Harcanıp gidiyor ömür dediğin.”
Ruhsatî’ye ait şu dizelere ne demeli:
“Gördüm iki kişi mezar eşiyor
Gam gasavet gelmiş, boydan aşıyor
Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor
Gel de bu rüyayı yor deli gönül.”
Yaş yaşamış, güngörmüşlere sorun bir hele, “ne kadar yaşadın” diye.
“İki gün” bilmedin, “üç gün ancak” diyeceklerdir.
Öyle ya, zaman izafi; hepi topu üç gün yaşıyor insan: Dün, bugün ve yarın!
Kendi kendimize bir soralım: Yaşadığından bir şey anlayan var mı?
Gidenin ardından dünyanın manzarası belli: “Göçtü kervan, kaldık dağlar başında.”
Dünya bir tenzil-i rütbedir. Asıl hayata göre aşağılardadır. Dûn ve deni kelimeleriyle sıhriyeti vardır bu yüzden.
Devamı: https://www.milligazete.com.tr/makale/10064248/huseyin-akin/alemsin-be-dunya






























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.