-Abi bize ödül vermek için bir isim söyler misin?
-Nasıl ödül ne ödülü?
-Bu senenin edebiyat ödüllerini vereceğiz de isim arıyoruz.
- Şair X var, ona verin; çok sıkı çok orijinal şiirleri var.
-Galiba anlatamadım abi, iyi yazması önemli değil, ünlü olması lazım.
-Anladım kardeşim, ünlü-ünsüz ayrımını dikkate almamışım. O zaman “Y” olsun.
- O şu an şiir yazmıyor ki abi!
-Nereden biliyorsun yazıp yazmadığını?
-Yazsa duyardık çünkü.
-Şiir sesli mi yazılıyor? Şayet sesli ise şiirin sesi şairin neresinden çıkıyor ki?
-Abi çok sesli, az sesli, nefesli, hevesli bir sürü şiir var. Biz sesini her yere duyuran şairi arıyoruz.
-Hımmm… Yani sizin için maksat iyi şiir değil, yükseklere çıkıp nara atan şair önemli.
-N’apalım abi, halk öyle istiyor?
- O zaman halk şairi Bayatî’ye verin ödülü, hem sazı da var, ses getirir.
- O da çok bayat abi. Taze olsun, fırından yeni çıkmış olsun. Susamı da eksik olmasın.
- Tamam kardeşim, ben buldum sizin aradığınız ödüle uygun şairi: Ramazan pidesi! Üstelik şu sıralar yanına yaklaşılmıyor, pek kibirli.
Devamı: https://www.milligazete.com.tr/makale/9837281/huseyin-akin/sair-araniyor































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.