Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın dediği gibi, hakikaten Tayyip Bey’in en büyük bahtsızlığı, memlekette aklıselim bir muhalefetin olmamasıdır.
Devletin kurumlarına saldırmak, millete saldırmaktır. Bu nasıl bir kafadır, nasıl bir düşünce ve siyaset anlayışıdır?
Gerçi, “altılı masa” baştan beri kazanacaklarına inanmadıkları ve böyle garip bir ittifakın, iktidar olma şansının imkânsızlığını bildikleri için kumdan evcilik oynamaktaydılar.
Birkaç gün önce PKK adına milletimizin gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetlerine akıl almaz iftirayı atan kişiden hemen sonra diğer şahsın, Jandarmamıza ve Emniyet teşkilatımıza böylesine büyük bir iftira atması; plansız, programsız öyle sıradan bir hadise olamaz.
Gerçi, “altılı masa”, baştan beri beka sorunu olarak görülmekteydi. Şimdi tescil olundu. Kağnı devrildi, ortaklık biter.
Peki, bundan sonra askerimizin, jandarmamızın, polisimizin ve ailelerinin yüzüne nasıl bakacaklar?
Miting alanlarında onları koruyacak olan askerimiz, jandarmamız ve polisimizin gözüne bakarak; “Sizler uyuşturucu tüccarı mısınız” diyecekler.
•
Şükürler olsun ki, milli iradeye ve liderine sahibiz. Yoksa millet-devlet bunların eline kalsa, üç günde ülkeyi yer ile yeksan ederler.
Türk Silahlı Kuvvetlerine, Jandarma ve Emniyet teşkilatına böyle saldırının perde arkasında ciddi bir organizasyonun olduğu açıktır.
Mesele ne siyaset ne ekonomi ne de başka bir şeydir. Apaçık beka meselesidir. Bunları bu işlere sevk edenler, altılı masayı keyif olsun diye boşuna ittifak ettirmediler.
Çok iyi bilmekteler ki, iki partinin dışındaki diğerlerinin oy oranları yüzde birin altındadır. Yüzde birin altında oranla dünyanın hiçbir yerinde iktidar olunmayacağını kıl kadar aklı olan herkes idrak edebilir.
Mesele, devlet-millet olarak dünya ligine çıkmış olmamızdır. Batı, yüzyıllardır korktuğu hakikatle karşı karşıya kalmıştır.






























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.