Emanetin anlamı bellidir. “sana, bana, ona ait olmayan her şey”. Peki, bu her şeyin içinde birbirimize emanet değil miyiz?
Aksini düşünen kimselere insan gözüyle bakılmaz. Başka mahlûkat gözüyle bakılır ki, hayvanlar da emanet hissiyatı vardır.
Hiçbir hayvan yavrusuna ihanet etmez. Küçük bir misal verelim. Civcivlerini arkasında gezdirip, doyurmaya çalışan tavuğun yavrularına müdahale edildiğinde, anında tavuğun kafa tuttuğu görülür.
Hayvanlarda bu hissiyat varken, insanoğluna her şey “emanet hükmü” ile verilmişken, başta kendi canımız olmak üzere tüm insanlara ve canlılara emanet gözüyle bakamaz mıyız?
Sorunun cevabını, Erzincan’da Ramazan-ı Şerifin üçüncü günü, emanet kavramının idrak edildiği gerçek bir vakıa ile verelim.
Erzincan’ın “can ve candan” bir valisi var. Hamza Aydoğdu.
İmkân buldukça sabah namazını şehrin değişik camilerinde eda eden, ardından mahalleleri dolaşan, vatandaşla dertleşen, ardından makamına dönerek; “millet devlete, devlet millete emanet” mensubiyet ve mesuliyetiyle çalışan bir isim.
Yazının devamı için:https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/huseyin-ozturk/emanet-bir-dunya-51804.html































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.