Fatih Sultan Mehmet Han, Trabzon Rum İmparatorluğu üzerine sefere çıkmıştı. Şehre arkadan ulaşmak için dağlık ve ormanlık bir araziden geçiliyordu.
Bazen baltacılar önden yol açıyorlardı. Yolun müsait olmadığı bir yerde Fatih’in atı tökezledi ve kaydı. Fatih, bir kayaya tutunmak için uğraşırken elleri kanadı.
Bu hali müşahede eden beraberindeki Uzun Hasan’ın annesi Sara Hatun, tam fırsatı olduğunu düşünerek:
“-Oğul! Han oğlu hansın! Bir yüce hükümdarsın! Trabzon gibi küçük bir kale için bunca meşakkate katlanman reva mıdır?” dedi.
Çünkü Uzun Hasan, Trabzon Rum İmparatorluğu ile akrabalık kurmuş ve bu yüzden annesini, bu seferden vazgeçirmek için Fatih’e ricacı olarak göndermişti.
Fatih, elleri sıyrıklarla dolu olduğu hâlde doğruldu ve dedi ki:
“-Ey ihtiyar ana!.. Sen zannetme ki, çektiğimiz bunca zahmet, kuru bir toprak parçası içindir. Bilesin ki bütün gayretimiz Allah’ın dinine hizmettir. İnsanların hidayetine vesile olmaktır. Yarın huzur-u ilâhîde, yüzümüz kara olmasın diyedir.
Yazının devamı için:https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/huseyin-ozturk/nicedir-bu-kadar-fetihlerin-sebebi-50968.html?page=3































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.