Birkaç saat ıslanması ile yenilmesi mümkün olmayan bu ekmekler, kim bilir kaç gün evvel pişmişler, üst kabukları yemyeşil, içleri küf kokulu ve kurtluydu”…
Dr. Rıfat Osman’ın günlüğünden…
Yukarıdaki ifadeler, hayali bir romandan yahut hayali bir hikâyeden değil. Tam tamına gerçek bir savaşın, gerçek bir şahidin dilinden yazılmış günlükten alınmadır.
Alıntı nerede? Talihsiz tarih şehri Edirne’de, Yıldırım Hıdırlık Tabyasının içerisindeki Balkan Savaşlarının anlatıldığı tarihi mekânda yer almaktadır.
Talihsiz tarih şehri Edirne, maalesef kendi yaşadığı tarihe sırtını dönen nadir şehirlerimizden birisidir. “Tarihini yaşatmaya direnen şehir” denilse abartılmış olmaz.
Şehrin yıllardır değişmeyen yerel yöneticilerinin tarihimize karşı olan ilgisizlikleri ve sevgisizlikleri, Edirne gibi İstiklalimizin göz bebeği şehri, tarih yoksulu haline getirmiştir.
Sadece İstiklalimizin göz bebeği demek de doğru değil elbet ve haksızlık olur. Yedi yüz yıl dünyaya hükmetmiş Devlet-i Aliye’nin üçüncü başkenti, İstanbul’un fethini gerçekleştiren şehirdir.
Yani Osmanlı tarihinin başladığı ve neşvünema bulduğu şehir, adeta tarih fakiri belde gibi durmakta maalesef! Tarihi camiler de olmasa kimse geçmişini bilecek halde değil.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan başta olmak üzere Kültür Bakanlığı ve valilik de sahip çıkmasa, Edirne; ciğer-köfte-balık-rakı şehri olarak bilinecek.
Devamı: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/huseyin-ozturk/talihsiz-tarih-sehri-edirne-40236.html































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.