Ya insanlık erozyonu? İnsanlık her geçen gün “insan olma ve kalma” fıtratına karşı açılmış bir savaşla boğuşuyor. Dünyada durum nasıl bilemiyorum ama Türkiye’de vaziyet vahim.
Sermayesinin nasıl temin edildiği belli olmayan ve leblebi çekirdek gibi üretilen diziler ile kadın-erkek demeye utanılan tiplerin kepazeliklerinin sabah kuşaklarında program diye yayınlanması, toplumun her kesimine karşı ciddi bir fıtrat fırtınası estirmektedir.
Devletimiz ve ilgili kurumları, bu gerçeği nasıl görmüyor veya görmezden gelebiliyorlar? Burası bir hukuk devleti ise hukukun, Müslüman bir milletin değer yargılarını bertaraf eden yayınlara dur deme hakkı yok mudur?
İşte medyadaki uyuşturucu, futboldaki bahis, belediyelerdeki yolsuzluklar ve benzeri tüm hadiseler, toplumsal tükenişe ve umutsuzluğa giden yolun habercisi değil midir?
Uyuşturucu demişken, belli televizyonlarda çekilen dizilerin pek çoğu insanları uyuşturucuya sevk eden sahnelerle dolu değil mi?
Bir de bu dizilerde yaşanılan olaylar, ülkemizde kaç ailede vuku bulmaktadır da hikâye olarak dizisi yahut sinema filmi yapılmaktadır?
Yaşı 50’yi geçmiş insanlarımız pek etkilenmese de altındaki her yaştan her grup, ciddi şekilde malum dizilerdeki karakterleri kendilerine rol model yapmaktadırlar.
Sokakta bu tipleri çok rahat görebilirsiniz. Kulaklarının çok üstünde kafalarının ortasına kadar tıraş olmuş erkekler ile evde ailesinin bile yanında giyilmemesi gereken kıyafetlerle sokakta sere serpe dolaşan kadınlardan normal insanlar korkuyor. Bu bir fıtrat zehirlenmesi değil midir?
Yazının devamı için:https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/huseyin-ozturk/toprak-ve-insan-erozyonu-51039.html?page=3































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.