• İstanbul 26 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 30 °C
  • Konya 29 °C
  • Sakarya 29 °C
  • Şanlıurfa 34 °C
  • Trabzon 27 °C
  • Gaziantep 33 °C
  • Bolu 22 °C
  • Bursa 28 °C

İbrahim Ulvi Yavuz: O, bir neslin önünü açmıştır

İbrahim Ulvi Yavuz: O, bir neslin önünü açmıştır
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi ve Küçükçekmece Belediyesi “Yazarlara ve Yazarlığa Adanmış Bir Ömür” başlığıyla D. Mehmet Doğan özel programı düzenledi.

Yavuz, “Kendisi ile uzun zamandan beri arkadaşlık ettiğim dostum D. Mehmet Doğan, gerek günlük yazıları, gerek kitapları ve gerekse konferansları ile örnek bir şahsiyettir. İlk kitabı “Batılılaşma İhaneti”  yeni nesillerin uyanışını sağlamakla kalmamış aynı zamanda bir düşünce zemini oluşturmuştur.  Böylece ayakları sağlam yere basan bir neslin ve neslin yolunu açmıştır” dedi.

Onun düşüncesinden, eserlerinden söz edilirken, asıl önemli başka bir yönünün daha bilinmesi gerektiğini belirten Genel Başkan İbrahim Ulvi Yavuz, ülkemizde Sivil Toplum kuruluşlarına karşı bir isteksizlik olduğuna dikkati çekerek Mehmet Doğan’ın bu düşünceyi otuz beş yıl önce Türkiye Yazarlar Birliğini kurarak kırdığını, Türkiye Yazarlar Birliği’nin kurulduğu günden beri gerçekleştirdiği faaliyetlerle hem kamu kurum ve kuruluşlarına hem de öteki sivil toplum kuruluşlarına rehberlik ettiğini söyledi.

İbrahim Ulvi Yavuz’un selamlama konuşmasının ardından programın panel bölümü gerçekleşti. Oturum yöneticisi TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı panelin açılışında şunları söyledi:
Camiamızda kültürü sanatı merkeze alması itibari ile bir ilk ve öncüdür Yazarlar Birliği. Ve 35. Yılını kutladığımız bu birliğin bugünlere nezih bir şekilde gelmesinde şüphesiz en büyük pay Mehmet Doğan Bey’indir. Yazarlar Birliği kurulduğunda yeni doğmuş gençler olarak biz bugün bu harekette hizmet edebiliyorsak bu Sayın Doğan’ın açtığı yolun bereketinden kaynaklanmaktadır. Biz Mehmet Doğan sayesinde yazarları, yazarlara vefayı, dostluğu ve onlara dair yapılacak hizmetlerin nasıl olması gerektiğini öğrendik. Bugün TYB İstanbul Şubesi olarak Mehmet Doğan’a bir anlamda şükranlarımızı saygılarımızı sunmak için buradayız…


Tek Kaygısı Kültürümüzün Köklerinin Bugün Dallarıyla Buluşması

D.Mehmet Doğan’ın sivil toplum mücadelesini ve teşkilat adamlığını anlatan Prof.Dr Hicabi Kırlangıç şunları belirtti:
“Mehmet Doğan sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’de canlandırılmasına öncülük eden isimlerdendir. Arkadaşlarıyla beraber pek çok girişimde bulunmuş ama en önemlisi de 35 yıl yaşatılması konusunda son derece ihtimam gösterdiği Türkiye Yazarlar Birliği’dir. Bu derneğin kurulması ve bugünlere taşınması konusunda büyük emekleri olmuş bir isim. Bu mücadelelerinde kişisel bir beklentisi olmamıştır. Hayatıyla bunu görebilirsiniz. Tek kaygısı kültürümüzün köklerinin bugün dallarıyla buluşmasının sağlanması, bu canlılığın devam etmesi çınarın kurumamasıdır. Bunun mücadelesini verdi ve bu mücadelenin en önemli yolu da dilden geçiyor. Eğer diliniz yoksa sonuçta hiçbir şeyiniz olmuyor. Dilimiz üzerinde kültürümüz üzerinde gerçekleştirilmeye çalışılan bir projenin nasıl büyük bir yıkıma neden olduğunu içinde olduğumuz camiada, üniversitelerde hatta camilerimizde görüyoruz. Bu yıkımı durdurabilmek ve tamir aşamasına geçebilmek için, kendi şahsından feragat ederek çalışan sayılı isimlerden birisidir.”
D.Mehmet Doğan’ın dil üzerine çalışmalarına değinen Dr. İbrahim Demirci, dilin insanlar arasındaki iletişim aracı olduğunu fakat Türkiye’de bir iletişim alanından daha çok bir mücadele vasıtası olduğunu belirtti. Bu mücadele içerisinde Mehmet Doğan’ın çabalarını anlatan Demirci şöyle devam etti:


Bir Dil Mücahidi: Mehmet Doğan

Türk kültürünün bugün yaşadığı problemler Türk Tarihi’nin iki üç asırdır yaşamakta olduğu ve bizim kendimizden şüphe duymaya başladığımız dönemlerde tohumları atılmaya başlanmış bir hadisedir. Bu hadisenin kökleri kendimizden, dolayısıyla mensup olduğumuz dinden yani İslam’ın bizim yeryüzünde izzetli ve şerefli bir hayatı yaşatmaya kifayet etmeyeceği şüphesini duymaya başladığımız günlere kadar uzanıyor. Şu bir gerçek ki insanın ve toplumun kendisinden şüphe duyması kendisini küçük görmesi değersiz bulması hakikaten manevi bir handikaptır. Biz böyle bir handikaba düşmenin sıkıntısını çok çeşitli alanlarda çok çeşitli biçimlerde yaşadık. Bunlardan biride şüphesiz dil alanı. Fakat dil siyasi iktidarın ya da aydınların istedikleri gibi şekillendirebilecekleri bir alan değil. Tepeden yapılacak müdahaleleri aşındırabilecek bir organizma mahiyetinde olduğu için dil, bu müdahaleler her zaman istenen sonuçları vermeyebiliyor.
Türk dilindeki büyük kırılma Cumhuriyet döneminde oldu. 1928 yılında yaşanan harf inkılâbı ve ondan sonra Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin (Türk Dil Kurumu)marifetiyle yapılmak istenen düzenlemelerin çok zorlayıcı yapay ve toplum gerçekleri ve hayatın akışına da aykırı olduğunu geçen zaman bize gösterdi.Tabi bu arada ciddi bir ayrışmayı da yaşadık. Türkçeleşme adına tavsiyecilik denen bir süreç yaşandı. Daha sonra insanların kullandıkları kelimeler sebebiyle damgalandıkları bir süreçte yaşandı. Şimdi bu çatışma azalmış durumda ama buarada çok ciddi bir bilgi birikim kaybı eksen kayması gibi hadiselerde yaşandı. Mehmet Doğan ve benzerleri doğrusu bizim köklerimizle irtibatımızı temin etmek ve bu irtibatı sahih bir gözle kurmak ve geliştirmek hususunda ciddi gayretler gösterdiler. Mehmet Doğan Türkçe Sözlük’ü önce kendisi için yazmıştır.Mehmet Akif okurken onun bütün kelimelerini bilmiyor olmak, bir eksiklik olarak hissediliyor ve sanki bir bakıma Türkçe Sözlük Safahat’ın anlaşılmasını temin etmek için başlanmış bir çalışma. Geçen otuz iki yılda Türkiye’deki sözlükler arasında kendine mahsus bir yer doldurdu.


Darbe Döneminde Yazarlar Birliği Bir Sığınak Gibiydi

Panelin diğer konuşmacısı Beşir Ayvazoğlu da yaptığı konuşmada Mehmet Doğan ile tanışmalarını ve Yazarlar Birliği’nin kuruluşunu şu sözlerle anlattı:
Mehmet Doğan’ı 1970’lerin başında tanıdım. O zamanlar Mehmet Doğan Batılılaşma İhanetini yazmıştı ve bizim bütün fikir dünyamız heyecanlarımız öfkelerimiz Batılılaşma İhaneti’nin içindeydi. Batılılaşma İhaneti o yıllardabir neslin duygularına tercüman olduğunu söyleyebiliriz. İlk defa İstanbul’da tanıştık. Yıllar sonra 70’lerin sonuydu Ankara’da tekrar yollarımız kesişti. O günlerde bir arkadaş grubu bir yazarlar birliği kurmak için buluştuk. Nasıl oldu ilk defa kim bu fikri seslendirdi hatırlamıyorum ama Yazarlar Birliği’ni kuran ekipten birçoğu sonradan yazı hayatından koptular. O günlerde Yazarlar Birliği’ni kuran ekibin arasında henüz kitabı olmayan arkadaşlar da vardı. En tanınmışımız Ahmet Günbay Yıldız’dı. Çok zor zamanlardı. 1980 darbesi olduğu zamanda birçok dernek ve vakıf kapatıldı fakat Yazarlar Birliği’ne dokunmadılar. Yazarlar Birliği de o kaotik ortamda bize bir sığınak gibi oldu.


Biz Ondan Razıyız Allah da Razı Olsun

Panelin son konuşmacısı olan Mustafa Miyasoğlu, Mehmet Doğanın düşünce hayatındaki gelişimin kitapları üzerinden anlattı ve programın ikinci bölümünde de Muhsin Mete, Mehmet Sılay, Bekir Soysal ve Ahmet Fidan; Mehmet Doğan’a dair tanıklıklarını paylaştılar. Mehmet Doğan ile kırk beş yıllık bir dostluğunun olduğunu belirten Muhsin Mete dostluklarının hep iyilikler içinde olduğunu ve Mehmet Doğan’dan razı olduğunu Allah’ın da ondan razı olması temenni ettiğini söyledi.
Muhsin Mete’nin ardından kürsüye çıkan Bekir Soysal ise “Mehmet Doğan dostluğundan emin olduğum gurur duyduğum bir isim. Şahsi dostluğumuzda Mehmet Doğan’da tanık olduğum bir hususiyeti onun mükrim olmasıdır.Hakikaten tanıdığım insanların içerisinde en mükrim olanlardan biridir. O da ona kerimlik vasfı kazandırıyor” dedi.
Son olarak kürsüye çıkan Mehmet Sılay ve Ahmet Fidan, kısaca Mehmet Doğan ile olan dostluklarını anlattılar. Dr. Mehmet Sılay Batılılaşma İhaneti kitabından çok etkilendiğini ve kendisine tedavi için gelen hastalara tavsiye ettiğini söyledi.
TYB Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Fidan da Mehmet Doğan ile uzun yıllara dayanan bir dostluğu olduğunu söyledikten sonra bir hatırasını katılımcılarla paylaştı:
“ ‘Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni’ için Bakü’de bulunuyorduk. Bakü’ye gittiğimizde şöyle bir kriz vardı hatırlarsanız Azeri hükümeti orada bizim bayrakları indirmişti. Türkiye ile Azerbaycan arasında önemli bir sorun yaşandı. ‘Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni’ programının açılış konuşmasında Mehmet Doğan güzel bir konuşma yaptı. Mehmet Doğan “Ben Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı’ndan bir şey istiyorum. Bu açılışta bana bir Azerbaycan bayrağı hediye etsin ben bu bayrağı başbakanlığa beş yüz metre mesafedeki Türkiye Yazarlar Birliği’ne asacağım. Biz Türk bayrağı ile Azerbaycan bayrağını ayırt etmiyoruz” dedi. Şiir şöleninin kapanışında bayrak geldi ve Azerbaycan’da bayrak sorununun çözülmesinde o konuşmanın etkisi olduğu kanaatindeyim.
Teşekkür konuşması yapmak için kürsüye gelen D.Mehmet Doğan da bu programa emek veren TYB İstanbul Şubemize, Küçükçekmece Belediye’sine teşrif eden bütün dostlarıma teşekkür ederim. Mahcup bir adam olarak bu programın beni duygulandırdığını ifade etmek isterim, diye konuştu.
Programın sonunda Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Besim Müftüoğlu, usta kaleme uzun yıllardan bu yana Türk kültürüne yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ederek, şeref beratı verdi.

 

vefakapak2vefakapak3vefakapak4vefakapak5

Bu haber toplam 969 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim