İki Şehir İki Hikâye-1

Eyyüp AZLAL

Geçtiğimiz günlerde iki farklı şehirden iki farklı arkadaştan iki farklı hikâye dinledim. Daha doğrusu hatıra... Belki bu şehirlerde dinlenilecek yüzlerce hatta binlerce hatıra vardır. Bu hatıralar, hikâyeye dönüştürülmeyi bekliyor. Maddi yanlarımız gibi manevi yanlarımızın da dumura çokça uğradığı bu zamanda bu hatıraları imbiklerden süzerek yeni nesle aktarmak gerekir. 

İlk hatıramız şöyle hikâyeye dönüştü. Bir torba şekerle başladı her şey. Bundan otuz kırk yıl önce Anadolu’nun eski bir şehrinde helvacılık yapan Muharrem Usta iflas eder. Elinde avucunda ne varsa yitirir. Alacaklarını tahsil edemez, işçilerini çıkarır, iş yerini kapatmak zorunda kalır. Ama bir yerlerden de tekrar başlaması gerekmektedir. Helvacı Muharrem Ustanın cebinde beş parası yoktur. 

Muharrem Usta kalkar, hiç tanımadığı şeker satan bir dükkâna gider. Kendisini tanıtır helvacılık yaptığını ve iflas ettiğini anlatır. Parası olmadığını ve iş yerinin tekrar üretim yapabilmesi için acil bir torba şekere ihtiyaç duyduğunu, ancak şeker parasını helvayı yapıp sattıktan sonra ödeyebileceğini söyler. Şeker satıcısı Osman Usta, Muharrem Ustayı dikkatlice dinler, yerinden kalkar ve yanında çalışanını çağırır “oğlum bir at arabası çağır, yirmi torba şeker yükleyin, Muharrem Ustamın dükkânına indirin” der. Şekerci Osman Usta, küçük bir kağıda da, isim, adres belirtmeden, sadece ”yirmi torba şeker” yazar ve kâğıdı Muharrem Ustaya uzatır. Ardından da ” Muharrem Usta sıkma canını!...Sen şu şekeri al Kazanını kaynat, helvanı yap, sat!... Ne zaman elin rahatlarsa o zaman gel borcunu öde! ”der. Muharrem Usta şaşkındır, ne diyeceğini bilemez. Bir torba şeker derken, yirmi torba şeker bulmuş olmanın heyecanını yaşar. Hiç tanımadığı biri tarafından kendisine güvenilip yirmi torba şeker verilmesi karşısında gözleri dolar, hıçkırıklara boğulur.

Muharrem Usta şekeri alır, iş yerine döner. Kısa sürede helva üretimine tekrar başlar. Yaptığı helvaları satar. Şeker borcunu ödeyecek parayı toparladığında Osman Ustanın yanına gider. Osman Usta güler yüzle, ayakta karşılar, çay kahve derken, parayı Osman Ustaya uzatır;” Osman Ustam, Allah senden razı olsun, bizi tekrar ayağa kaldırdın, çark dönemeye başladı ” dediğinde. Osman Usta; “Hayır Muharrem Usta!.. Kazanmanın sebebi ben değilim, belki vesile olmuş olabilirim. Amma ne varsa sendendir “der, sonra da yanında çalışanlara; “Muharrem Ustama otuz torba şeker daha yükleyin” talimatını verir. Muharrem Usta sözünde durmuş, borcunu ödemiş olmanın huzurunu duyarken, Osman Usta da karşısında işini tekrar kazanmış, sözünde duran birini görmenin bahtiyarlığını yaşar. Merhamet etmek iyidir. Ancak acımak yetmiyor. Önemli olan ihtiyaç duyana, ihtiyaç duyduğunu, ihtiyaç duyduğu anda verebilmektir. Bütün bunların ötesinde yapılan iyiliği unutmamaktır. 

Bundan sonraki yazımızda benzer bir hikâyeyi başka bir şehirde ve başka kahramanlarla devam edeceğiz.

Milat

Bu yazı toplam 139 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim