• İstanbul 22 °C
  • Ankara 16 °C

İnkılâp tarihi yalanlarını çöpe atan kitap: 1932 Dinî İnkılap Yılı

İnkılâp tarihi yalanlarını çöpe atan kitap: 1932 Dinî İnkılap Yılı
Türkiye’nin 1930’lu yılları ideolojik kesimler tarafından “altın devir” olarak reklam ediliyor. Ülkede işler yolunda, hiçbir sıkıntı yok, millet müreffeh bir hayat yaşıyor.

Cumhuriyet millete hürriyet getirmiş, seçiyor, seçiliyor...Hatta kadınlar bile! Türkiye kadınların seçme ve seçilmesine öncülük ediyor!

Öğretmenler el üstünde tutuluyor, en az milletvekilleri kadar maaş veriliyor!

Memleket fabrikalarda donatılıyor!

Dolar 1 lira! Türkiye’nin dış itibarı çok yüksek. Devlet veya hükümet başkanlarının biri gidiyor, biri geliyor. Hatta bir resim dolaştırılıyor: Bilmem kaç tane kral, cumhurbaşkanı ve başbakan Mustafa Kemal Paşa ile aynı masada! Anlayacağınız “evrensel bir ziyafet!”

Velhasıl ortalık güllük gülistanlık!

D. Mehmet Doğan 1932 Dinî İnkılap Yılı kitabında bu konularla ilgili ulaştığı bilgileri gözlerimizin önüne seriyor.

Türkiye Cumhuriyeti, bugünkü topraklarımızın bir kısmında hükümranlık haklarını kullanamıyor. Boğazlar uluslararası bir komisyonun kontrolünde. Ancak Hitlerin Almanya’da iktidarı ele geçirip Avrupa siyasetini allak bullak etmesi üzerine harekete geçilerek Montrö’ye giden yol açılıyor.

Almanya Versay anlaşmasını reddediyor ve yıl dönümünü “millî yas günü” olarak  kabul ediliyor!

Aynı tarz bir andlaşma olan Lozan’ın bir tek maddesine itiraz edebiliyoruz.

Türkiye’nin Trakya’da asker bulundurması sınırlandırılmış. Bulgar ve Yunan hudutlarından 35 kilometre mesafeye kadar askerimize yasak bölge! Ancak Montrö’den sonra askerimiz boğazlara törenle girdiği gibi, Edirne’ye de giriyor!

Boğazlar kontrolümüzde olmadığı ve asker sokamadığımız için, Çanakkale’deki şehitliklerimizi imar edemiyoruz. Çanakkale zaferinin yıldönümünü ancak bir vapura doldurulmuş ahaliye, savaş sahasını denizden yani uzaktan göstererek kutlayabiliyoruz!

Türkiye milletlerarası toplantılara davet edilmiyor, 1930’larda ancak Sovyetlerin tavassutu ile bu toplantılara katılmamız mümkün oluyor.

Dış ziyaretçiler açısından bakılırsa, 1928’e kadar hiçbir yabancı devlet başkanı, hükümet başkanı, bakan Türkiye’ye gelmemiştir. 1928’da Avrupa gezisinden dönen Afganistan kralı ile İtalyan hariciye nazırı Türkiye’ye gelmiştir. İki yıl aradan sonra İngiltere’nin Irak yüksek komiseri Cumhurbaşkanı’nı ziyaret etmiş, bundan sonra Irak Kralı Faysal Türkiye’ye gelmiş, Ankara garında Cumhurbaşkanı ile sarmaş dolaş olmuşlardır.

Bu Faysal kimdir?

İnkılap tarihlerinde bizi arkadan vurduğu yazılan Arap isyanının lideri Şerif Hüseyin’in oğludur ve bu oğul aynı zamanda isyancı birliklerin kumandanıdır!

1938’e kadar Türkiye’ye, sadece Osmanlı hinterlandandan devlet başkanları, hükümet başkanları ve bakanlar gelmiştir. Hiçbir Avrupa devleti başkanı, bakanı gelmemiştir. Bir tek İngiliz kralı gayri resmi olarak daha sonra evleneceği hanımla Türkiye’ye gezmeye gelmiş, Çanakkale’deki İngiliz kabirlerini gördükten sonra, Cumhurbaşkanı’nı ile görüşmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti’ni hiçbir cumhurbaşkanı (1938’e kadar) ziyaret etmemiştir!

Ekonomik durum kötüdür. 1929’de Amerika’da patlak veren buhran Türkiye’yi çok ciddi şekilde etkilemiştir. Çünkü tarım ürünlerinin fiyatlarında büyük düşüş yaşanmış, sadece tarım ürünleri ihraç eden Türkiye bu yüzden zor durumda kalmıştır. Memur maaşlarına yıllarca zam yapılmamış, aksine buhran ve muvazene (denge) vergileri konularak maaşlar kırpılmıştır.

Öğretmen maaşları milletvekili maaşlarının 8’de, 10’da biri nisbetindedir.

İlk okul öğretmenleri düzenli maaş alamamakta, emekli olamamaktadır. Bu yüzden çok sayıda öğretmen mesleği bırakmak zorunda kalmıştır.

Koca ülkede 70 orta okul, 25 lise vardır!

Düşünce hürriyeti, ifade hürriyeti yoktur. Sadece rejimi ve lideri övme hürriyeti vardır! Laiklik adı altında dine müdahale edilen bir ülkede din hürriyetinden söz edilemez. Dindarların ibadetine karışılmış, “Türkçe Kur’an”, “Türkçe ezan” inkılapları (?) yapılmış, asıl hedef olan Türkçe namaza geçilememiştir.

Böyle bir ülkede Cumhuriyetin 10. yıldönümü büyük tantanalarla kutlanacaktır!

1932 Dinî İnkılap Yılı kitabı Türkiye’nin yalan üzerinde yükseltilen cumhuriyet şakşakçılığını yerle bir ediyor, inkılap tarihi martavallarını çöp sepetine atıyor!

 

19521.jpg

 

 

 

Bu haber toplam 937 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim