• İstanbul 12 °C
  • Ankara 17 °C

İşgal Altında Köyler Gördüm ve Kibbutzlar

Eyyüp AZLAL

Telaviv Havalimanında yaklaşık bir buçuk saat sorgulandıktan sonra Filistin’e giriş izni alıyoruz. Sorgu amirinin tehditlerini unutmuyorum.

Bu tehditlerden sonra buralarda yabancı olmanın bize vermiş olduğu tesirle yanlış bir şey yapmamaya çalışıyorum. Nasıl bir yanlış yapabiliriz ki peygamber efendimizin Hadis-i şerifine mazhar olmak için bu kutsal mekana gidiyoruz. Kaldığımız zaman diliminde vakit namazlar  ve diğer ibadetlerimizi burada yapmak istiyoruz. Bu mekanı dünya Müslümanlar’ı adına boş bırakmak istemiyoruz.

İsrail sorgu memuru, Türkiye’deyken telefonla görüştüğüm ve Mescid-i Aksa’nın iç güvenliğini sağlayan Ürdünlü polisin numarasını rehberimde bulmuş ve  numarayı dosyasına yazmıştı.  Sonra benim numaramı da almışlardı. Bu durumdan ister istemez  tedirgin oluyordum.

Benim yüzümden Mescid-i Aksa’nın iç güvenliğini sağlayan Ürdünlü memura zarar gelsin istemediğim için onunla hiç görüşmedim. Oysa bu Ürdünlü polisin yanında kimsenin giremediği Hz. Peygamberimizin Burağını bağladığı Burak Mescidinin anahtarı vardı. Beni bu mescidin içinde gezdirecekti. Nerden biliyorum? Ürdünlü polisin iletişim numaralarını bana veren bir arkadaşım söylemişti. Bu arkadaşımız daha önce oraya gitmiş. Ve peygamberimizin burağını bağladığı mekanı hatta oradaki halkayı da fotoğraflamıştı.   Kendi fotoğraf arşivini benimle paylaşmıştı. Bunları görünce neden ben de göremedim diye üzülmüştüm. Ama tedbiri elden bırakmamak lazımdı. İsrail vatandaşı da olsa Filistinli de olsa burada herkese mesafeli yaklaşıyordum. Çünkü İsrail, sakın bir şey yapma demişti. Gerçi bahane bulsalar bir çok yanlışımızı bulabilirlerdi.

Yola Devam...

Dünyanın tanıdığı fakat İsrail’in tanımadığı Filistin’e doğru yol aldık... Önce Kudüs yolundayız. Doğu Kudüs’e gidiyoruz...Filistin’in istikbaldeki başkentine... Filistin’in ve Kudüs’ün varsa ikbali, gelir elbet istikbali diyoruz.  Doğu Kudüs’ü, Doğu Kudüs yapan Mescid-i Aksa. Sabah namazını orada kılacağız. Elhamdülillah Kudüs'teyiz demeye çok az kalmıştı.

Yolda giderken rehberimiz İbrahim Bey, geceyi sabaha bağlayan o zaman diliminde birkaç bilgi paylaşmıştı. Kudüs'e varmadan sağımızda ve solumuzda İsrail içerisinde kalan Filistin köylerinini anlattı. Bu köyler, Filistinliler’e ait. Ve bunlar İsrail vatandaşı olmuş Filistinliler olduğunu söyledi. Yafa’dan Kudüs’e kadar bölgede köyleri İsrail içerisinde kalmış bütün Filistinliler için durum böyle. Doğu Kudüs’te de durum böyle.

İleride Filistin’in başkenti olarak hayal ettiğimiz Doğu Kudüs’teki Filistinlilerin çoğu İsrail Vatandaşı olmuş. Bunlar, arazilerini kurtarmanın hesabı peşindedir. Ama ülkelerini kaybettiklerinin farkında değiller. İsrail vatandaşlığını kazanmış Filistinliler tarım ürünlerini rahatlıkla işleyebilmekte ve pazarlara ulaştırabilmektedir. Fakat Yeşil Hattın dışında kalanlar, yani İsrail’in ördüğü utanç duvarı arkasında kalanlar (Batı Şeria)  maalesef  Necip Fazıl’ın tabiriyle öz yurdunda garip öz vatanında parya olmuşlar. İsrail, Utanç duvarı ile Yeşil Hat arasında kalan bölgeyi kapalı askeri bölge inşa ettiği için burada yaşayan Filistinliler, İsrail’den oturma izni almak zorundadır. Kapalı askeri bölgedeki  Filistinliler, tarlalarına ürünlerini ekmeye ve onları kaldırmaya gitmek içinse İsrail’den izin almak zorundadır. Bu iznin adı da “ziyaretçi izni!”... Çok tuhaf  değil mi? Bu olayı bir Batılıya anlatamazssınız.

Kudüs’e yaklaştığımızda Arap köylerinin yanısıra  Yahudi köylerini de görme imkanımız oldu. İsrail, yıllarca Filistinlilere baskı yaparak ve onları topraklarını satmaya  mecbur ederek köylerini elinden alıyor. Böylece bu topraklar, Yahudi köylerinine dönüştürmüşlerdi. Tabii orada en eski Yahudi köyleri de vardır.  Tâ Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman döneminde Taberiye Gölü çevresine yerleşen Yahudiler’in kurduğu köyler var.  Daha sonra İsrail, Necef Çölü çevresini de İşgal eder, burada da  İsrail köyleri kurulur.

İsrail, gerek yeni işgal ettiği köylerde gerekse de kadim İsrail  köylerinde son model çiftlik evler kurmuşlardır. Bu köylerin çoğu kominal anlamda “Kibbutz” adı verilen çiftliklerdir. Bir de Mashov adı verilen çiftlik köyler var. Bu köyler ise şahsi mülkiyete dayalıdır. Mashov köyleri çok azdır.

İsrail açısından daha çok Kibbutz olan köyler önemlidir. Bu köylerin kuruluşu 1900’lü yıllarda Rusya’dan gelen Yahudiler’in yerleştiği köylerdir. Kibbutzlar, bugün de İsrail’e göç eden yoksul Yahudiler’in topluma adaptasyonu adı altında devlete yük olmamaları için çalıştırıldıkları yerler olmuştur. Fakat buralar, ötekileştirilmiş bir yer değildir. Bizzatihi İsrail’in nabzı ve dünyanın nabzı buralarda atılıyor. Tohum bankaları dediğimiz yerler Kibbutzlarda bulunuyor. Ve İsrail’in dünyaya ihraç ettiği tohumlar da buralarda üretiliyor. Yine bunun yanında meyve ve sebzelerin ihracatı da buralardan yapılıyor.

Kibbutzlar, İsrail’in kuruluşu döneminde tarımsal birikimin gerçekleştirildiği köyler olmuştur. Köy dediysem Türkiyedeki gibi “neden yolum yok neden suyum yok, neden okulum yok” diye mızmızlanan köyler aklımıza gelmesin.  Kibbutz, tarıma dayalı sanayi (tohum ve tohum bankası)  ilerleyen dönemde sanayinin de kuruluşunda rol oynamış, çeşitli sektörlerde üretim yapan fabrikalar kurulmuştu. Son zamanlarda ABD menşeli bir telefon markasının son modelinin Telaviv’de üreteceği kararı, İsrail’de kominal yaşamın merkezi olan Kibbutz’ların ulaştığı merhaleyi anlatmak adına önemlidir.

Kibbutzların İsrail açısından bir diğer önemi de İlk başbakan Ben Gurion’un da bir   Kibbutzlu olmasıdır. Ve başbakanlık görevi bittikten sonra bu  Kibbutz tarlalarında çalışmış.Tarlada çalışırken vefat etmiştir. Ve Kibbutzlardan birinde gömülmüştür.

Milat

Bu yazı toplam 228 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim