Asıl meseleler ile tâli meseleler arasındaki farkı görmek ile bu farkın gereğini yapmak bir samimiyet işi olduğu kadar idealizmin de gereğidir. İlk insanların ve dolayısıyla insanlığın günümüz insanından ayrılan yanı hayatın silüetini değil bizzat hayatın kendisini yaşamasıdır. Başka bir deyişle yazı icat oldu hayat bozuldu ve ardından hayat kurgulandı insan bozuldu. İçinde bulunduğumuz çağdaş hayatta eğitim diye bir şeyin olmamasının nedeni hayatın kurgusal olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü kurgu, son tahlilde, sahtekârların düşüdür.
İnsanın tarihini ister Hindistan ve Cidde’den başlatın isterse Etiyopya’nın yüksek dağlarından başlatın fark etmez, her iki halde de insanın öğretmeninin yine insan olması gerçeği değişmez. Bu eğitimin insanın tabii hayatın içinde yaşamasını gerekli kılan bilgiler ile bu bilgilerden oluşan maddenin evrimlerini içermesi gerçeği de doğal olarak değişmez. Her iki halde de sırf yaşamak için değil ama insanca yaşayabilmek için eğitilmek, hakiki eğitim olmuştur. Yaşayabilme mücadelesi ile insanın merak duygusu birleşince ortaya çıkan şey medeniyettir. Diğer bir ifadeyle medeniyet dediğimiz şey, insanca yaşamak demektir. İnsanca, insana yakışan güzellikte yaşamak medeniyeti doğurur, medeniyet de insanca yaşamayı pekiştirir. Şu halde insanca yaşayamıyorsanız bir medeniyetiniz yok demektir ve sizde medeni değilsiniz demektir. Hal böyle olunca insani olmayan bir şeraitte olduğumuz gerçeği çıkar ki, merhum Teoman Duralı olsaydı bu yaşayana insan değil beşer derdi büyük ihtimal.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.