Orta öğretimi sürecine Kahramanmaraş, Gaziantep katılır ve yüksek öğretimini Ankara’da tamamlamakla birlikte, resmi görevi gereği çeşitli kentler ile bir süre bulunduğu İstanbul, onun sanatçı ve düşünür kimliğinin asıl yatağı olur. Bu kimliği artık O’nu, öncelikle Anadolu’ya, Ortadoğu’ya, Kafkasya’ya, Türkistan’a, nihayet yeryüzüne bağlar ve açar. Sanat, edebiyat, düşünce, bilim, istisnai olarak da bazen belli alanlarda gerçekleştirilen eylemler, öznelerini, kurucularını, öncülerini “miri malı”, ortaklaşa kaynak, ortak payda haline getirip dönüştürür. Bu ortaklaşa kaynağın, ortak paydanın sınırı her an genişleme, yaygınlaşma ve derinleşme gizilgücüne (potantielle), imkânına, yeterliğine ve yetkinliğine sahiptir. Bu niteliği sanatta, düşüncede, bilimde, kültür ve uygarlıkta “gelenek” ve bu geleneğin sürekliliği kapsamı içinde görüp kavramak söz konusudur.
Devamı: https://www.milligazete.com.tr/makale/10445161/ismail-killioglu/sezai-karakoc-diyarbakirda






























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.