Kemal Çopuroğlu: Yanmak

Kemal Çopuroğlu: Yanmak
Köprü altında kimsesiz iki çocuk zar atıyordu.
Üst baş pejmürde, saç baş darmadağınık... 
Büyük zarı atan, ortadaki ekmeği alacaktı.
O sırada yanlarından geçen bir balıkçı onlara sordu:
-Daha bu çocuk yaşta niçin kumar oynarsınız be çocuklar?
Çocuklardan biri mahcup: 
-Ne kumarı Bey Amca, karnımız aç! Bütün şamata şu ortada duran kuru bir ekmek...
Balıkçı derin bir âh çekti; aklına Kocakarı ile Ömer'in hikâyesi geldi. 
Elindeki bütün azığını onlara verdi ve kendi kendine şöyle söyledi:
"İnsanların hayâtı üstüne zar atan kumarbaz! Sen misin yoksa köprü altında zar atan şu bîçâreler mi madrabaz?"
***
Gassal!
Sen ki nice şehinşâhların, nice pâdişâhların, beylerin, paşaların, ulemânın, hükemânın ve fuzelânın esrârına vâkıf oldun...
Onların sırlarını ifşâ etmediğin gibi, gariplerin, yetimlerin, kimsesizlerin, fakirlerin de sırlarını fâş eyleme...
Beyhûde uğraşma! 
Su ne kadar arı, ne kadar berrak olsa da kocaman, sorumsuz, aylak kafaları arındırabilemez.
Gassal!
Bizi ancak harlı bir âteş paklar. Hepimiz o âteşin dehşetini her an içimizde hissediyoruz;
Anâsır- ı erbaa ve dahi bünyemiz bu hardan nasibini almamış mı zâten?
Şimdi sen de bütün bildiklerini unut...
***
Âteş denizinde mumdan bir gemi; cezbe- i cünûna düşmüşlerin, hemîşe halka rezil ve rüsvâ olanların, pervâne olup yananların yolcusu olduğu...
Öyle bir gemi ki yakıtı âteş, yüzdüğü deryâ âteş...
Bu denlü tutuşan odları söndürmeye nice ağlayışın, gözyaşının, suyun yetmediği, feryâdın ve âhın  harladığı, gökleri yakıp tutuşturduğu bir âteş..
Yane yane yürüyenlerin, kan dolu hikâyelerinde, içerisine düştükleri  âteş...
"Gül âteş gülbün âteş gülşen âteş cûybâr âteş
Semender-tiynetân-ı ‘aşka besdir lâlezâr âteş..."

diyen Gâlib Dede'nin ölümsüz mısrâlarında vücut bulan âteş...
Ney gibi inleyenlerin sesi olan âteş...
Ve "Bu bir kuru hava değildir" diyen Hz Pîr'in "Kimde bu âteş yoksa  o yok olsun." dediği âteş...
Çiğleri de pişiren, âşığı da arındıran bu âteş...Bu âteşin yanında alaz alaz yükselen bilindik âteşin ne kıymeti var ki?
Onun içindir ki Hz. İbrâhim'i bu âteş yakamamıştır.
Yanmak sevdâ işidir, yanmak hâlden hâle geçişin tecellîsidir.
***
Pervâne,
Işığı tavâf eyler,
Döner hâ döner...
Sarhoş olunca
Mâşukası onu yakar...
Âşık ise kıvılcımdır;
Alazdır...
Yanarken hurûc eyler.
Yanmadan mi'râc olmaz!..
Gerisi hikâye...
Bu haber toplam 199 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim