Gerilim ve çatışmalar küresel düzeyde hızla yükselirken Türkiye’de bu sürecin yıkıcı etkilerine maruz kalıyor. Son on yıldır Amerika ve Avrupa tarafından önü iyiden iyiye açılan Rusya güç sarhoşluğu ve emperyal hırslarını harmanlayarak bir baştan diğerine Ukrayna’yı işgale kalkışınca kafasını sağlam bir duvara toslayacağına tabii ki hiç ihtimal vermiyordu. Avrupa ve Amerika’nın arasındaki ihtilafı süratle artırmaya, Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerini sarsıcı bir korkuya sürükleyip yutmaya yönelik Putin’in yüksek stratejik planları Ukrayna’da patır patır dökülüyor, hüsrana uğruyor resmen.
Avrasya’nın Yükselen Yıldızı Kararmaya Yüz Tutarken
Ukrayna’da saplandığı bataklığın Rusya için uzun ve yıpratıcı bir savaşa dönüşeceği şimdiden belli gibi. Üstelik bu süreçte ambargoların daha da ağırlaşmasıyla askeri kayıpların ağır ekonomik ve toplumsal sorunları tetikleyeceği kehanet sayılmamalı. Fakat içine girdiği panik havasıyla bazen kamuoyuna deklare edilen bazen geri çekilen nükleer tehditler savurmaya kadar pervasızlaşan saldırgan tutumlar birçok ülkeyi NATO gibi bir şemsiyenin altına sığınmaya doğru itekliyor. İsveç ve Finlandiya’nın da siyaseti ve toplumuyla bu süreçte NATO’ya girme hususunda en çok korkuya kapılan, en acele eden ülkeler oldukları iyice belirginleşiyor. İsveç ve Finlandiya’da beliren yüksek korku Avrupa Birliği’nden önce Amerika ve İngiltere’nin şekillendirip kontrol altına almak istediği Rusya karşıtı cephenin işini kolaylaştırdığını söyleyebiliriz.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.