• İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C

Arkeolojik Hırsızlığa Davetiye

M. Ali ABAKAY

Şehir Araştırmaları Merkezi ekseninde 81 İl'in kitaplarını, kaynaklarını buluşturma meşgalemiz, bu şehirlerin hakkında birçok ayrıntı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağladı, zaman içinde. Bu zamanla, kimi önemli araştırmacının kıyıda-köşede kalmış bir çok kitabına da ulşamamızı sağladı.

 
Gitmediğimiz, görmediğimiz birçok kentin, şehrin hakkında bilgi edinmiş olmamız, o kentin, şehrin fotoğraflarını görmemiz, ister istemez 81 İl'i kapsayan bir seneyi bulacak zorunlu geziye de zemin hazırladı ki en kısa sürede bu geziyi, imkânımız el verdiği ölçüde gerçekleştirmeye sevk etti. Edebiyatçı- Şehir Araştırmacısı gözüyle bu gezinin serencâmı, eminim bize tatlı yorgunluk, güzel intibalar bırakır, içimizde ukde haline gelen şehir görme merakını giderir,bakma ve görme arasındaki farkın önemini anlatacaklarımızla konu meraklılarına önemli mesajlar verir.


Hemen her ilimizde bulunan höyüklere-tümülüslere dikkat çekmek istiyoruz, bu yazımızda. Kaçak kazıların önünün alınamadığı ilgilillerce daima belirtilmektedir. Mevcut tedbirlerin kaçakçıları caydırmaktan uzak düştüğünü bilmekteyiz. Birçok yetkilinin muzdarib olduğu konu hakkında edindiğimiz intiba, bu olumsuzluklar içinde arkeolojik hırsızlıklara bir nev'î davetiye çıkarmaktadır.


Arkeolojik değerlere duyarlılığın resmî açılışlarda, toplantılarda görünen şeddîd tarzda vurgusu, günümüzde kazılar sonrasındaki buluntuların beraberinde zamanla etkisizleşmekte, her şey eski tas-eski hamam hüviyetine dönüşmektedir.

 
Lidya Egemenliğinin Mermnad Sülalesinin son Kralı Kroisos Dönemi tümülüslerinden çıkarılıp kaçırılan buluntular, Karun Hazineleri ismiyle gün ışığına çıktığı zaman, bu kıymet arz eden 450 civarındaki esere sahip çıkmaklığımız, akla gelmiştir.


ARKEOLOJİK HIRSIZLIĞA DAVETİYE


Toptepe, İkiztepe, Aktepe Tümülüsünün açılmasıyla Amerika'ya kaçırılan Karun Hazineleri, 1985 senesinde Metropolitan Müzesi'nin kataloğunda yer alınca basına konu olmuş ve zorlu bir mahkeme sürecinde adı geçen müze, davayı kaybedeceğini anlayınca, Karun Hazineleri, sahibi olan topraklara, Uşak'a gelebilmiştir.


Uşak'ta olan bu değerli malzeme, tümülüslerde kalmaya mahkûm olsaydı, haberdar olmayacaktık ve bundan haberdar olmadığımız gibi diğer kaçak kazılar basına bu denli yansımayacaktı." Denizatı" tabir edilen bir parçanın ilgili kurumun yetkilisince çalındığı ve yerine sahtesinin bırakıldığını da basından öğrenmeseydik, bize dönen bu hazinenin değerine ne derecede önem verdiğimizin farkına varmayacaktık(!)


Müzelere taşınıp, envantere kaydı yapılan birçok eser, ne yazık ki defter-i kebîrlerde nisyana terk edilirken, teşhirdeki eksiklik, mekân darlığı, eleman sıkıntısı, bu alandaki eksikliklerin affedilir olmadığını gösterme açısından ibrettamiz bir belgedir.


Binlerce arkeologun işsiz olduğu, , iş bulmakta zorlandığı, alanı dışına itildiği, olan bilgisini de zamanla unuttuğu günümüzde kaçak akzılarla deliş deşik edilen, edilmeye aday binlerce tümülüs varken, ne duruyoruz?


Kaçak kazıların dedektörler eşliğinde yapıldığı, gümrük kapılarında arada bir tarihî eser kaçakçılarının bolca malzeme ile yakalandığı bilinmekteyken bu kazılar, yasal yolla neden gerçekleştirilmez?


Yer üstünde koruyamadığımız tarihî eserlerin kaderi ortada iken, yer altının bağrında sakladığı eserlerin binlerce sene toprak altında kalması bir fayda mıdır? 
Gün ışığına çıkması elzem olan yer altındaki tarihî eserlerin mekânı olan tümülüslerin, höyüklerin binlerce arkeolog dururken, müzelerde bu eserlerin teşhiri olması gerekirken, harcanan paranın müze zenginleştirmeleri ile geri dönüşü mümkün iken, bu duyarsızlığı Maliye Bakanlığı'nın bütçesine bağlamanın bizce kabul edilebilir bir yönü olamaz, bunca aciliyet varken.


Bizim olanın başka bir ülkede müzede , müzelerde yer almasının manası nedir? Aynı şekilde bir çok kütüphanemizden çalınan kitabın, başka kütüphanelerde işi nedir?
"Almanya'da Zeus Sunağı varmış. Bir gecede taşları numaralandırılıp gemiye taşınmış. Bergama Sunağıymıymış ne hala Almanya'da dururmuş. Bu iş Osmanlı Dönemi'nde olmuş. Bu tarihî eser, birçok kişiyi kendisine hayran bırakırmış." şeklinde bir açıklama, ileride başka eserler için de gerçek olursa şaşmamak gerekir.
Karun kadar zenginiz ve Karun kadar tümülüslerimiz-höyüklerimiz var. Neden fakir duruma düşüyoruz? Bunu anlamak oldukça zor.


Arkeologlar, müzeler, tümülüsler-höyükler,... Arkeolojik buluntularla gelecek zenginlik!.. Sahi, bu arkeologlar, ne için üniversite okumaktadır, bu işin eğitimini almaktadır? Müzeler, niçin kapalı birer kutu gibidir, gözümüzde?


Diyarbakır'da şehrin içinde, İç Kale'de binlerce senelik bir höyük vardır, üstü delik-deşik edilmiş. Bu höyük-tümülüs-yığma tepe, şehirde süs olsun diye durur gibidir. İç Kale'de milyonlarca lira sarf edilir, restorasyona harcanır da bu tümülüs, açmaları gerçekleştirilmez. İleride bu tümülüs açmaları-sondajları gerçekleştiğinde ne olacak? Beş seneyi bulabilecek bir sabırla yerle bir olacak höyük için onlarca sene beklememiz lazım. İç Kale'de on seneyi aşkın bir süre restorasyon tamamlanmadı, çalışmalar bitirilmedi.


Dememiz o ki şehrin içinde olan höyüklere bari sahip çıkalım da şehir dışındakiler, bizden uzak. Şehrin içindeki eşilip deşiliyorsa dışındakileri koruma alanı içine alma bir mana taşır mı? Amacımız, şehri tanımak ve tanıtmak ise, düşüncemiz olan Şehir Araştırmaları Merkezi'nde arkeoloji oldukça önemli yer kapsamaktadır. 
Yer üstünde koruyamadığımız tarihî eserlerin kaderi ortada iken, yer altının bağrında sakladığı eserlerin binlerce sene toprak altında kalması bir fayda mıdır? Gün ışığına çıkması elzem olan yer altındaki tarihî eserlerin mekânı olan tümülüslerin, höyüklerin binlerce arkeolog dururken, müzelerde bu eserlerin teşhiri olması gerekirken, harcanan paranın müze zenginleştirmeleri ile geri dönüşü mümkün iken, bu duyarsızlığı Maliye Bakanlığı'nın bütçesine bağlamanın bizce kabul edilebilir bir yönü olamaz, bunca aciliyet varken.Bizim olanın başka bir ülkede müzede , müzelerde yer almasının manası nedir? Aynı şekilde bir çok kütüphanemizden çalınan kitabın, başka kütüphanelerde işi nedir?"Almanya'da Zeus Sunağı varmış. Bir gecede taşları numaralandırılıp gemiye taşınmış. Bergama Sunağıymıymış ne hala Almanya'da dururmuş. Bu iş Osmanlı Dönemi'nde olmuş. Bu tarihî eser, birçok kişiyi kendisine hayran bırakırmış." şeklinde bir açıklama, ileride başka eserler için de gerçek olursa şaşmamak gerekir.Karun kadar zenginiz ve Karun kadar tümülüslerimiz-höyüklerimiz var. Neden fakir duruma düşüyoruz? Bunu anlamak oldukça zor.


Arkeologlar, müzeler, tümülüsler-höyükler,... Arkeolojik buluntularla gelecek zenginlik!.. Sahi, bu arkeologlar, ne için üniversite okumaktadır, bu işin eğitimini almaktadır? Müzeler, niçin kapalı birer kutu gibidir, gözümüzde?Diyarbakır'da şehrin içinde, İç Kale'de binlerce senelik bir höyük vardır, üstü delik-deşik edilmiş. Bu höyük-tümülüs-yığma tepe, şehirde süs olsun diye durur gibidir. İç Kale'de milyonlarca lira sarf edilir, restorasyona harcanır da bu tümülüs, açmaları gerçekleştirilmez. İleride bu tümülüs açmaları-sondajları gerçekleştiğinde ne olacak? Beş seneyi bulabilecek bir sabırla yerle bir olacak höyük için onlarca sene beklememiz lazım. İç Kale'de on seneyi aşkın bir süre restorasyon tamamlanmadı, çalışmalar bitirilmedi.


Dememiz o ki şehrin içinde olan höyüklere bari sahip çıkalım da şehir dışındakiler, bizden uzak. Şehrin içindeki eşilip deşiliyorsa dışındakileri koruma alanı içine alma bir mana taşır mı? Amacımız, şehri tanımak ve tanıtmak ise, düşüncemiz olan Şehir Araştırmaları Merkezi'nde arkeoloji oldukça önemli yer kapsamaktadır.

 

13.03.2013

Bu yazı toplam 1468 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim