• İstanbul 25 °C
  • Ankara 27 °C

M.Nihat Malkoç: Göç deyince masum ve mazlum Ahıska Türkleri gelir aklıma...

M.Nihat Malkoç: Göç deyince masum ve mazlum Ahıska Türkleri gelir aklıma...

                                                                        "Vardım ki yurdundan ayak göçürmüş
                                                                         Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
                                                                         Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
                                                                         Sakiler meclisten çekmiş ayağı"

                                                                                                     Bayburtlu Zihni

 

Ahıska Türkleri yahut bitmeyen göç

Hangi milletten ve milliyetten olursa olsun, yurdundan koparılan toplulukların dayanılmaz acıları ve yüreklerden taşan hüzünleri birbirine benzer. Sebepsiz ve zamansız göçler yuvaları darmadağın eder. Gün gelir ümit çiçekleri çamura saplanır. Huzura açılan gemiler bir anda karaya oturur. Yaralar dermanın izini yitirir. Düş bahçeleri çoraklaşır.

Kolay değildir insanı yerinden ve yurdundan eden hüzün sarmaşığı göçler. Zira tarifi imkânsız hüzünlere gebedir göçlerin öbür ucu. Göçerken giden mi, kalan mı terk eder bilinmez. Beden giderken yürek geride kalır. Sıla hasretini yaşamayan bilmez. Bu öyle bir acıdır ki hayatı yaşanmaz kılar. Bu acı zaman geçtikçe çoğalır, taşınmaz bir hâl alır.

Göçler kışa evrilen hazan misalidir. Yenilmişliğin resmidir hüzün tuvallerinde. Yürek ağacının yapraklarını dökmesidir güz vakitlerinde. Hatıralar kovanına çomak sokmaktır (z)amansızca. Göç trenlerinin raylarından çıkan gıcırtılar yas tutan yüreğin hıçkırıklarıdır.

Hayatı çekilmez kılan sürgün, yalnızlığın ve hüznün hem sebebi hem de sonucudur. Hakikatte sahipsizlerin sahibine sığınanlar yalnız değillerdir. Özgürlük çiçeklerini açtıran içe akan gözyaşlarıdır. Her sürgün acıyla ve gözyaşıyla karılmıştır kanımca. Fakat her sürgünün ufkunda doğmayı bekleyen bir güneş vardır. Bu güneşi doğduran sabır ve metanettir.

Her göçün orta yeri hüzün panayırıdır. Her göç yeni bir kapının tedirgin bir ruh hâliyle çalınmasıdır. Kapının ardınla Tanrı misafirini nelerin beklediği bilinmez.

Göç deyince ruhuyla bedeni ayrı diyarlara düşen Ahıska Türkleri gelir aklıma. Yurtlarında insanca yaşama imkânı tanınmayan mültecilerin kaderi kesişir acının koyaklarında. Gidenlerin ardından serpilen su, hasretin yangınını söndürmeye yetmez.  Her göçün acı semeresi aynıdır; gül yüzlü çocuklar öksüz, analar evlatsız, gelinler dul kalır.  

Devamı: https://www.dunyabizim.com/goc-deyince-masum-ve-mazlum-ahiska-turkleri-gelir-aklima-makale,2807.html

Bu haber toplam 233 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim