• İstanbul 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Konya 18 °C
  • Sakarya 16 °C
  • Şanlıurfa 25 °C
  • Trabzon 22 °C
  • Gaziantep 23 °C
  • Bolu 14 °C
  • Bursa 18 °C

Mehmet Nezir Gül: Eğitim ve Öğretim Sünnetleri

Mehmet Nezir Gül: Eğitim ve Öğretim Sünnetleri

“Şüphe yok ki Allah, melekler, gökler ve yer ehli, hatta yuvasındaki karınca ve denizdeki balıklar bile insanlara hayrı öğretenlere dua ederler.” (Tirmizi)

Allah Resûlü (sav) insanlara hakkı ve hakikati öğreten üstün bir öğretmendir. “Ben de bir muallim olarak gönderildim.” (İbn-i Mâce, K.S.-6053)

Efendimiz Aleyhisselam, âlimlerin, peygamberlerin varisleri olduğunu bildirmiştir. Peygamberler mal mülk olarak bir şey bırakmazlar. Ancak ilim ve hikmet bırakırlar, gerçek nasip sahibi olanlar bu mirasa sahip olanlardır. (Tirmizi, Ebu Davud-196)

Allah Resulü (sav), Müminlerin âlimlere hürmetli olmalarını isterdi. Âlimleri (ulemayı) ancak münafıklar hor görür. (Taberani-201)

Hz. Peygamber, bazı insanlara İslam hukukunu öğretirdi. Her bölgede bu konuda yetişmiş insanın olmasını bir zorunluluk olarak görürdü. (Ebu Davud-225, İbn-i Mace-228) Komşulara uygun ortamı hazırlayarak dini konularda bilgi vermeyi, fikir alışverişinde bulunmayı, iyilik tavsiyesinde, kötülük uyarısında bulunmayı önemserdi. (Taberani-310)

Allah Resulü, bir hakkın, gereken bilginin öğrenilmesinde çekinme ve utangaçlığın, engel olmaması gerektiğini söylerdi. (Tirmizi-K.S. 10/450)

Yabancı dil öğrenmeyi bazı sahabilerine emretmiştir. Bu anlamda Zeyd b. Sabit’e İbranice öğrenmesini emretmiştir. Gayrı Müslimlerle kritik konularda, siyasi, ekonomik meselelerde aracısız, daha doğru bir iletişim için ve aynı zamanda onların çalışmalarını, niyetlerini öğrenmek açısından da önemlidir. (Buhari, Ebu Davud, Tirmizi-320, K.S.-4135)

Çevre kabilelerin eğitim, öğretim ve irşadı için muallimler gönderirdi. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei-K.S. 2/224)
 

Öğrenen ve Öğreten…

Allah Resulü perşembe günlerini insanlara bilgi vermek, gerekli konuları öğretmek, nasihat etmek için ayırırdı. Âlimler, bilginler, öğretmenler, haftanın bir gününü özellikle insanları irşad etmek, sohbet etmek için ayırmalıdır. (Buhari, Müslim, Tirmizi-235) Ancak sık sık sohbet ederek, insanları bıkıp usandırmamak gerekir. (Buhari, Müslim, Tirmizi-235)

Peygamber Efendimiz (sav), toplum için gerekli ama herkesin kavrayamayacağı meseleleri de öğretirdi. Miras ilmini, Kur’an-ı Kerim bilgisini öğrenmeyi ve bunu halka öğretmeyi tavsiye ederdi. (Tirmizi, K.S.-4113)

Efendimiz (as) şu temel bazı ilkeleri bizlere sunmuştur:

Bir insana Kur’an’dan bir ayet bile öğreten, onun efendisidir. Kişi hocasına asla yanlış yapmamalı, onu kendisine tercih etmelidir. (Taberani-202)

Bir insana ilim öğreten kişi, o bilgiyle amel edenin alacağı sevabın aynısını alır ve diğerinden de bir eksilme olmaz. (İbn-i Mace-204)

Mescide veya evinden dışarı herhangi bir yere, bir hayır, bilgi öğrenmek için giden Allah yolundaki mücahid gibidir. (Taberani-206, Tirmizi-212, İbn-i Mâce, K.S.-4110)

Allah rızası için ilim tahsil edenin geçmiş günahları bağışlanır. (Tirmizi-213)

Bildiği bir konu, kendisine sorulduğu zaman muhakkak gereken açıklama yapılmalıdır. Aksi takdirde cehennemde bir gemle gemlenir. (Tirmizi, Ebu Davud-224, K.S.-4119)

Değişik bölgelerden gelen insanlara iyi davranılarak, bilmedikleri öğretilmelidir. (Tirmizi-230, Rezin-233)

Cahil bilmediğini sorup öğrenecek, âlim de bildiğini aktaracaktır. (Taberani-234)

Kişi bildiklerini uygulamalıdır. Allah’a karşı gelmekten sakınmalıdır. (Tirmizi-232)

Zan ve kuruntularıyla amel eden, olur olmaz yorumlarda bulunan insanlara fırsat verilmemeli, ilim ve takva sahibi olunmalıdır. (Buhari, Rezin, K.S.-4112)

İnsanlara akıllarının alacağı şeyleri öğretmek gerekir. (Müslim-240) Söylendiği takdirde kavrayamayacakları, hakkında yanlış yorumlara sebep olacakları bilgiler toplumda fitne ve kargaşaya yol açar.

Yanlış bir istekte bulunanlara hemen kızmayıp, örneklerle düşüncesinin yanlışlığını dile getirmek gerekir. (Müsned, Taberani-241) Allah Resulü zina yapmak için izin isteyen bir gence, birisinin, kendi annesi, kız kardeşi, teyzesi, halası… ile zina etmesini kabul edip etmeyeceğini sormuş, olumsuz cevap alınca da “İşte senin gibi diğer insanlar da bunu kendi yakınları için istemezler.” buyurmuştur. (Müsned, Taberani-241)

Peygamber Efendimiz, yeni Müslüman olmuş mü’minleri eğitmek, onlara dinini öğretmek için ashaba görev verirdi. (Nesei-6163)

Allah Resûlü (sav) bulunduğu milletin tarihini, aile, kabile bilgisini önemser, bilgi sahibi olurdu. (Ebu Davud, Tirmizi-7176) Dolayısıyla tarih bilgisine sahip olmayı önemserdi.

Allah Resûlü (sav), tabiatta var olan nesneleri, varlıkların isimlerini ashabıyla değerlendirir, öğretirdi. Bir gün tepelerinden bir bulut geçer. O bulutun ismini sorar, ashap da söyler. Efendimiz (as), o tür bulut için Arapçada kullanılan iki ismi daha söyler. (Tirmizi, Ebu Davud-9177)

İlim bir sorumluluktur. Kişi bildiği konuları değişik amaçlar için kullanıp hainlik yapmamalıdır. (Taberani-250)

Bilgi kısım kısım verilmelidir. Bir konu hazmedilmeden diğerine geçilmemelidir. (Müsned-253) Allah Resulü Kur’an-ı Kerim’i onar ayet halinde sahabeye ezberletir, sonra diğerine geçerdi.

Çocuklara küçük yaşta bazı temel bilgiler vermek kıymetlidir. “Küçük yaşta öğrenilenler taşa nakşetmek, büyük yaşta öğrenilenler suya yazmak gibidir.” (Taberani255)

İlim Allah için öğrenilmelidir. Âlimlerle tartışmak, seviyesiz insanlarla münakaşa etmek, bilmeyenleri yenerek, onlara üstünlük sağlayarak teveccüh kazanmak, dünyalık elde etmek için ilim öğrenilmez. (Tirmizi-257, Tirmizi-258, İbn-i Mace-265, K.S.-6069)

İlimde fayda sağlamayacak ayrıntılardan, tehlikeli derin konulardan uzak durulmalıdır. (Darimi-269)
 

Bazı Yöntemler…

Allah Resûlü (sav) yazı malzemesini sürekli hazır bulundururdu. Herhangi bir sefere çıksa bile yanına alırdı. (Tirmizi-290, K.S.- c.4 s.484) Dolayısıyla yanımızda kalem, defter bulundurmamız bir sünnettir.

Öğrenilen bilgilerin kaybolmaması, unutulmaması için yazarak not almayı tavsiye ederdi. Hadisleri unuttuğunu söyleyen bir sahabiye şöyle demiştir: “Sağ elini yardıma çağır (yaz).” (Tirmizi, 318, K.S.-4132) Bu konuda kendisinden yardım isteyene de yardımcı olurdu. Bir hutbesini yazılı olarak isteyen Ebu Şah’a, yazdırmıştı. (Buhari, Ebu Davud, Tirmizi, K.S.-4133)

Yazıda estetiğe önem verirdi. Gönderilen bir mektup, yazılan bir metin güzel olmalı, mürekkep dağınık olmamalı, bunun için gereken tedbir alınmalıdır. (Tirmizi-291)

İnsanlara gerektiğinde göstererek öğretirdi. Çünkü duymak, görmek gibi olmaz. (Taberani, Müsned-261)

İnsanları eğitmede, onlara yol göstermede sembollerden yararlanırdı. Bazı şekiller çizerdi. Bir defasında doğru yolu anlatırken düz bir çizgi çizmiş sonra kenarlarına değişik çizgiler çizerek şöyle buyurmuştu: “Bu yol Allah’ın yoludur. Diğerleri de üzerinde şeytanın çağırıp durduğu yollardır.” (Darimi, Müsned)

Allah Resulü, konuların öğretilmesinde bazen örnekler, temsiller de verirdi. Böylece konunun daha iyi anlaşılmasını sağlardı. (Buhari, Müslim, Tirmizi-K.S. 2/337, 338) “Ben ve Allah’ın benimle gönderdiği, kavmine varıp da şöyle diyen adama benzeriz: Gözlerimle düşmanı gördüm. Apaçık sizi uyarıyorum. Haydi, kaçıp kendinizi kurtarın.” (Buhari; Rikak, İ’tisam, Müslim; Fedail)

Bazı bilgileri verirken görsellerden yararlanırdı. Altın ve ipek elbisenin erkeklere haram olduğunu söylerken, eline alarak göstermişti. (Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, K.S.-5286)

Birisine bir bilgi verildiğinde, bir şey öğretildiğinde, bazen doğru öğrenip öğrenmediğini kendisinden dinler, tekrar ettirdi. (Taberani-316)

Çevresindeki insanların yanlışını, kalplerini kırmadan, incitmeden güzelce uyarırdı. Camiye gelip idrarını yapan bir bedeviye saldırılmasını engellemiş, kendisine de mescidin önemini anlatarak yaptığının yanlış olduğunu bildirmişti. (Buhari, Müslim, Nesei, K.S. 10/337)

Bir bilgiyi vermeye, dikkat çekici bir sözle başlardı. (Müslim-K.S. 2/207)

Jest ve mimiklerden faydalanırdı. Ramazan günlerinin sayısını öğretirken, cemaate ellerini kullanarak, parmak hesabı yapmıştır. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesei-K.S. 9/439)

İkna edici deliller kullanırdı. Hanımını öpmenin orucu bozacağını düşünen Hz. Ömer’e, “Sen oruçluyken ağzına su aldığında nasıl ki bozulmazsa, (bu da böyledir)” diye cevap vermiştir. (Ebu Davud-K.S. 9/454) Çocuğunun kendisine benzememesinden dolayı hanımından şüphelenen bir adama, develerinden farklı renklerde yavruların olup olmadığını sorar. Niçin böyle olduğunu sorunca, “soya çekmiştir” cevabını alır. Bunun üzerine Resulullah (sav), “Kim bilir senin çocuğun da soyundaki bir damara çekmiştir.” buyurur. (Buhari, Müslim, Ebu Davut, Nesei, Tirmizi, İbn-i Mâce-4456)

Allah Resûlü (sav) bir meseleyi öğretmek için, hikâye kurgusunu kullanırdı. İlahi kurallara uyulmamasının, bütün bir toplumu etkileyeceğini izah etmek için şu örneği verir: “Bir geminin birinci katında olanlar, kendilerine su temin etmek için, gemiyi delecek olurlarsa, bütün bir gemi batar. Dolayısıyla, diğer kattakiler buna izin veremezler.” (Buhari, Müslim-5181)

İnsanlara bir meseleyi öğretirken benzetmeler yapardı. Sidretü’l-Münteha’daki meyveleri anlatırken, büyüklüğünü Yemen testilerine, yapraklarını fil kulağına benzetmiştir. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesei-8438)

İnsanlara kıssa anlatarak öğretme yolunu da kullanırdı. (Müslim-9158) İsrailoğullarına ait hikâyelerden ibretli olanları da anlatır ve anlatılmasını da yasaklamazdı. (Ebu Davud-9169, Buhari, Tirmizi, K.S.-4127)


Devamı: https://www.insaniyet.net/egitim-ve-ogretim-sunnetleri/

Bu haber toplam 220 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim