Kur’ân-ı Kerîm’de duā ile ilgili pek çok âyet bulunmaktadır. Allah, kendisine duā edilmesini istemektedir. (Mü’min, 40/60) O’na, sâdece O’na duā. O’ndan başkasından merci olarak duā ve talepte bulunmamak. Açık ve gizli, gece ve gündüz, görünür ve görünmez anlarda duā. Umûd ederek, endîşe ederek, korkarak duā. (A’raf, 7/55-56) Çünkü O, bize çok yakın. Bizi her an duyar, görür, yardım eder. (Bakara, 2/186). Eğer kulluk ve yakarışlarımız olmasa Rabbimizin yanında değerimiz çok düşük olur. (Furkān, 25/77) Duā edelim ki gāfillerden olmayalım. (Araf, 7/205) Öyle ki sabah akşam, imkân buldukça, Rabbimizin rızāsını dileyerek O’na sığınalım, duā edelim. (Kehf, 18/28)
Unutmayalım ki sâdece biz insanlar değil bütün bir varlık âlemi Rabbimizi tesbîh eder, O’nunla, mâhiyetini bilemediğimiz bir yaratıcı-yaratılan bağı içinde olur. (İsrâ, 17/44)
Yer, gök, ağaçlar, dağlar, taşlar, melekler, tüm varlık âlemi… (Ra’d, 13/13)
Duāmız, yönelişimiz ve tapınmamız sâdece Allâh’adır. Bizleri yaratan ve sonsuz nimetlerle donatan Rabbimizi bırakıp beşerî güçlere, varlıklara yönelmemiz hiç olur mu? Allâh’ı bırakıp kullara niyâz etmemiz olur mu? Onların gücü ne ki? Sâdece büyükleri hayır ve rahmetle anar, yaşayanlardan bizim için duā etmelerini isteriz. (A’raf, 7/97, Hacc, 12)
Tıpkı Efendimiz Aleyhisselâm gibi. O’nun bütün hayâtı ibâdetti. Duā da ibâdetinin özü idi.
“Duā mü’minin silahı, dînin direği, göklerin ve yerin nûrudur.” “Duā ibâdetin bizzat kendisidir.”
O her ânında, her hâlinde Allâh’ı zikrederdi. Alıp verdiği nefeslerle birlikte Allâh’ı zikrederdi. Ayakta, otururken, yatarken, yürürken, binerken, yolculukta, konaklamasında, seferinde ve ikāmetinde... hep duā ve zikir hâlindeydi.
…
Duā için beklemeye gerek yok. Darlıkta da bollukta da duā edilir.
Huzurluyken de sıkıntıda iken de duā edilir.
Sâdece başımız sıkışınca Allâh’ı anmamız diğer zamanlarda gāfil olmamız da biraz haddi bilmemektir. (Yûnus, 10/12) Nankörlüktür.(İsrâ, 17/67; Lokman, 31/32; Zümer, 39/8; Fussilet, 41/51.)
“Allâhu Teālâ’nın fazlından isteyin. Zîrâ Allah kendisinden istenmesini sever. İbâdetlerin en efdali de (duā edip) kurtuluşu beklemektir.” (Tirmizî, Daavât, 126)
Duā Âdâbı
Duā için mutlak bir kural getirilmemiştir. Ancak Rabbimize hâlimizi arz ederken bazı hususlara dikkat etmek de bir güzellik olacaktır.
Duā ederken kıbleye yönelmek.
Eûzu besmele okumak.
Allâh’a hamd ve Resûlüne salât ve selâmla başlamak.
Duruma göre ellerimizi kaldırmak.
Sesimizi fazla yükseltmemek.
Şatafatlı sözler, yaldızlı ve yapmacık kelimeler kullanmamak. İçimizden geldiği gibi sâde ve akıcı bir üslup kullanmak.
Kabûl edileceği ümit ve sevinci ile korkarak, Allâh’a sığınarak, huşû içerisinde duā etmek.
İçten ve samîmî olmak, dilimizin ucuyla usûlen istememek.
Duāda ısrarcı olmak ve yerine göre bazı istekleri üç kez tekrâr edip, dilersen kabûl et gibi tereddütlü ifâdelerden kaçınmak.
Duāya önce kendinden başlamak, sonra anne-baba ve bütün Müslümanlara duā etmek.
Toplu duālarda sâdece kendimize değil, bütün cemâati ve Müslümanları da içine alacak duālar yapmak.
Tevbe ve istiğfâr edip, günahlardan pişmanlığımızı dile getirmek. Haramla beslenmemek.
Varsa kul hakkını giderip öyle duāya yönelmek. Kul hakkını hemen ödeyemiyorsak, bu konuda Rabbimizden kolaylık dilemek.
Meşrû olan her konuda duā etmek. Haram ve yasak olan bir şeyin elde edilmesi için istekte bulunmamak.
Duāda aceleci olmayıp, “duā ettim de duām kabûl olmadı” dememek. Allah duālarımızı; bu dünyâda, dilediği bir zamanda, yâhut âhirette kabûl eder. Bazan da günahların, kefâret olarak bağışlanarak silinmesi veya bazı kazā ve belâları defederek kabûl eder.
Yalnız bu dünyâ veya âhiret için değil hem bu dünyâ hem de âhiret için istekte bulunmak.
Yalnız darlıkta değil bollukta da Allâh’ı anıp yardım istemek.
Yer yer Kur’ân’da ve Sünnette geçen duā ifâdelerini kullanmak.
Duruma göre hâlimizi itiraf ve af dileme, iyiliklerimizi sunup nimet ve mükâfât istemek.
Dış görünüm itibâriyle bir düzen, disiplin içerisinde, acziyetini müdrik, noksânını kabûl eder, ilâhî yardımı ister bir halde bulunmak.
Kısa, net ve özlü cümlelerle duā etmek.
Duāyı Allâh’a hamd ve salâtü selâmla bitirmek.
Duā bitince ellerimizi yüzümüze sürmek. (Daha geniş bilgi için, Gönülden Dile Gelen Duālar, Mehmet Nezir Gül, TDV Yay.)
Yazının devamı için:https://yenidunyadergisi.com/blog/hayati-dua-dua-yasamak































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.