24 Temmuz Cuma
Sabah uyanış.
Belediye Tesislerinde kahvaltı.
Aramıza değişik illerden yeni arkadaşlar katılıyor.
Önceki dönem TYB başkanı, şimdi de Şeref Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan da var.
Sonra TYB Erzincan Şubesine gidiyoruz.
Hz. Hatice Camiinin hemen altında geniş, halıyla kaplı bir mekan.
Saat 10.00'da başlayan şubeler toplantısı cuma namazına kadar devam ediyor.
Her şubeyi temsilen bir kişi kalkıp yaptıkları faaliyetleri anlatıyor; tekliflerini sunuyor.
Bizim başkanımız Cuma Ağaç mazereti dolayısıyla katılamadığı için onu temsilen başkan yardımcımız Mahmut Kaya konuşuyor.
Cumayı üstümüzdeki camide kılıyoruz.
Sonra toplantıya devam.
Bazı şubelerin imkânları çok geniş.
Ona bağlı olarak da çok ve güzel işler yapıyorlar.
İstanbul ve Konya başta geliyor.
Arada ben de söz aldım; yapay zekânın edebiyata da etki ettiğini, yapay zekâ ile kısmen veya tamamen "oluşturulan" köşe yazısı, şiir, hikâye, deneme, hatta romanın ne kadarının özgün ve eser olarak kabul edileceği konusunda TYB'nin de çalışıp bir ölçü belirlemesi gerektiğini dile getirdim.
Genel Merkez, en başarılı şube olarak Erzurum'u seçmiş.
Erzurum eskiden beri gerçekten başarılı.
Şube Başkanı Mehmet Gözütok talip oldu, gelecek şubeler toplantısının Erzurum'da yapılmasına orada karar verildi.

Program sonrası aynı mekanda öğlen yemeği niyetine çok güzel bir sofra.
Erzincan ekmeği çok güzel.
Yanında tulum peyniri, karpuz, kavun, üstüne çay.
Süper!
Erzincan Şube Başkanı Halil İbrahim Özdemir ve çalışma arkadaşları uyum içinde ve büyük bir tevazu ile hizmet ediyorlar.
Gayretleri çok takdire değer.
Söz alan hemen hemen herkes TYB'nin kurucu genel başkanı merhum D. Mehmet Doğan'ı ve hizmetlerini saygıyla, minnetle anıyor.
Gıpta ediyorum.
Ömrünü bir davaya vakfeden, kalıcı izler bırakan insanlara ne mutlu!
Akşam da aynı mekanda şiir şöleni var.
Vakti gelinceye kadar cami avlusunda eğleşiyoruz.
Öbek öbek tatlı sohbetler, muhabbetler.
Biz Urfalılar bir aradayız.
Yanımıza gidip gelenler de oluyor.
Mehmet Kurtoğlu her zamanki gibi sansürsüz gülüyor, güldürüyor.
TYB Genel Merkezinin genç elemanlarından Erzincanlı Şeyda Özgül Hanımın babası hepimizi şehrin kenarındaki bağlarına davet etmiş.
Topluca oraya intikal ettik.
Çok güzel bir bağ ve bostan.
İçinde her türlü meyve ve sebze var.
Üzerine çeşit çeşit ev işi unlu mamul ve tatlıların bulunduğu mükellef bir sofra.
İnsan bazen midesinin daha büyük olmasını istiyor.
Muhabbet koyu.
Herkesin neşesi yerinde.
Bu arkadaşların hepsi normalde dünyanın dertleriyle muzdarip.
Birkaç günlüğüne kendilerine mola vermişler gibi.,

Bir şey daha ilave edeyim.
Zenginlik, helalindense eğer, güzel şey.
Ama şükrünü de eda etmek lazım.
Cömert olmak, sofrası herkese açık olmak da şükrü edaya dahil.
Yoksa "kendin çal, kendin oyna" bir anlamı yok.
Şiir programı için dönüyoruz.
Programda şiir okuyacak olan Erzincanlı şairlere dışarıdan gelen isimlerden de eklemeler yapılıyor.
Biri de benim.
En son yazdığım "Hayali Serenat" şiirimi okuyorum.
Çok genç arkadaşların arasında ak sakallı şairler de var.
Güzel şiirler, güzel okuyuşlar.
Güzel program.
Bitiminde ödül töreni.
Hediyeleşmeler.

Çay Faslı sırasında yanıma bir genç yaklaşıyor.
Urfalı olduğumu duyunca tanışmak istemiş.
Adı Adem, soyadı da galiba Kılıç idi.
Suruçlu imiş.
Erzincan'da okumuş, Ankara'da çalışıyormuş, birkaç günlüğüne Erzincan'a gelmiş.
Temiz yüzlü pırıl pırıl bir genç.
Kitap okuyor, kültüre ve edebiyata meraklı.
Programın ondan sonraki bölümlerine bizimle beraber katıldı.
Dolu dolu bir günü tatlı bir yorgunlukla bitiriyoruz.
Yarın erkenden yola çıkacağız.
Hedef, eski adı Eğin olan Kemaliye.
Program yine çok yoğun.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.