16 Eylül 2026
  • İstanbul17°C
  • Ankara20°C
  • İzmir24°C
  • Konya20°C
  • Sakarya15°C
  • Şanlıurfa31°C
  • Trabzon22°C
  • Gaziantep26°C

AHMET YILDIRIM: HOCA AHMET YESEVÎ’NİN ŞEHRİ TÜRKİSTAN’DAN SELÂMLAR

Ahmet Yıldırım: Hoca Ahmet Yesevî’nin Şehri Türkistan’dan Selâmlar

07 Eylül 2026 Pazartesi 10:08

Bazı şehirler vardır, insan oradan ayrılır ama şehir insandan ayrılmaz. Aradan yıllar geçse, yollar değişse, meydanlar yeniden düzenlense, binalar yükselse bile o şehir insan hafızasının bir yerinde yaşamaya devam eder. Zaman zaman bir türbe, bir kubbe, bir sokak, bir minare yahut uzaklardan gelen bir ses, bir isim, yıllardır sessizce bekleyen hatıraları yeniden uyandırır. İşte Türkistan Kal’ası benim için böyle bir şehir…
Türkistan’a ilk defa 2009 yılında gelmiştim. 2012 yılına kadar burada bulundum, Hoca Ahmed Yesevî Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi’nde ders vermek öğrencilerle beraber olmak, meslektaşlar ve dostlar edinmek nasip oldu. O yıllarda Türkistan benim için hem bir görev yeri hem de yeni bir kültürü tanıma, Türk dünyasının farklı coğrafyalarından insanlarla tanışma ve Hoca Ahmed Yesevî’nin manevi iklimini yakından hissetme imkânıydı.

2012 yılında Türkistan’dan ayrılırken bir gün yeniden bu şehre döneceğimi bilmiyordum. Dönerken Türkistan’a Veda diye yazı bile yazmıştım. Aradan geçen yıllar içinde Türkistan, zihnimde ve hatıralarımda yaşamaya devam etti.

Eski öğrencilerimi, dostlarımı, dostlukları, üniversitedeki günlerimi ve Yesevî’nin şehrinde geçirdiğim zamanları zaman zaman hatırladım, duygulandım, hüzünlendim Şimdi, yıllar sonra yeniden Türkistan’a geldim, Türkistan’dayım. Vesile olanlardan Allah razı olsun. Fakat bu gelişim kısa bir ziyaret için değil. Önümde inşallah yeni bir Türkistan hayatı var. Bu nedenle Türkistan’a dönüşü sadece geçmişe yapılan bir ziyaret olarak görmüyor, daha çok, yıllar önce bıraktığım bir şehri yeniden tanıma ve yeniden yaşama, hizmet etme, istifade etme, ilim, irfan hikmet yolculuğu ve Hoca Ahmed Yesevî’yi yeniden tanıma ve düşünme fırsatı olarak değerlendirmek istiyorum
İlk geldiğim 2009 yılındaki Türkistan ile bugün karşılaştığım Türkistan arasında elbette önemli farklar var. Şehir çok büyümüş, gelişmiş ve yepyeni bir görünüm kazanmış, çok güzel bir hale gelmiş.

Üniversitede de zamanın değişimin izlerini görmek mümkün. Yeni öğrenciler, yeni akademisyenler ve yeni bir üniversite atmosferi var. Belki en önemli değişiklik, Türk Konseyinin 31 Mart 2021 tarihinde yaptığı toplantıda Kazakistan’ın Türkistan şehri Türk Dünyasının manevi başkentlerinden biri olarak ilan edilmesidir. Zaten daha önce Kazakistan’da 19 Haziran 2018’de imzalanan kararname ile Güney Kazakistan eyaletinin ismi Türkistan eyaleti olarak değişmiş, böylece Kazakistan’ın Güney Kazakistan Eyaleti’nin adı Türkistan Eyaleti olmuştu. Fakat bütün değişimin içinde değişmeyen bir şey dikkat çekmektedir:
Hoca Ahmed Yesevî. Çünkü Türkistan’ı Türkistan yapan sadece tarihî yapıları veya geniş bozkırları değildir. Bu şehrin asıl kimliğini oluşturan, yüzyıllardır devam eden Yesevî mirasıdır. Yesevî’nin mirası bana her defasında aynı gerçeği hatırlatıyor: Medeniyet, yalnızca eser bırakmak değil, insan yetiştirmektir. Bir insanın gönlüne dokunabilmek, ona ahlâk ve hikmet kazandırabilmek, bilgiyi hayatın anlamıyla buluşturabilmek…

Belki Yesevî’nin asıl büyüklüğü burada. Bu sebeple Türkistan’a yeniden dönmek, benim için aynı zamanda Yesevî’nin düşünce dünyasına ve mirasına yeniden dönmek anlamına geliyor. 2009 yılında Türkistan’a gelen insan ile bugün Türkistan’a dönen insan aynı değil. Şehir çok değişmiş. Zaman değişmiş. Ben de değişmişim. Fakat bazı değerler değişmeden kalmış. Bunların başında yukarıda da belirtiğimiz üzere Hoca Ahmed Yesevî geliyor. Hoca Ahmed Yesevî’nin adı hâlâ bu şehrin üzerinde bir gölge gibi değil, bir ruh gibi duruyor. Belki de şehirleri anlamlı kılan tam olarak budur. Binalar, yollar ve sokaklar değişebilir; fakat bir şehrin hafızası ve ruhu yaşamaya devam eder. Hasbelkader hadis tasavvuf ilişkisi üzerinde çalışmaları olan birisi olarak Yesevî’nin şehrinde bulunmanın benim için her zaman ayrı bir anlamı olmuştur.

Yesevî’nin hikmetlerini yalnızca kitaplardan okumak başka, onun yaşadığı ve adının bütün şehre ruh verdiği bir coğrafyada bulunmak başkadır. Yıllar sonra yeniden Yesevî’nin şehrinde bulunduğumda, aslında sadece değişen şehre bakmadığımı biraz da kendi hayatıma baktığımı hissettim. Ayrıca Hoca Ahmed Yesevî Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi’nde görev yaptığım yıllar her zaman benim için akademik hayatımın önemli dönemlerinden biri olmuştur.

Üniversitedeki dersler, öğrenciler, meslektaşlar ve akademik çalışmalar kadar, farklı bir kültür ortamında yaşamanın kazandırdığı tecrübeler de benim için önemliydi. Türkistan’da sadece ders vermedim; aynı zamanda öğrencilerden, meslektaşlarımdan, dostlardan ve şehirden çok şey öğrendim.

Farklı ülkelerden gelen öğrencilerle aynı sınıfta bulunmak, Türk dünyasının farklı bölgelerinden gelen gençleri tanımak, onların hayallerini ve ülkelerine dair düşüncelerini dinlemek, üniversitenin bir eğitim kurumundan daha fazlası olduğunu göstermiştir. Bu yüzden her zaman Hoca Ahmed Yesevî Üniversitesi, Türkiye ile Kazakistan arasında kurulmuş önemli bir eğitim köprüsü olmuştur. Belki de bu sebeple burada geçirilen yıllar, insana Türk dünyasına yalnızca dışarıdan bakmayı değil, onu içeriden hissetmeyi öğretiyordu.
Önümde şimdilik önemli bir zaman dilimi var. Bu zaman boyunca Türkistan’ı yeniden tanımaya, Hoca Ahmed Yesevî’yi yeniden anlamaya ve düşünmeye, eski dostlarla buluşmaya, yeni öğrenciler tanımaya ve bu şehrin bugününü anlamaya inşallah gayret edeceğim.

Belki yıllar önce tanıdığım bazı mekânlara yeniden gidecek, bazı hatıraları tazeleyecek, daha önce fark etmediğim yeni güzelliklerle karşılaşacağım. Bu sebeple bugün yazdığım bu satırları bir başlangıç yazısı olarak görüyorum. Sürenin sonunda inşallah bugün sahip olduğum hatıralara, güzelliklere yenileri eklenecek. Belki o zaman Türkistan hakkında daha farklı şeyler söyleyebileceğim. Yazının başında da söylediğim gibi şimdilik bildiğim şu:
İnsan bazı şehirlerden ayrılır; fakat bazı şehirler insanın içinden ayrılmaz.

Bakalım bu defa Türkistan, bize kendisini hangi mevsimde, hangi zaman diliminde, hangi sokakta, hangi insanın yüzünde ve hangi hikmetin içinde anlatacak…


Son olarak tarihine, medeniyetine, kültürüne ve geçmişine ilgi duyan her insanımızın için başta Türkistan olmak üzere bütün ata yurdu görmesini, o güzel yerleri dolaşmasını ve oralarda yaşayan insanlarla tanışmasını ve güzellikleri diğer insanlarla paylaşmasını temenni etmekteyiz.
Daha başka yazılarda buluşmak niyazıyla hoşça kalınız.

https://www.insaniyet.net/hoca-ahmet-yesevinin-sehri-turkistandan-selamlar/

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.