- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
08 Mayıs 2026- İstanbul24°C▼
- Ankara22°C
- İzmir25°C
- Konya22°C
- Sakarya25°C
- Şanlıurfa25°C
- Trabzon15°C
- Gaziantep23°C
ALTAN ÇETİN: PROF. DR. OSMAN TURAN-BÜYÜK MALAZGİRD ZAFERİ VE ANADOLU’DA TÜRK DESTANI 2

29 Ağustos 2019 Perşembe 11:56
Prof. Dr. Osman Turan'ın makalesinin 2. kısmını ilkyazının devamı olarak Malazgirt zaferinin 958. Yılı sene-i devriyesinde 60 yıl sonra yeniden Yeni Söz vasıtasıyla okurlarla buluşturarak bu zaferi, bir büyük tarihçimizin kalemiyle tebcil etmeyi meselenin önemi ve makalenin konuyu takdimdeki faikıyeti sebebiyle faydalı buluyoruz.
MALAZGİRD VE İSLÂM-HIRİSTİYAN DÜNYALARI
Bu Selçuk-Fatimî rekâbetinden faydalanmak isteyen Bizans İmparatoru Romanos Diogenes devletinin bütün imkânlarını seferber ederek 200.000 kişilik büyük bir ordu ile harekete geçerken yalnız Anadolu'yu mutlak surette Türkler'den, kurtarmak niyetinde değildi; O, aynı zamanda, İslâm dünyasına karşı evvelki asırda başlamış; ve Selçuklular'ın zuhuru ile durmuş olan taarruz ve istilâları da tekrarlamak kararında idi. İşte, Malazgird Meydan Muharebesi İslâm ve Hıristiyan âlemlerinin kaderlerini tayin ile alâkalı böyle bir zamanda ve bu şartlar içinde vukuu buluyordu. Selçuk Devleti, böyle bir muharebeye hazır bulunmadığı için İslâm dünyası cidden korku ve endişe içinde idi. Bizzat Sultan ve Abbasî Halifesi bu endişeyi duyanların başında idi. Bu sebeple her ikisi de bütün kuvvetlerini cepheye sevk eden İmparatora sulh teklifinde bulunmuştu. Lakin kuvvetinden mağrur ve zaferden emin bulunan İmparator, Sultanın hazırlanma ihtimalini düşünerek bunun ancak Selçuk payitahtında mümkün olabileceği ifadesiyle bu müsait sulh tekliflerini red eyledi.
Alparslan, 80.000'den fazla olmayan ordusu ile, kâhir düşman kuvvetlerine karşı muharebeyi kabule mecbur bulunurken endişesi cidden büyük idi. Bu münasebetle mağlûbiyet ve ölüm ihtimallerini hesap ederek ordusu huzurunda and ve vasiyetlerini yapmak lüzumunu duydu. Son tesellisi İslâm'ın bu büyük gününde ve onun uğrunda şehit olmak idi. Halife de bütün İslâm ilim ve din adamlarını bu kader gününde camilerde Allah'ın Türk ordusuna yardımı ve İslâm'ın zaferi için, duaya davet etti. Dua sesleri camilerde yükseldiği bir günde muharebenin hayırlı olacağı ümidiyle saflar kuruldu ve 26 Ağustos 1071 Cuma günü iki ordu karşılaştı. Muharebenin cereyan tarzı ve neticesi malûmdur. İlk İslâm askerleri Kadisiye ve Yermûk'te nasıl bir avuç kuvvetle koca Sasanî ve Bizans İmparatorluklarını yıkmış veya parçalamış ise Malazgird'de de aynı şey olmuş; manevî kuvvet maddî üstünlüğü yere sermiştir. Zaten Kur'ân'da da bu hususa dair bir beşâret Müslümanları daima cesaretlendirmişti. Bizans ordusunda hezimet gayrimüslim Uz (Oğuz) ve Peçenek Türkleri'nin ırkdaşlarını tanıyarak Selçuk saflarına geçmesiyle başlar.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.