22 Ekim 2026
  • İstanbul22°C▼
  • Ankara16°C
  • İzmir22°C
  • Konya16°C
  • Sakarya21°C
  • Şanlıurfa23°C
  • Trabzon19°C
  • Gaziantep21°C

AYHAN DEMİR: BALKANLARDA TÜRKÇE’NİN İZLERİ

Dil meselesi, kuru bir dil bilgisi veya ilgisiyle izah edilebilecek bir şey değildir. Dil, konuşulan, yaşanılan ve düşünülen bir bahistir.

Ayhan Demir: Balkanlarda Türkçe’nin izleri

21 Ekim 2026 Çarşamba 13:10

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy şunu söylemiştir: “Benim için iki şey mukaddestir; din ve dil.” O, ben diyor ama bu hepimiz için geçerlidir.

Dil, bir imkândır. İnsanlar arasındaki irtibatı sağlar. Derdimizi, düşüncemizi, duygumuzu ve hatıralarımızı onunla ifade ederiz.

Dilin, bir milletin kaderini belirleme kabiliyeti vardır. Osman Toprak, Dil ve İmkân isimli eserinde, bu gerçeği şu şekilde ifade ediyor: “Dil, milletin hayatıyla, millet de dilinin hayatıyla bağlanmıştır.” 

Mevlânâ’ya ait olduğu söylenen şu söz de bu mesele üzerinde düşünmemizi sağlar: “Ana dilinden koparılan kimse, kendisine yabancılaşır.”

Buradan hareketle: Dil, insanın kendisini ve dünyayı anlamasını sağlayan unsurlarından biridir. Bir dili öğrenmek, aynı zamanda o dilin taşıdığı kültürü, tarihî ve sosyolojiyi de tanımaktır.

Mesela Balkanlar, farklı dillerin, dinlerin ve kültürlerin yüzyıllar boyunca birbiriyle temas ettiği bir coğrafyadır. Bu temasların izlerini dillerde görmek mümkündür.

Türkçe ile Boşnakça arasındaki ilişki, bu temasa ait izlerin en görünür örneklerindendir. Abdulah Şkalyiç’in Sırpça-Hırvatça dilinde Türkçülük (Turcizmi u srpskohrvatskom jeziku) isimli sözlüğünde şöyle söyler: “Sözlükte, 6 bin 878’i farklı terimler olmak üzere, 8 bin 742 kelime (ifade) yer alıyor.” İşte, onlardan bir kaçı: Bereket (berečet), işkembe (škembe), sümbül (zumbul), çarşı (čarsija), kâse (časa), köprü (čuprija)…

Aynı şekilde Tahir N. Dizdari, Arnavutça’daki Şark Kökenli Kelimeler Sözlüğü (Fjalor i orientalizmave në gjuhën shqipe) isimli eserinde şunu ifade ediyor: “Birkaç kelime hariç 4 bin 406 alıntı Arnavutça’ya Türkçe vasıtasıyla alınmıştır.”Burada da yok yok: Baba (babai), dede (dede), çorba (çorbe), pekmez (pekmez), konak (konak), koltuk (kolltuk), yorgan (jorgan).

Bir kelime başka bir dile geçerken, beraberinde hatıraları, alışkanlıkları, hayat biçimlerini de taşır. Bir zamanlar, insanların, aynı şehirde, aynı pazarda birbirleriyle temas hâlinde olduklarını hatırlatır.

Balkan dillerindeki Türkçe kökenli kelimelerin zenginliği, önemli bir kültürel mirasın varlığını açıkça göstermektedir. Bu mirası, yalnızca geçmişe ait bir hatıra olarak göremeyiz. Bu birikimi sözlük çalışmaları, dil öğretimi, karşılaştırmalı dil araştırmaları ve edebî incelemeler aracılığıyla geleceğe taşımak gerekir.

Balkanlarla ilgili pek çok tv programı yayınlanıyor. Bölge üzerine konuşuluyor, yazılıyor ve tartışılıyor. Ancak meselenin edebiyatını yapmaktan, edebiyatın gereğini yapma fırsat kalmıyor.

Bir coğrafyayı tanımak adına bilgi edinmek önemlidir. Fakat o coğrafyanın edebiyatını okumadan insanları, duyguları ve düşünce dünyasını ne kadar tanıyabiliriz?

Söylemeye çalıştığım: Balkanlar hakkında bu kadar konuşulmasına rağmen pek az Balkan edebiyatçısının eserleri Türkçeye tercüme edilmiştir. Aynı şekilde, Türk edebiyatının da Balkan dillerinde daha fazla yayınlanması gerekiyor.

Devamı:https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ayhan-demir/balkanlarda-turkcenin-izleri-54141.html?page=2

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.