- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
05 Mayıs 2026- İstanbul17°C▼
- Ankara13°C
- İzmir20°C
- Konya10°C
- Sakarya12°C
- Şanlıurfa14°C
- Trabzon14°C
- Gaziantep10°C
BEDİR ACAR: ‘SON KALE'YE REKLAMLI SALDIRI
Hatırlıyorum da 90'larda müthiş bir "aile planlaması" propagandası vardı. Hastane duvarlarına iliştirilen afişlerde, ekranlarda ve gazetelerde "Bakabileceğin kadar çocuk yap." denilerek çekirdek aile özendiriliyordu.

05 Mayıs 2026 Salı 11:03
Hafızam beni yanıltmıyorsa dönemin bazı gazeteleri kupon karşılığında prezervatif paketleri dağıtıyor, Şener Şen, Ayşen Gruda, Erdal Özyağcılar gibi oyuncuların rol aldığı reklamlarda ailelere bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaları öğütleniyordu.
Toplumu çekirdek aile çıkmazına sokan "toplum mühendisleri"; çok çocukluluğu bir "yük" ve "köylülük alameti" olarak sunuyordu. Parlatılan steril çekirdek aile modeli, belki de geleneksel aile yapısını tarumar eden küresel bir projenin parçasıydı.
Zihinlere sızan bir başka sinsi silah daha vardı. Her köşede köpürtülen o meşhur "kaynana-gelin" çatışması... Kaynanalar; evin huzurunu bozan, despot ve sürekli entrika çeviren birer figür olarak karikatürize edildi. "İyi kaynana, kara toprak altında olur." yaklaşımı sergilendi.
Bu sistematik kötüleme, "Büyüklerle yaşamak yüktür, huzursuzluktur." algısını ilmek ilmek işledi. Kaynana ve kayınpederin varlığı "hizmet edilmesi gereken bir ağırlık" gibi sunulurken; onların sağladığı karşılıksız destek, çocuk bakımındaki bilgelik ve aileyi bir arada tutan manevi otorite görmezden gelindi. Aile büyükleri evlerden uzaklaştırıldı.
Bu planlı yalnızlaştırma giderek el yükseltti; bugün başka şeyler oluyor.
Hale bakın ki 'Anneler Günü'nü fırsat bilen bir beyaz eşya markası "annelik" kavramını sıradanlaştırıyor. Bir Alman markasının "Tam Bi' Anne Hikâyesi" sloganıyla sunduğu ve büyük tepki çeken reklam filmi, bu zihniyetin ulaştığı son raddenin bir vesikasıdır. Evlat sevgisi ile evcil hayvan sevgisini aynı teraziye koyan, "Bende de iki tane var." diyerek nesil inşasını basitleştiren bu stratejik yaklaşım, toplumu ayakta tutan o son kaleyi, yani anneliği bir hobiye indirgeme çabasında!
Neleri kaybettiğimizi hatırlayalım: Kadim yapımızda dede ve nine geçmişin kökü, torun ise geleceğin filiziydi. Bu bağ koptuğunda ağaç kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Günümüzde ise kök de yalnız, filiz de... Çocuklar büyüklerin değil, sosyal medyanın, küresel sistemin eline emanet...
Devamı:https://www.aksam.com.tr/yazarlar/bedir-acar/son-kaleye-reklamli-saldiri/haber-1664297
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.