- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
16 Eylül 2026- İstanbul20°C▼
- Ankara25°C
- İzmir26°C
- Konya28°C
- Sakarya18°C
- Şanlıurfa35°C
- Trabzon22°C
- Gaziantep33°C
BİLAL KEMİKLİ: ŞİİR VE GELENEK

16 Eylül 2026 Çarşamba 13:12
Şiir ve gelenek ilişkisi üzerinde durulması gereken bir konudur. Her şeyden evvel şiir bir gelenek işidir. Şair elbette şiirinin yeni olduğunu söyleyecek. Bunun için de yeni yollar arayacak. Fakat o yeni olan şiir, gerçekten yeni midir? Evvela bunu düşünmek lazım… Velev ki yeni olsun; o yeni söyleyiş, daha sonra bir gelenek oluşturmayacak mı?
Bendeniz her yeninin kökeninde bir eskilik olduğunu düşünürüm. Daha doğrusu şiirde ve sanatta yeniyi, şiir ve sanat ağacına yapılan yeni bir aşı olarak görürüm. Evet, o yapılan aşı yenidir; ama bir aşıdır. Aşıyı yapan kişi, ağacı yenilemiştir, tazelemiştir, canlandırmıştır. Haydi diyelim ki, aşı yapmasını bilen kişi, bahçeye yeni bir ağaç dikemez mi? Elbette diker. Fakat diktiği o yeni ağaç, bildik bir ağaçtır; o bölgenin ikliminde ve toprağında yetişmesi mümkün olan bir ağaç. İşte gelenek, bir ucuyla ağacı aşılamak, öteki ucuyla da toprağa ve iklime uygun ağacı dikmektir.
Aşıdır gelenek; havadır, sudur ve topraktır. Siz şiir için aşıyı yeni hayal, imge ve söz sanatları olarak düşünün… Havayı yeni tatlar, heyecanlar, ahenk ve ritim olarak görün. Suyu yeni bilgi, yeni kavrayış ve yeni ilhamlar olarak kabul edin. Toprak, dil olsun, biçim olsun. Bütün bunlar değişebilir, yenilenebilir. Fakat ne kadar değişirse değişsin, ne kadar yenilenirse yenilensin, eskinin üzerinden harmanlanır. O bakımdan, sanat ve edebiyattaki yenilik, teknikteki yenilik ve eskilikten çok farklıdır. Teknikteki yenilik, eskiyi unutturur ve zamanla tedavülden kaldırır. Lakin sanatta durum çok farklı seyreder; orada eskilik de yenilik de izafidir. Yeni yazılan bir şiir, hemen ertesi gün eskiyebilir; ama bazı şiirler vardır ki, asırlar evvel yazılmıştır ve hala yenidir, yeni de kalacaktır.
Gerçek sanat eseri eskidikçe klasikleşip değerine değer katıyor. Kimileri o eskidir, köhnedir diye itibar etmeyebilir. Onu unutulmaya mahkûm edebilir. Hakkında menfi sözlerle kamuoyunda önyargılara sebebiyet verebilir. Hatta yeni olarak öne sürülen şiir kabul edilsin, yaygınlık kazansın diye mütemadiyen eleştirilebilir, kötülenebilir… Daha başka pek çok şey yapılabilir. Fakat bütün bunlar, o gerçek sanatı yerinden etmeye yetmez. Zira altın yere düşmekle değer kaybetmez. O yerdeki altını alır, temizlersiniz, sarrafa götürür kıymetini takdir edersiniz. İşte gelenek, o eskiden, o yok edilmeye çalışılan sanat eserinden bugüne sirayet eden huzmelerdir. Yeni diye takdim edilen nice eser, o huzmelerle hayat bulmuştur.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.